| 02-09-2012, 09:00 AMBolu Foruma Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! | |
|
|
|
Bu Makale Admin tarafından yazılmış, 889 kişi okumuş ve 3 yorum yapılmış. Şu Anda
Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
|
Mudurnu Tanıtımı ( Genel Bakış )
|
|
İLÇENİN TARİHİ
![]() Adını Bizans döneminde Bursa Tekfurunun kızı Moderna'nın ansına yaptırdığı kaleden alan Mudurnu Bitanya krallığı döneminde yerleşime açılmış 1307 yılında Samsa Çavuş tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bolu'ya 51 Km uzaklıkta Abant dağlarının çevrelediği , birçok tabii güzelliği , gölleri , ormanları, yaylaları olan Mudurnu/halkının geçim kaynağı ve ekonomist tavukçuluk ile büyük ve küçükbaş hayvancılığı ve orman ürünlerine dayalı olduğu , tarihi evleri romatizmal hastalıklara ve cilt hastalıklarına iyi gelen Babas ve Sarot adlı kaplıcaları, geçmişten gelen ahilik kültürünün halen devam ettiği tipik bir Türk kasabasıdır. Mudurnu batı Karadeniz bölgesinin batısında yer alır.Yüz ölçümü 1349 Km dir. Deniz seviyesinden yüksekliği 840 metredir. Dünyanın ,ülkemizin ve ilimizin en güzel göllerinden biri olan Abant Gölü Tatlı suyu/insanı büyüleyen rengi ile ve muhteşem güzelliğiyle ilçemizin sınırları içinde bulunmaktadır. Göl çevresinde birçok turistik yer almaktadır. İlçe merkezi üç ayrı yönden gelen karayollarının birleştiği yerde kurulmuştur. İlçenin Bolu'ya uzaklığı 51 km olup E-l karayolu Nallıhan üzerinden Ankara'ya 200 km/Akyazı üzerinden Adapazarı'na 100 km dir. İlçede Yıldırım Beyazıt'ın şehzadeliği zamanında 1382 yılında yapılan tarihi Yıldırım Beyazıt Külliyesi (Cami/Medrese/Tekke/zaviye/imarethane ve hamamdan müteşekkil) ve belli ailelere ait tarihi konaklar mevcuttur. (Armutçular konağı, Keyvanlar konağı vb,). İSLAMİYET ÖNCESİ DÖNEM Mudurnu bölgesi Antik dönemlerden bu yana birçok uygarlığın izlerini taşımakla birlikte, yörede bugüne kadar Arkeolojik ve Folklorik değerlendirmeler yapılamadığından net bilgiler elde edememekteyiz. Mevcut tarihî, kültürel kalıntıların da gerektiği gibi korunup değerlendirilememesi sonucu. Varolan izler de yamanla tahrip olmaktadır. Geçmiş dönemlerde "Anadolu Trakyası" ve "Bitinya" adlarıyla anılan.Bursa - İzmit- Bolu bölgesinin ortasında, önemli ticari ve askerî yolların kavşağında yer alan Mudurnu'nun tarihini, bu bölge çerçevesinde ele almak gerekmektedir. Bitinya bölgesine bilinen ilk yerleşimler, M.Ö. 5000 yıllarında Proto- Hititler,M.Ö. 2000 yıllarında Hititler tarafından yapılmıştır. Tarihçi "Pline" ve Coğrafyacı "Strobon"a göre Bitinya'nın ilk ahalisi "Bebris" ve "Bitinyen - Tiniyen" kavimleridir. M.Ö. 1200 yıllarında bölge -Trak-Frig" kabilelerinin istilasına uğrar ve Sakarya nehri havzası, Frigya ülkesinin siyasî sınırları içine girer. Eskişehir yakınlarındaki "Gordion" kenti başkent olur. Bugün halen Mudurnu - Babas Kaplıcası yakınındaki "Gavur Evleri" mevkii, Seben - Muşlar kovu vadisi, Seben - Çeltikderesi vadisi ve Göynük Soğukçam köyü civarında Firigler'e ait kaya mezarları, oyma kaya evler ve kitabelere rastlanır. M.