| 02-09-2012, 09:05 AMBolu Foruma Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! | |
|
|
|
Bu Makale Admin tarafından yazılmış, 1905 kişi okumuş ve 3 yorum yapılmış. Şu Anda
Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
|
Seben ' in Tanıtımı ( Genel Bakış )
|
![]() SEBENİN TARİHİ Zirai verim gücü, akarsularının bolluğu nedeniyle küçümsenmeyecek derecede olan bölgenin Hititler devrinde yerleşme alanı olarak seçildiği gerçekse de, elimizde bu devre ait doküman bulunmamak tadır. Boğazları geçerek Anadolu'ya yerleşen Frikler bu bölgenin ilk sakinleri olduğu sanılmaktadır. Solaklar, Muslar, Çeltikdere, Yuva, Karca , Köyleri çevresinde görülen ve halk arasında gavur evleri olarak bilinen kaya evler; kayalar arasına özenle oyulmuş birer Firik evidirler. Bölge Firiklerlerden yıllar sonra, M.Ö.64 yılında Romalıların daha sonraları da Bizanslıların eline geçmiştir. Bölgede gerçek uygarlık bundan sonra başlamış olup, bu devir kalıntılarına sıkça rastlanmaktadır. Pavli (Bavlum) kaplıcalarında yapılan inşaat hafriyatında Romalılar zamanından kalma yapı ve banyo havuzları ortaya çıkmıştır. Çeltikdere Köyü civarında bulunan kilise kalıntısı Bizans üslubu olduğuna göre bölgenin önemli bir yerleşim alanı olduğu anlaşılmaktadır. İLK DEVİR (1324-1911) Anadolu Selçuklu Sultanlığı sırasında doğudan göç edip gelen Oğuz boylarının Bizans sınırına yerleştirilmeleriyle bu bölge Türklerin yeni yurtları olmuştur. Yuva, Yağma Dodurga, Kızık gibi Oğuz boylarının isimlerini taşıyan köylerin olması buranın oğuzlarla türkleştiğini göstermektedir. Bolu'nun alınması ile (1324) yörenin Osmanlı yönetimine geçtiği sanılıyor. PAVLU ŞEHRİ 1894 yılında Bolu yöresinde incelemeler yapan ve bölgeye ait bir harita çizen Vitalciuret, şimdiki kaplıcaların olduğu yerde bir şehir olduğunu belirtmektedir. O tarihlerde yaşanan deprem sonrası ilçe yerle bir olmuş, halkıda çevre yerleşim alanlarına dağılmıştır. Bunu doğrulayan birçok kanıt vardır. En önemlisi eski kaplıca binalarıdır. Bazı eski tapularda ilçe adı Pavlu diye yazmaktadır. Eski Bolu salnamelerinde Pavli ilçesinden toplanan vergilerin dökümüne rastlanmaktadır. BUCAK OLUŞU (1911-1946) 1911 yılında şimdiki Keskinli mahallesinde Çarşamba isimli Mudurnu ilçesine bağlı bucak kuruldu. (çarşamba günleri pazar kurulduğu için bu ad'la anıl mıştır.) Bucak kurulduğunda ilçe merkezinin olduğu yer tamamen boşmuştu. Çarşamba bucağının o zamanlar Merkez ve Köyleri ile birlikte 10 bin civarında nüfusu vardı. Ve şimdiki Kıbrıscık ilçesinin köyleri dahil 50 köyü bulunmaktaydı. İSMET İNÖNÜ PAŞA'NIN İLÇEMİZİ ZİYARETİ 1920'li yıllarda TBMM'sinin Ankara'da toplanması kesinleşince İstanbul'dan kaçabilenlerle birlikte Ankara’nın yolunu tutan İNÖNÜ maceralı bir yolculuktan sonra Son Osmanlı Meclisi Başkanı Celaleddin Arif Bey, Ali Fuat Cebesoy'un babası İsmail Fazıl Paşa, Binbaşı Saffet Arıkan başta ol mak üzere birçok ünlü ile birlikte 29 Mart 1920 günü Bolu'ya geldi. Eski bir er