Ö. 7. yy.dan itibaren bölge, tarihte ilk kez parayı kullanan, Lidya sınırları içersinde yer alır. M.Ö, 546 - 333 yılları arasında Anadolu Pers egemenliğine girer. Biritanya'da Persler'e bağlı, yarı bağımsız bir krallık kurulur ve İzmit (Astaküs -Nkomedia) başkent olur. M.Ö. 333 de Anadolu'ya giren Makedonya imparatoru İskender'in Bitinya'dan geçerken, Mudurnu - Sarot kaplıcalarında konakladığı bazı tarihî kaynaklarda belirtilir.Yarı bağımsız Bitinya krallığı, 3. Nkomed'in krallığını Romalılara vasiyet etmesiyle M.Ö. 75 yılında son bulur. Roma Senatosuna bağlı bir eyalet haline gelen Bitinya halkının Asya kökenli kavimlerden oluşmasına rağmen yönetici sınıfları Elen ve Roma kökenli kişilerden oluşur. Roma imparatorlarının 313 yıllarında Hıristiyanlığı serbest bırakmasıyla birlikte Bitinya'da Patriklik ve Piskoposluk düzeyinde yerleşim birimleri kurulur. Mudurnu civarındaki "Modrene", "Mela", "Kıssaıon" kentlerinin de (Mudurnu- Asarköy -Göğören) Piskoposluk düzeyinde yerleşim birimleri olduğunu Ramsey'in "Anadolu Coğrafyası" adlı kitabından yararlanarak söyleyebiliriz. 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle, Bitinya Bizans sınırları içinde kalır. İmparator Theodosius (408 - 450) devrinde Doğu Bitinya (Onoryat) ve Batı Bitinya (Nefsi Bitinya) olmak üzere iki idari bölüme ayrılır, bu devirden sonra bölgeye Cermen, Türk.,İslav, Arap ve Sasasi akınları yönelir. 1019 yılından itibaren Anadolu'ya yönelen Oğuz akınları sonrasında Bizans'ın Anadolu yakasındaki hakimiyeti iyice azalır. Haçlı seferleri sırasında Selçuklularca fethedilen bazı toprakların geri alınması da merkezi otoritenin güçlenmesi sonucunu doğurmaz. Bölgede feodal beylikler Osmanlı dönemine kadar hakimiyetlerini sürdürürler. SELÇUKLU VE ANADOLU SELÇUKLU DÖNEMİ Selçuklu sultanları Tuğrul,Alp Arslan,Melik Şah doğudan göç eden Türk boylarını,yeni topraklar bulmak,yerleşik hayata yönelmek ve Bizans sınırlarında uç güvenliğini sağlamak amacıyla Batı Anadolu’ya sevk ettiler.1078 yılında Süleyman Şah İznik’e girerek Üsküdar’a kadar ilerler. Sakarya,Eskişehir,Mudurnu,Bolu,İznik civarı da Porsuk ve Bozan Beyler komutasındaki Türk Kuvvetleri köy ve şehirlerde ilk Türkmen yerleşimlerini başlattılar.1072-1097 tarihleri arasında bölgedeki Selçuklu egemenliği,I.Haçlı Seferleri ile Bizans’ın denetimine girer.1176 yılında 2.Kılıçarslan,Eskişehir yakınlarında yapılan Miryokefalon savaşında Bizans ordularını yenilgiye uğratarak Sakarya,Bolu Bölgesini ele geçirir.Mudurnu ve köylerine,Eskişehir,Sarıcakaya,Nallıhan yönünden gelen Türkmen akınları,Bolu,Sakarya yönlerinden gelen Türkmen göçleri ile kavuşarak yörenin Osmanlı Devleti’nin nüvesini oluşturan topraklar içinde yer almasına neden olur.Bu gün hala bazı yer ve köy adları o dönemde bölgeye yerleşen Türk Boyları ve Gazilerinin adıyla anılır. (Alpagut, Çepni, Dodurga, Acemler, Çavuşderesi,Yazılar gibi.) OSMANLI DEVLETİ DÖNEMİ Kuruluş Dönemi Mudurnu Osmanlı Devleti’nin çekirdeğini oluşturan toprakların içinde yer alır.Yöre köylerine,Selçuklu döneminde başlayan ilk Türkmen yerleşimleri Ertuğrul Gazi ve Osman Bey dönemlerinde devam eder.Ertuğrul Gazinin Ankara Karacadağ civarından Söğüt tarafına gelişinde onunla beraber olan Samsa Çavuş önce İnegöl dolaylarına yrleşir.Burada Bizans Tekfurlarından rahatsız olup,kalabalık aşireti ve kardeşi Sülemiş ile birlikte Mudurnu-Çavuşderesi mevkiine göç eder.1290 yıllarında İpek Yolu güzergahındaki Mudurnu Bizans Tekfurluğu kalesini,çevre köylerini askeri ve ekonomik muhasara altına alır.Osman Bey 1292 yılında Samsa Çavuş ile birlikte Mudurnu Kalesine saldırır ve daha sonraları bir çok Osmanlı akınına uğrayan Mudurnu Tekfurluğu 1307 yılında Osmanlı egemenliğine girer.Samsa Çavuş Mudurnu-Göynük-İzmit bölgesine “Uç Beyi” olarak tayin edilir.Orhan Bey 1337 yılında İzmit’i aldıktan sonra Mudurnu,Göynük,Taraklı kalelerinin kesin fethi için Süleyman Paşayı görevlendirir.Bu kaleler uzun yıllar süren askeri ve ekonomik muhasaradan bunaldıklarından karşı koymaksızın teslim olurlar. Yükselme Dönemi Yıldırım Bayezit Şehzadeliği döneminde Mudurnu’ya bir camii (Büyük Camii) ve bir hamam (Yıldırım Hamamı) inşa ettirmiştir.1402 Ankara Savaşından sonra yaşanan Fetret Devrinde,Mudurnu civarı güvenli bölge görüldüğünden şehzadelere barınak olur.Mehmet Çelebi,Mudurnu-Seben arsındaki yaylalarda bin kişilik ordusuyla otağ kurarak Moğol ordusundan gizlenir ve güç toplar. Duraklama ve Gerileme Dönemi Bolu’da Sancak Beyliği idaresi kaldırılarak,Voyvodalık sistemi kurulur.2.Mahmut dönemine kadar devam eden bu idare 1811 yılında mutasarrıflık la son bulur.1811-1865 yılları arsı Ayanlık devridir.1865 yılı sonrasında bölge Kastamonu Sancağına bağlanır.Mudurnu daha sonra Cumhuriyet yönetiminin ilk kazalarından biri olarak Bolu’ya bağlanır. KURTULUŞ SAVAŞI DÖNEMİ ![]() 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında Anadolu siyasal,sosyal kaosa itilmişti.Orduların terhis edilmesi,önemli bölgelerin işgali,azınlıkların tavrı sosyal bunalımı yükseltmiş;kıtlık,açlık ve ekonomik sıkıntıyı artırmıştı.Böyle bir ortamda.Ankara’da T.B.M.M.’ni açma ve Kuva-yı Milliye’yi örgütleme çalışmaları ülkenin tek ışığı olmuştu.İtilaf Devletleri Ankara da doğan bu umut ışığını karartmak için Marmara’nın güneyinde ve doğusunda iç isyanlar çıkartma gayretine girdiler.Anzavur isyanı Balıkesir,Bursa civarında yayıldı.