kıyafeti ile yolculuk eden İsmet Bey ve arkadaşları güvenlik gerekçesiyle Boluda fazla kalmaz. Kafile Kızık köyü muhtarı Güden Hüseyin Ağa'nın sorumluluğunda onbeş yerel milis ile birlikte 30 Mart 1920 günü Bolu dan ayrılır. Celaleddin Arif ve İsmet Beyin içinde bulunduğu kafilenin ilk durağı Seben'in KOZYAKA köyü oldu. Burada bir gün konaklayan ve geceyi Hacıbey oğlu Asım ile daha sonra Bolu Milletvekili olarak görev yapacak olan ABDİ ÖZKÖK'ün babası Ahmet Ağanın evinde geçiren heyet ertesi gün yola çıkmış ve Nallıhan-Beypazarı üzerinden 3 Nisan 1920 günü Ankara'ya ulaşmıştır. (Derleyen: Yard. Doç. Dr. Hüseyin SARI). COĞRAFİ DURUMU ![]() Seben 40'-50' Kuzey paraleli ile 31'-50' Doğu meridyeninin kesiştiği nokta çevresinde yer almaktadır. Batı Karadeniz bölgesine girmekle beraber İç Anadolu Bölgesiyle sınır teşkil eder. Bolu il merkezinin 54 km güneyindedir. doğusunda Kıbrıscık, batısında Mudurnu, kuzeyinde Bolu, güneyin de ise Nallıhan ilçeleri bulunmaktadır. Yüzölçümü 662 km2 dir. Seben Köroğlu dağlarının güney ucunda Aladağ çayı vadisinde kurulmuştur. Vadinin denizden yüksekliği 625 m. dir. En önemli akarsuyu Aladağ çayıdır. Seben İlçesi 2 mahalle 29 köy ile yönetilmektedir. Belediye 1946 yılında kurulmuştur. İlçede polis teşkilatı ve Askerlik Şubesinin haricinde tüm resmi daireler mevcuttur. Çarşı ve Keskinli adı ile iki mahallesi bulunmaktadır. Nüfus sayımları 1990 2000 İlçe Merkezi Nüfusu 4165 4334 29 Köy Nüfusu 6718 4537 Genel Toplam 10883 8871 Mahalleleri : Çarşı Mahallesi, 2000 Nüfus sayımına göre nüfusu 4145 kişidir. Keskinli Mahallesi, 2000 Nüfus sayımına göre nüfusu: 189 kişidir. İlçe Merkezi Toplamı : 4334 kişidir. Köyler Toplamı : 4537 kişidir. SEBEN İLÇE TOPLAMI : 8871 kişidir. EKONOMİK DURUMU Halkın geçimi çiftçilik ve hayvancılık olması nedeniyle yerleşme, Aladağ çayı vadisi ile kollarının geçtiği yerlerde olmuştur. İlçenin güneyinde bulunan ovalarda tarıma elverişli toprakların bulunması bu kısımlarda halk tarafından yerleşme alanı olarak benimsenmiştir.İlçede halk geçimini başta tarım olmak üzere hayvan cılık ve orman işçiliği yaparak sağlamaktadır. İlçe bozkır ve ormanlarla kaplı olması hayvancılığı geliştirmiş tir. Son zamanlarda tavuk çiftlikleri geçim kaynağı olmuştur. İlçede bulunan 30 köyden 2'si dağ , 4'ü orman köyüdür. 24'ü ise vadiler de kurulmuştur. 664 km2 yüzölçüme sahip olan Seben'de km2 başına 13 kişi düşmektedir. İlçede arazinin az olması gizli nüfus planla masını beraberin de getirmiş ailelerin genellikle 1-2 çocuğu olmakta buda ekenomik gücün artmasını sağlamaktadır. İlçede elma üretimi 1955 li yıllarda başlamış olup günümüzde rekorte 50.000 tona ulaşmıştır. Starking, Golden, Beşyıldız, Amasya ve az miktarda Ferik cinsi elma üretilmektedir. Haccağız Kooperatifine ait 1500 ton kapasiteli soğuk hava tesisi mevcut olup ihtiyacı karşılamamaktadır. Kooperatifin Haccağız Köyünde kurulu sandık ambalaj sanayi faaliyetini sürdürmektedir. Seben, Bolu ilinin meyva ve sebze deposudur. Aladağ çayı vadisinde sebze (domates, salatalık, biber, soğan, sarımsak, lahana, havuç, patates, turp, şalgam, kabak) ve meyva (elma, armut, kiraz, vişne, ayva üzüm, kayısı, ceviz) yetiştiril mektedir. Yol sorunu ekonomisini zora sokmakta geçim zorluğu çeken halk göç etmektedir. İlçede sanayi kuruluşu olarak sadece süt fabrikası vardır. Bu fabrika yöre sütlerini değerlendirmekte günlük 30 ton süt işleme kapasitesiyle 150 kişiyi istihdam etmektedir. Süt inekçiliği son yıllarda verilen teşviklerle hızla geliş miş ekonomiye büyük katkı sağlamıştır. İlçede karakovan bal üretimi yapılmaktadır. Yeraltı zenginliği olarak Yağma - Hıdırlar mahallesinde mermer, Hoçaş Köyü yakınında kömür yatakları bulunmaktadır. Özel teşebbüsce ilkel şartlarda işletilen madenlerin ilçe ekonomisine katkısı azdır. KÜLTÜR İlçemizin 29 köyü gelenek, görenek, kıyafet, düğün ve ev biçimleriyle aynı özellikleri göstermektedir. Evleri ahşap bir veya iki katlıdır. Evin alt katı hayvanlara ayrılmıştır. Köyler genellikle birkaç büyük sülaleden oluşmuştur. Kız alıp vermeler sonucu akrabalıklar fazladır. Yöre halkının tamamı yörüktür. Kültürü çevre ilçelerin etkisinde kalmıştır. İlçede kütüphane mevcuttur. İlk kütüphane 1966 yılında 1500 kitap ile çocuk kütüphanesi olarak açılmıştır. Bugün 8000 civarında kitapla hizmet vermektedir. FOLKLORİK DEĞERLER ![]() Yörede düğünler davul-klarnet eşliğinde yapılmaktadır. Kaşık ile oyna- nan çiftetelli mahalli oyunudur. Halk oyunu yönünden Mudurnu ile Kıbrıscığın etkisinde kalmıştır. El örgüleri, kilim, kıvrak dokumacılığı el sanatlarıdır. Köylerde el dokuma tezgahlarında şile bezi türü çarşaflık dokumaları ile don denilen giysi için dokunan kıvrakları meşhurdur. KIYAFETLERİ ![]() Eskiden kadınlar bacaklarına kıvraktan dokunan don giyerler, üstlerine ise namaz bezi denilen çatkılı koyu renk bir örtü ile örtünürlerdi. Erkekler ise ingiliz paça dokuma kalın kumaş pantalon ile yelek-ceket giyerlerdi. Yöresel bu kıyafetleri günümüzde yaşlı kişiler giymektedir. MAHALLİ YEMEKLER: Bazlama ekmek, kedi batmaz Tarhana Çorbası, Kızılcık tarhana çor- bası, oğmaç çorbası, kabaklı gözleme, ıslama, höşmelim, çöleçöş, mancar (möşür) hoşafı, kangal, soğanlama, soğanlı ekmek ıslaması ve yöresel olarak toprak güveç içinde yapılan et yemekleridir. OĞMAÇ ÇORBASI Önce hamur hazırlanır. Hazırlanan hamur küçük parçalara ayrılır. Daha sonra bu parçalar kaynayan sütün içine atılır. Tuz ilavesiyle yeter miktarda kaynatılıp servis yapılır. ÇÖLEÇÖŞ (COŞ HOŞAFI) Kesenözü çevresinde pancarın çok yetiştirilmesinden dolayı yapılan yöresel bir hoşaf çeşididir. Şeker pancarları kaynatılıp kabuğu soyulur ve rendelenir. Rendelenmiş malzemenin içine erik buruşu, pertil ve su ilave edilerek kaynatılır. Soğuduğunda servis yapılır. KABAKLI GÖZLEME Önce hamur yoğrularak pazular açılır. Kabak rendelenip haşlatılır. Sac üzerinde iki pazu arasına kabak sürülerek pişirilir. Pişirilen pazular tepsiye konularak