Şeyhülislam Dürrizade’nin imzaladığı milli mücadele karşıtı fetvalar İngiliz uçaklarıyla Bolu, Düzce, Adapazarı, Mudurnu, Nallıhan civarına dağıtıldı.7 Şubat 1919’da 4 İngiliz subayı ve bir Ermeni papazdan oluşan kışkırtıcı heyet,Bolu-Mudurnu-Taraklı dolaylarında milli mücadele aleyhinde propaganda yapıp “Peyam-ı Sabah ve Alemdar” adlı gazeteleri dağıttılar.Bolu mutasarrıf’ı Osman Kadri’nin Kuvay-ı Milliye’yi Bolşeviklik ile suçlayan beyannameleri köylere kadar ulaştırıldı.İzmit mutasarrıfı İbrahim ise Adapazarı havalesinde 150 TL. maaşla isysncı yazımına girişti.Saraydan çıkarları olan bazı etnik guruplar vaatler ile kandırılarak isyanın içine çekildiler.Mevcut durumun farkında olan Mudurnulu aydınlar 30 Mayıs 1919 da Redd-i İlhak Cemiyeti’ni,20 Ekim 1919 da da Mudurnu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurdular. İstanbul’un görevlendirdiği Şeyh Aznavur,Anzak Ahmet,Süleyman Şefik Paşa,Binbaşı Hayri gibi elebaşları öncülüğünde 9 Nisan 1920 de Adapazarı-Hendek,13 Nisanda Düzce-Bolu,19 Nisanda Nallıhan-Çayıhan T.B.M.M.’ne karşı ayaklandı.Mudurnu’ya yönelen asiler 21 Nisan 1920 de şehri bastılar.Hükümet Konağına girerek Kaymakam Naili Bey ve Savcı Salih Zeki Beyi esir ettiler.Bölge direniş komutanı Kuşcu Eşref,Binbaşı Şevki Bey,Yüzbaşı Hilmi Bey öncülüğünde şehri savunmaya çalışan yerel milli kuvvetlerin yardımına 4 Mayıs 1920 de Çolak İbrahim Bey kuvvetleri yetişti ve isyancılar dağıtıldı.Büyük Camii İmamı Filibeli Tevfik Hoca ve Binbaşı Şevki Bey öncülüğünde Beşkavak mevkiinde bir miting düzenlendi.burada T.B.M.M.beyannamesi okunarak,halkın milli mücadeleye katılması,isyancılara inanmaması telkini yapıldı.Halk üzerinde derin bir etkisi olan Filibeli Tevfik Hoca 8 Haziran 1920 de bölgedeki asilere nasihat için Düzce’ye de gitti. Marmara’nın doğusunda çıkarılan isyanların ortasında kalan Mudurnu’nun stratejik önemini gören Milli Kuvvetler yöreye kuvvet yığmaya başladılar.Çerkez Ethem emrindeki bazı birlikler,Kaymakam Arif Bey Müfrezesi.Demirci Efe,Binbaşı Nazım Bey ve Rafet Paşa Bolu yönüne,Geyve yönüne ise Ali Fuat Paşa kuvvetleri gönderildi.Bu toparlanmayı sezen Bolu-Düzce isyancıları 13 Mayıs 1920 de büyük kuvvetlerle tekrar Mudurnu üzerine yürüdüler.Birinci isyan girişiminde Kuvayı inzibatiyecilerin gerçek yüzünü gören şehir halkı, Bolu Mutasarrıfı Osman Bey,Düzceli Koç ve Ali Beyler komutasındaki isyancılara karşı milli güçlerle birleşip şehre asileri sokmadılar.13-14-15 Mayıs 1920 günleri tüm şiddetiyle devam eden çatışmalara Nallıhan üzerinden gelen Nazım Bey emrindeki 500 kişilik Milli Efe Kuvvetleri de katılınca asiler bozguna uğradı.Bunu müteakip Sarıklı Necati Bey emrindeki 800 kişilik Milli Kuvvetler.11.Fıkra Kumandanı Arif Bey Müfrezesi ve 20 Mayıs 1920 de General Rafet Paşa kuvvetleri şehre girdiler.Rafet Paşa Hükümet Konağı balkonundan halka hitap ederek çoşkun tezahürat ve alkışlarla karşılandı. 