üzerlerine tereyağ ve sütün karışımıyla hazırlanan harc ilave edilir. Bu harc her pazu arasına sürülür. Daha sonra pazılar kesilerek servis yapılır. Turşu ile birlikte yenmesi tavsiye edilir. MANCAR VE KABAK HOŞAFI Kabağın küçük parçalara ayrılarak suyla pişirilmesiyle kabak hoşafı, doğada yetişen acı mancarın kıyılarak pestille uzun süre kaynatılmasıyla mancar hoşafı yapılmaktadır. NEVRUZ İlçenin doğusunda bulunan nevruz tepesine Alpağut köylüleri tarafından her yıl 21 Mart günü muntazam olarak nevruz ateşi yakılır. Bu ateş baharın geldiğinin ve yaylalara göç mevsiminin başladığının habercisidir. Bu ateşe yörede kudret ateşide denir. Bazı kişiler bu ateşi görünce sütü yoğurt olması için mayasız olarak gömerler. Tutarda yoğurt olursa evlerine Hızır uğradığına inanırlar. Ateş yandıktan bir kaç gün sonra hazırlıklar başlar ve üç hafta sonra yaylalara çıkılır. Betlem yanınca nevruz eğlenceleri başlar. Eğlencelerin en belirgin olanı köylerdeki çocuklar yumurtalarını soğan kabuğu ile kaynatarak boyamaları ve birbirleri ile dokuşturmalarıdır. Yumurtası kırılan, kırana verir Böylece nevruz kutlanmış olur. HACAT BAYRAMLARI Sebenin en önemli kültür özelliklerinden biridir. Her yıl Haziran ayı içer- sin de her köy bu bayramı tertip eder. Allahtan af dileme, şükür etme anlamına gelen bu bayramlara herkes davet edilir. Büyük bir şölen halinde geçen bayramlarda bol etli bulgur veya pirinç pilavı ikram edilir. Kızık Yayla bayramı, Cuma bayramı, Hamam bayramı, Gökyar bayramı, Kozyaka Kaşbıyıklar, Alpağut, Haccağız yayla bayramları, Güneyce, Değirmenkaya türbe bayramları en meşhur olanlarıdır. DİL ÖZELLİKLERİ Yörenin kendine özgü bazı sözcükleri vardır. Gidiyorum geliyorum yerine gidiyan, geliyan; koy dursun yerine koyga; kardeşim yerine la gacım denir. Cümleler az sözcükle söylenir. Köylerinde de lehçe farklılıkları vardır. Yöremizde söylenen bazı sözcükler şöyledir: ...ötaka = öbür yaka... tevatir = çok güzel... biyyam = uzunca bir zaman... hışdama = konuşma... ...bıldır = geçen yıl... galik = ayakkabı... corcor = hindi... puğ///yemeni = başörtüsü... gibi. BAZI BATIL İNANIŞLAR ***Hamur yoğururken tekneden dışarıya hamur sıçrarsa o eve misafir gelecek denir. Çay içerken barda- ğın içinde yüzen çay sapçığı misafire, sayısı gelecek kişiye, boyu misafirin boyunun uzun yada kısa olacağına yorumlanır. ***Yola gidenin arkasından su dökülmesi veya kirli bir çamaşırının yıkanmadan bekletilmesi durumunda giden kişinin geri döneceğine inanılır. ***Evin bacasında baykuş öterse o evden ölü çıkacağına inanılır. DÜĞÜN MERASİMİ Yöremizde evlenmeler beğenerek veya görücü usulüyle yapılmaktadır. Genelde bireysel düğün, Kızık köyü yöresinde de toplu düğün merasimleri yapılmaktadır. Kız beğenilince oğlan tarafı kız tarafına dünürlüğe gider. Dünürlüğün yapılacağı zaman çarşamba günü pazarda ilçede kararlaştırılır. Cuma veya Pazar akşamı "Allahın emri, Peygamberin kavli ile kız, kızın babasından istenir. Kız tarafı o gün olumlu veya olumsuz cevap verir, veya düşünme süresi ister. Eğer cevap olumluysa Allah yazdıysa ne diyelim sözü üzerine söz kesilir. Verilen sözün kesinleştiğini belirtmek için oğlan tarafı bir bohça hazırlar içine gözleme helva veya şeker konulur. Bu bohça kız evi tarafından boşaltılırsa dünürlük oldu demektir. Bu işe de " bohça boşaltma denir. Daha sonra nişan veya düğün tarihi kararlaştırılır. Nişan köy usulü olacaksa belirlenen tarihte oğlan tarafı kız evine gidip sohbet edilir. Kızla oğlan birbirlerini görmezler. Kıza hediyeler ve yüzük getirilir. Şehir usulü olacaksa kız ve oğlan birbirlerini görür, topluluk karşısında yüzükleri takılır ve altın, bilezik , kolye saat küpe para gibi hediye ve takılar takılıp gelenlere ikram yapılır ve nişan merasimi sona erer.Dğün dini bayramlardan sonra yapılacaksa Ramazan bayramında oğlan evi tarafından kıza bayramlık adı altında elbise iç çamaşırı gibi hediyeler iletilir.Kurban bayramındada bir koç hediye edilir. Urba günü kararlaştırılarak iki tarafın katımıyla alınır. Başlık parası karara bağlanır.düğün günü yaklaşıncaeş dost ve akrabalara davetiye çıkarılır. Köy yerinde ekmek yapılıp dağıtılarak düğüne okunur. Köy yerinde her hane oduna gidip düğün odununu temin ederler.Komşuları toplanarak, düğün ekmeğini hazırlarlar.Perşembe gününün akşamı yufka açılarak tatlı hazırlanır.Bu sırada kadınlar yufka açarken yufkanın birini evin ortasına asarlar. Erkekler bu yufkayı buradan alabilirse cesurluğunu ispatlamış olur. yufka alınırken kadınlar un atıp, ellerindeki oklavalarla yufkayı alana vururlar. Bu nedenle yufkayı alan kişi odada panik çıkarırsa yufkayı dayak yemeden almış olur. Bunun içinde odaya tavuk atmalı veya ışıkları ani oarak söndürüp içeri girmelidir. Bu işler oğlan tarafında olur. Cuma günü öğleyin çeyiz katırı adı altında yaşlı kişilerce oğlan tarafının çeyizleri kız evine iletilir. böylece resmen düğün başlamış olur. Oğlan tarafı davetlilere yemek ziyafeti verir. Şehirde bu iş iki-üç gün sürerken köyde cuma günü köy halkı davet edilerek yemek verilir ve köyün gençleri eğlenir. Buna oğlan kınası denir. Cumartesi günü akşamıda köye gelen misafir ve davetlilere ziyafet çekilir. Düğünler bazen çalgılı bazanda mevlütlü olmaktadır. Geleneksel olarak davul ve zurnalı düğünler yörede daha çok makbuldür. Cumartesi günü kızın evinde çeyizler asılarak gelen komşu ve misafirlere gösterilir. Aynı gün oğlan evinden gelen kedınlar kız evinde eğlence yaparlar, buna kına denir. Cumartesi akşamı kızın arkadaşları geline kına yakarlar. Pazar günü düğünün en hızlı olduğu zamandır. Öğleye doğru seymen adı verilen on onbeş kişilik grup oynaya oynaya kız evine doğru gelini almak için yola çıkar. Yol uzaksa arabalarla gidilir. Oğlan evi tarafıda bu konvoyu takip eder. Seymenlerin başında bayrak taşıyan bir bayraktar bulunur. Ayrıca düğünün ve seymenlerin, çalgıcıların düzenini sağlayan onları yöneten gıcık adı verilen bir kişi bulunur. kız evine gelince selamlaşılır. ve