24 Ekim 1920’de Mustafa Kemal,Mudurnu halkının Milli Kuvvetlere karşı gösterdiği bağlılık ve vatanperver duygulara teşekkür eden bir telgraf gönderdi.Bu telgraf belediye binası önünde tüm halka okundu ve halk milli mücadeleye bağlılık gösterileri yaptı. Batı cephesinde Yunanlılar’a karşı yapılan 1.ve 2. İnönü,Sakarya savaşları ve büyük taarruz öncesinde Mudurnu,önemli bir cephane ve asker nakil yolu olmanın yanı sıra yüzlerce gencini de cephelere göndermiştir. COĞRAFİ KONUMU ![]() Mudurnu ilçesi Karadeniz Bölgesinin Batı Karadeniz bölümünde yer alan Bolu iline bağlıdır. İlçe merkezi Bolu’dan 50 km güneybatısında Hisar ve Kulaklı Tepelerinin arasında kalan vadi içerisinde kurulmuştur.İlçe hudutları 40 0 19 dakika – 400 39 dakika kuzey paralelleri ile 300 50 dakika –310 30 dakika doğu meridyenleri arasında kalır. Kuzeyinde Düzce ili , kuzeybatısında Hendek ilçesi Kuzeydoğusunda Bolu ili doğusunda Seben ilçei, güneyinde Nallıhan ilçesi batısında Göynük ve Akyazı ilçeleri bulunmaktadır. İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 840 m. dir. Yüzölçümü 1349 km. dir. Mudurnu’nun kuzey ve kuzey batısında mezozoik tortul kayaçlar görülür. İlçenin jeolojik yapısını esas alarak filiş formasyonu teşkil eder.Kıvrıntılı, kırık ve çöküntülü özelliğe sahip filiş aralarında yer yer kireç taşı tabakaları da bulunan killi,çimentolu,çoğunlukla pek kalın olmayan tabakalar halinde çeşitli kumtaşı ve konglomera tabaka değişimlerinden oluşur.Bu tabakalar genellikle killi toprak verdiklerinden heyelanlara çok rastlanır. Arazi henüz iyice yerleşmemiş olduğundan eskiden beri bir çok deprem olmuştur.İkinci derecede tehlikeli deprem bölgesi üzerindedir. İKLİM Mudurnu’da ne deniz ikliminin tipik etkileri ne de İç Anadolu’nun tam karasal iklimi görülür.Her iki iklim arasında bir geçiş alanıdır.Maksimum yağışlar kış ve ilkbahardadır.Kuzeybatıdan ve kuzeyden esen rüzgarlar Mudurnu’ya yağış getirir. BİTKİ ÖRTÜSÜ : Bölgede tabii bitki örtüsünü ormanlar meydana getirir.İlçe ormanlarında geniş yapraklı ve iğne yapraklı ağaçlar bulunur.En çok görülen ağaç türleri sarçam,karaçam,kızılçam,ardıç,göknar,meşe,kayın,gürgen,orman kavağı, kızılağaç, çınar,karaağaç ve kestanedir.Orman içlerinin alt bitki örtüsünü genellikle alçak boylu dikenli bitkiler,çalılar,fundalıklar,bazı yerlerde şimşirler ve orman gülleri oluşturur.Ormanların kapladığı alan 866160 dekardır.Meralarda ise her türlü meyveli ve meyvesiz ağaççıklar vardır. YÜZEY ŞEKİLLERİ Sıra Dağlar ve Tepeler İlçe engebeli bir arazi yapısına sahiptir.Dağ sıraları batı istikametine uzanır ve batıdan doğuya yükseklikler artar.Belirgin olarak üç dağ sırası vardır.Birincisi ilçenin en kuzeyinden geçen , Düzce İli ile sınır çizgilerini oluşturan Abant Dağları, ikincisi Akyazı Göynük sınırından başlayarak doğuya doğru Akkaya Tepe 1628 m. Kuzgunkaya Tepe 1651 m. Alaçam Tepe 1689 m. ile devam ederek Bolu’nun Aladağ ve Köroğlu sıra dağları ile birleşirler.Üçüncü sırada ise Göynük ilçesini ortalayıp yükselerek güneybatıdan birleşip Mudurnu ilçesi hudutlarına girereler.Bir süre doğuya doğru uzandıktan sonra kuzeye yönelik ikinci sıra ile birleşirler. Mudurnu ilçe merkezinin doğusunda bulunan Hisar Dağı 1384 m. ve Şehriman (1115m. )tepeleri de Mudurnu’ya girişte dikkati çeken iki yükseltidir. Ovalar ve Yaylalar Mudurnu ve civarı engebeli bir arazi yapısına sahip olduğundan ovalar azdır.Abant Dağlarının güney batısında genel olarak güney batı, kuzey doğu istikametinde Mudurnu ovası uzanır.Doğudan ve güney batıdan da dağlarla çevrilidir.Ortalama yükseltisi 800 m. dir. Şiddetli kara ikliminin etkisi ,topragın fakir oluşu, sulamanın az yapılması , devamlı aynı çeşir ekim yapğılması nedeniyle verim düşüktür. Mudurnu da ovalar yöresel olarak her köyün civarında köyün adı ile söylenir.Munduşlar Ovası, Pelitözü Ovası, Çepni Ovası,Sarıyer Ovası,Örencik Ovası,Sürmeli Ovası, Topallar Ovası gibi. Yaylalar İlçe merkezinin 12 km kadar kuzeyinde ve Abant Gölü’nün güneyinde yarın daire şeklinde yaylalar sıralanarak Mudurnu’nun kuzey sınırını çizmektedirler.Diğer önemli yaylaları ise durga, Sırçalı, Göllüören, Babas, Örencik, Bulanık, Samat, Pelitözü, Sarıyer, Çepni ve Babalar köyü yaylalarıdır. Akarsular ve Göller Mudurnu Suyu; Ardıç dağlarının kuzey eteklerinden doğar. Belirli bir kaynağı yoktur.Küçük kaynaklar ve yan derelerden toplanarak meydana gelir.Akkaya Boğazında Büyüksu Deresiyle birleşir. Mudurnu Çayı Abant dağlarının güney yamaçlarından doğar,küçük kaynakların ve derelerin toplanmaları ile meydana gelir. İlk baharda eriyen karlar ve fazla yağışlarla taşkınlara sebep olur. En büyük kolu yine Abant Dağlarından doğan Seymen Deresidir.Kuzey batıya doğru akarak Sakarya nehrine karışır. Abant Gölü Abant ve Mudurnu sıradağları arasında yer alan oval biçimli bir çukurluk içindedir.Modern turistik dinlenme tesislerinin yer aldığı gölün alanı 125 hektar,derinliği 10-15 metre civarında olup,en derin yeri 45 metredir.Göl seviyesinin denizden yüksekliği 1325 metredir.Tektonik bir çukurluğun erimelerle derinleşmesi sonucu oluşan bir dolin gölü olduğu söylenebilir. Karamurat Gölü Mudurnu,Akyazı yolu kenarında;Mudurnu’ya 35 km.uzaklıktadır.Kaynak suları ile beslenir.Üç tarafı dağlarla çevrili göl 50-55 dönüm büyüklüğündedir. Sülük Gölü Mudurnu ,Akyazı yoluna 9 km.dir.Yer kayması setti gölü olup 55-60 dönüm büyüklüğündedir.Üç tarafı dik yamaçlar üzerinde yeşillikler ve bir çok ağaç türüyle çevrelenmiştir. Mudurnu saat kulesi 1890-1891 tarihlerinde ahşap olarak inşa edilen saat kulesi 1900 yıllarında geçirdiği bir yangınla yanıp yıkılmış. 1905 yılında Mudurnu Kalesinden sökülüp getirilen taşlar ile mahkumlar tarafından inşa edilen kuleye bir Türk demirci ustasının yaptığı saat takılmış. 