yemek için evlere dağılınır. Geline ya al denilen kırmızı örtü veya gelinlik giydirilir gelini yollamaya gelen kadınların arasına katılan gelin gelenlerin elini öpüp boynuna sarılarak yas denilen maniler söyler. Yemekten sonra toplanılarak gelini ata bindirme havası denilen hava çalınmaya başlanınca kız babası kızını kayınpedere teslim ederek arabaya bindirilir ve üstüne para saçılarak çocukların alması sağlanır.seymenler oynaya oynaya kız evinin kapısına gelirler bahşiş ödiyerek bayraktar ibruğu kız evinden alınır. Arabalara kızın çeyizi ile eşyaları yüklenip yola çıkılır. En hızlı giden araç oğlan evine müjdeye gider. Diğerleri oğlan evine geldiğinde bir hayvan kesilerek gelin buna bastırılıp eve getirilir. Bu sırada eğlenceler yapılır. Damat oynatılarak para takılır. Seymenler ibruğu damada teslim edip bahşişlerini alırlar. Böylece eğlenceler sona erer. Davetliler dağılmaya başlar.Akşam ile yatsı arası imam nikahı kıyılır. Resmi nikah düğünden 15-20 gün önce kıyılır. Damat yatsı namazından çıkılınca tekbirlerle evine getirilip güvey koyma töreni yapılır. Duadan sonra damat el öpüp koşarak eve girer. Törene katılanlara şeker ikram edilir. Damat gelinin yanına girince 2 rekatlık namazdan sonra kıza söyletmelik adı altında hediye ikram eder. Sonra yemek yenerek gerdeğe girerler. Ertesi sabah damadın yakın akrabalarını damat ve gelin ziyaret ederler. Buna gelin gezdirme denilir. Gelin bakire çıktıysa kız evine müjdeci gider ve duvak denilen eğlenceye kadınlar davet edilir. Kız evinden gelenler oğlan evinde eğlenceler düzenlerler ve dağılırlar. Pazartesi günü akşamı oğlan tarafı kız evini ziyarete giderler.Bu işe el öpme denilir. Ertesi günü olan salı akşamıda kız evi oğlan evini ziyarete gelir. Buna kız arkası denilir. Yenilir, içilir, sohbet edillir. Böylece düğün törenleri tamamlanmış olur. Düğünler genellikle bir hafta sürer. ÇELTİKDERE VADİSİ Yörede Firik krallarına ait taş oyma mezarlar görülmekte, eski kilise kalıntısı mevcuttur. Aynı yöreden 1972 yılında 50 cm uzunluğunda heykelcikler bulunmuş, Bolu müzesinde sergilenmektedir. Yörede kazılan mezarlardan bizans dönemine ait yazılı yont ma taşlar çıkmaktadır. Ayrıca yörede birçok peri bacası bulunmaktadır. Gezilmeye müsait yolu mevcuttur. Yöre tracking yapmaya çok müsaittir. SOLAKLAR MAĞARALARI Solaklar Köyü yakınında bulunan bu mağaraların ilçeye uzak- lığı 3 km civarındadır. Burada bulunan kayaevlerde 4-5 katlı birer Firik evidir. Dağ yamacında olduğundan tırmanmaya müsaittir. Ulaşımı kolaydır. YUVA-SENDİK MAĞARALARI Yuva köyü yakınında Çeltikdere vadisinin kuzeyinde kınık cı deresi yamacındadır. Küp biçimi 4-5 katlı ev şeklinde olup çevresindeki 300 koyun sığabilecek büyüklükteki mağaralarla bir bütün teşkil etmektedir. Ulaşımı Yuva Köyünden kolaydır. TUR OLANAKLARI Dağ tırmanışı, yürüyüşler, Dinlenme, Avcılık, Termal, Geziler için tur olanakları mevcuttur. Konaklama tesislerinin olmayışı nedeniyle turların günübirlik