1963-1964 yıllarında yeniden bir yangına maruz kalan kule tekrar tamir edilmiş. Dövme demirden yapılıp eğe ile dişleri açılan saat makinesi 38x38x78 cm ebatlarını taşıyor. Dört günde bir kurulan ve ağırlık sistemi ile çalışan saat ve bulunduğu ve 30 ahşap döner merdivenle çıkılan 12 metre yüksekliğindeki kule mimari açıdan estetik bir görünüm sergilemese de, üç yönünde bulunan saat kadranı ile Mudurnu Belediyesi mülkü olarak Mudurnu da bulunuyor. Mudurnu Evleri ![]() Mudurnu evleri arasında İstanbul'dan getirtilen ustalar tarafından yaptırılmış olan "Armutçular Konağı"nın ayrı bir yeri bulunuyor. 1860 tarihini taşıyan konak çatısı ha la orijinal Marsilya kiremitleri taşıyor.Bugüne de içinde oturanların gayreti ile ayakta kalabilen tarihi konak Mudurnu'ya gelenlerin ilk ziyaret yerlerinden biri sayılıyor. Dört katlı kare planlı konak ta 17 oda, 4 büyük salon, ve bir büyük sofa bulunuyor. Çıralı çamdan karkaslı ve ahşap kaplamalı konakta ahşap oymalar, tavan süslemeleri ve kapı tokmağı gibi detaylar hayranlık uyandırıyor. En çok iki ve üç katlı ahşap evlerde, giriş katlarında kiler,mutfak, su sarnıçları bulunurken, geniş taş duvarlar üzerine oturtulan üst katlarda avlu veya sofa etrafında oturma, yeme, yatma amaçlı odaları yer alıyor. İç ve dış mekanlarda ahşap işlemeciliğinin en güzel örnekleri de görülebiliyor. İlçenin vadide bulunması nedeniyle güneşi geç görüp, akşamı erken uğurlayan Mudurnu'da sabah geç olurken akşam erken başlıyor. Kuzeye kapanıp güneşe yönelen evlerin mimarisinde birbirlerinin manzarasını ve havasına mani olmayacak şekilde yerleşim sağlanmış. Bir çoğu bahçeli olan evlerde ahşap çardaklar ve çatı odaları beğeni topluyor. Osmanlı Sarayının tavuk ihtiyacını karşılayan ve son yıllara kadar tavukçulukla birlikte anılan Mudurnu, turizmde de büyük bir değişim içine girerek, Safranbolu özelliklerine sahip olma yolunda önemli adımlar atmaya başlamış. Geçen yıl başlayan çalışmalara ek olarak, 17 ev bu yıl, 50 ev ise önümüzdeki yıl içinde restore edilmek üzere planlanmış. Özellikle restore edilen evlerin pansiyon olarak turizme kazandırılması ve kent görüntüsünün yenilenmesi, otantik değerlerin ön plana çıkarılması ile başta Abant gibi önemli turizm merkezlerine gelen turistlerin ilgisini çekmeye başlamış. Yıllar önce oya ve dikiş iğnesi yapımı ile şöhret kazanan köylülerin yaptığı elişi ürünler, ahşap eşyalar, dekoratif özellikli kullanım eşyaları çeşitli dükkanlar ve tezgahlarda alıcı bulmaya başlamış. Bunlar arasında hanımların ortaklaşa yaptığı yerel kıyafetler taşıyan çok renkli bez bebekler, ahşap sini sofralar, pide kürekler i, yelek, süs patikleri, heybe gibi ürünler ekonomik fiyatlarla alınabiliyor. ![]() Mudurnu da cami, türbe, hamam gibi tarihi hayli eskilere dayanan görülmesi gereken eserler kadar yörenin renkli yerlerinden Demirciler Çarşısı da ilgi çekiyor. Gün boyu çalışan ustalar yaptıkları bakır eşyaları dükkanları önlerinde sergilerken en çok bakır kapaklı sahanlar, ibrikler, mangal ve semaverler turistlerin ilgisini çekiyor. Misafirperver ve turistlere alışık