olması gerekmektedir. YAYLALAR ![]() Yaylalarımız başlı başına birer gezi ve mesire yeridir. Aladağ ve Seben Dağlarındaki ormanlar içinde kurulu 30 civarındaki yaylalarımızdaki sular karpuz çatlatan diye bilinmektedir. Yaylalardaki bot evlerde kalmak mümkündür. AV TURİZMİ-BALIKCILIK Kış mevsiminde yöre av turizmine çok elverişlidir. Tavşan, keklik, yaban domuzu avlamak mümkündür. Aladağ çayından balık avlanmaktadır. Her yıl yaban domuzu avı için süren avları düzenlenmektedir. KONAKLAMA Konaklama tesisi yoktur. Resmi kurumlara ait 5-10 yatak kapasiteli misafirha neler mevcuttur. Pavli kaplıcalarında toplam 200 yatak kapasiteli konaklama yeri mevcut olup standartlara uygun değildir. İlçe merkezinde 1 otel hizmet vermektedir. MUSLAR KAYA EVLERİ ![]() Seben İlçemizde birbirine yakın aralıklarla kayalara oyularak yapılmış çok sayıda evden oluşan küçük yerleşimler bulunmaktadır. Bu kaya evler Muslar, Çeltikdere, Yuva, Karca, Seylik yörelerinde bulunmaktadır. En önemlilerinden biri de burada bulunan Kaya evleri (gavur evleri)dir. Bu evlerin ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmemektedir. Bölgenin M.Ö. 1200 yıllarında boğazları geçerek Anadolu ya saldıran Firikler tarafından işgal edildiği sanılmaktadır. Burada bulunan evler birer Firik evidir. Sarp kayalıklara ve vadi yamaçlarına oyulmuş bu mağaralar, küp biçiminde olup muntazam merdivenlerle birbirine bağlanmış 4-5 katlı binalar şeklindedir. Bu kaya evlerin Orta Bizans dönemi(842-1204) sonuna kadar kullanıldığı sanılmaktadır. Burada bulunan kaya evler iki derin vadi arasında yüksek bir kaya kütlesi üzerinde kurulmuştur. Asıl yerleşimin bulunduğu kesim nispeten düzlük olup, kayalıkta peribacaları oluşmuştur. Evler bu kayalar üzerine oyularak yapılmıştır. Büyük çoğunluğu güneye bakan evlerin ısınmak, güneş ışığından daha iyi yararlanmak için batıya dönük olanları da vardır. Muslar da 100-150 civarında kaya ev bulunmaktadır. Eteklerde yer alan evler daha basittir. Kaya kütlesinin üzerinde bulunan evler üs tüste ve yanyana 2’li ve 3’lü odalar halinde sıralanmıştır. Odaların büyük çoğunluğu kare veya dikdörtgen planlı, tek oda şeklindedir. Evlerden bir tanesi diğerlerine göre daha geniş, vadiye hakim bir konumda oyulmuştur. İçersinde bir niş, kandil ve meşale delikleri bulunmaktadır. Bazı odalarda yuvarlak ağızlı, içi sıvalı büyük kuyular bulunmaktadır. Bu kuyuların erzak deposu olabileceği tahmin edilmektedir. Yerleşim yerinin batısında bağımsız olarak yapılmış kaya evinin ibadet yeri olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Burada sekiz adet sarnıç bulunmak- tadır. Bu sarnıçları besleyen akarsu bulunmamaktadır. Sarnıçların düşman saldırısında kar ve yağmur sularının biriktirilerek kullanıldığı sanılmaktadır. Yerleşim yerinin orta kesiminde yer alan en büyük sarnıç genel ihtiyaca yöneliktir. Bu kaya evlerin daha düzgün yapılmış olanlarına Solaklar Köyü ve Yuva Köyü yakınlarında bulunan kaya evlerde rastlamak mümkündür. PAVLİ (BAĞLUM) KAPLICALARI ![]() 1894 yılında Bolu yöresinde incelemeler yapan Vitalciuret burada bir şehir olduğunu belirtmiş, bunu doğrulayan birçok kanıt vardır. En önem lisi eski kaplıca binasıdır. Halen kullanılmaktadır. Burada olan bir deprem sonucu medeniyet ortadan kalkmıştır. Eskiden kalma tapu senedlerinde ilçe merkezi bölümünde Pavli ismi yazıl maktadır. Seben’e 14 km uzaklıkta Kesenözü Köyü yakınında olan kaplıca; kadın hastalıkları, romatizma, mafsal, sinir, yara ve cilt hastalıklarına iyi gelmektedir. 70-80 derece sıcaklıktaki 4 havuzu ile hizmet vermektedir. Suyu kokusuz ve hafif gazlıdır. Son yıllarda burada özel banyolu yatakhaneler inşa edilmiştir. (tarihçesi için kesenözü köyü bölümüne bakınız.) YÖRESEL YEMEKLER MAHALLİ YEMEKLER Bazlama ekmek, kedi batmaz(momursa), İmik Cortlatan(suyaatma), Tarhana Çorbası, Kızılcık tarhana çorbası, oğmaç çorbası, kabaklı gözleme, ıslama, höşmelim, çöleçöş, mancar (möşür) hoşafı, kangal, soğanlama, soğanlı ekmek ıslaması ve yöresel olarak toprak güveç içinde yapılan et yemekleridir. OĞMAÇ ÇORBASI Önce hamur hazırlanır. Hazırlanan hamur küçük parçalara ayrılır. Daha sonra bu parçalar kaynayan sütün içine atılır. Tuz ilavesiyle yeter miktarda kaynatılıp servis yapılır. ÇÖLEÇÖŞ (COŞ HOŞAFI) Kesenözü çevresinde pancarın çok yetiştirilmesinden dolayı yapılan yöresel bir hoşaf çeşididir. Şeker pancarları kaynatılıp kabuğu soyulur ve rendelenir. Rendelenmiş malzemenin içine erik buruşu, pertil ve su ilave edilerek kaynatılır. Soğuduğunda servis yapılır. KABAKLI GÖZLEME Önce hamur yoğrularak pazular açılır. Kabak rendelenip haşlatılır. Sac üzerinde iki pazu arasına kabak sürülerek pişirilir. Pişirilen pazular tepsiye konularak üzerlerine tereyağ ve sütün karışımıyla hazırlanan harc ilave edilir. Bu harc her pazu arasına sürülür. Daha sonra pazılar kesilerek servis yapılır. Turşu ile birlikte yenmesi tavsiye edilir. MANCAR VE KABAK HOŞAFI Kabağın küçük parçalara ayrılarak suyla pişirilmesiyle kabak hoşafı, doğada yetişen acı mancarın kıyılarak pestille uzun süre kaynatılmasıyla mancar hoşafı yapılmaktadır. |
|
|
|
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu » |
((¯`»Seben ' in Tanıtımı ( Genel Bakış )«´¯)) |
|


Seben ' in Tanıtımı ( Genel Bakış )
![[Resim: seben002k272201hj8.jpg]](http://img501.imageshack.us/img501/8421/seben002k272201hj8.jpg)
![[Resim: seben001k27f8c9je7.png]](http://img501.imageshack.us/img501/5461/seben001k27f8c9je7.png)
![[Resim: seben002k26239cna5.jpg]](http://img234.imageshack.us/img234/7/seben002k26239cna5.jpg)
![[Resim: seben001k262ee7nm3.png]](http://img234.imageshack.us/img234/3796/seben001k262ee7nm3.png)
![[Resim: seben017k266112bv5.png]](http://img501.imageshack.us/img501/1661/seben017k266112bv5.png)
![[Resim: seben013k26748bjf3.png]](http://img338.imageshack.us/img338/809/seben013k26748bjf3.png)
![[Resim: kiyafet050k26431arr4.png]](http://img261.imageshack.us/img261/9166/kiyafet050k26431arr4.png)