yöre halkı konukseverliklerini gösteriyorlar ve dükkanlarına gelenlere ikramlarda bulunuyorlar. Mudurnu çevresinde yer alan çeşitli köylerde aynı mimariyi yansıtan evler gözlenebiliyor. Köy fırınlarından çıkan ekmek kokusu ve cevizli çörek ile dikkat çeken yerlerden biri de Karapınar Kavağı Köyü. Ahşap eşyalar üreten çeşitli sepetler, küfe yapımı ile uğraşan köy lüler, orman ürünlerinin yanında arpa, buğday yetiştirip hayvancılık ve yaylacılık yapıyorlar. Yörelerine gelen turistlere süt ürünleri peynir, tereyağı, yoğurt ve bal gibi ürünler satıyor, bölgenin erik, kiraz, taze fasulye ve Mudurnu cevizi olarak ünlenen iri taneli, ince kabuklu, badem tadındaki cevizinin ünlü ve lezzetli olduğunu belirtiyorlar. İlk baharda yemyeşil bir örtüye bürünen ve çam ağaçlarının hakimiyetindeki tepelerden gelen kokulara çiçek kokuları karışan Mudurnu çevresinde yer alan Sünnet, Sülüklü ve Abant gölleri Mudurnu da oturanların günübirlik mesire yerleri arasında bulunuyor. Çam kozalağı ve Mudurnu saat kulesi ilçenin simgelerinden sayılıyor. NASIL GİDİLİR? Yola İstanbul'dan çıkanlar normal yoldan veya Oto yolu kullanarak Adapazarı ayrımına geliyorlar. Akyazı Dokurcun güzergahını kullanarak yeniden asfaltlanarak genişletilmiş güzel bir yol ile Mudurnu'ya ulaşabilirler. Bu yol Akyazı sapağından sonra Bolu yoluna göre daha az trafikli ve kamyon, tır trafiğinden uzak bir yol olarak tercih sebebi olabilir. Ayrıca otoyoldan ayrılmadan veya Ankara, Bolu yönünden gelenler ile Bolu kent içinden veya Abant sapağına girerek Mudurnu'ya ulaşılabilir. Abant yolunu kullanan sürücüleri göl çevresini dolaşıp rampayı çıkınca bölgenin kış şartlarında karlı oluşu nedeniyle dikkat gerektiren oldukça virajlı, yüksekten vadiye inen dar ama estetik bir yol bekliyor. İstanbul Bolu 260 km. Ankara Nallıhan Mudurnu 208 km Bolu Mudurnu 52 km. Mudurnu- Abant 17 km. Mudurnu- Sülüklü Göl 50 km. Bolu çevresinde Yedigöller, Göynük, Gölcük, Sünnet, Sülüklü, Çubuklu gölleri, Şeben, Kıbrısçık, Mengen, Gerede Esentepe, Kartalkaya günü birlik gezi yerleriniz olabilir. NE YENİR Zengin mutfak kültürüne sahip Mudurnu'da yöresel yemekler ön plana çıkıyor. Yarışkası ve Keyvanlar konağı restoranlarında yöresel yemeklerden tatma imkanı olan ilçede Meram restoran canlı müzik dinleyerek tavuk ve diğer yemek çeşitlerini bulabileceğiniz yerler. Bolu ve Mengen yemek ve aşçıları ile ünlenirken Mudurnu da çeşitli yemek yarışmaları, festivaller ile yöresel özellik taşıyan farklı yemeklerini tanıtmaya çalışıyor. Bunlar arasında en bilineni "Kaşık Sapı" yemeği. Un, yumurta, tuz ve suyla katı bir hamur yoğruluyor. Yarım saat bekledikten sonra üç parçaya bölünen hamur ince ince açılıp kareler şeklinde kesiliyor. Kesilen karelerin karşılıklı köşeleri birleştirilip fiyonk yapılıyor. Daha sonra kaynar suda pişirilen bu fiyonklar soğuk suya atılarak ve süzülüyor. Düz bir kaba bir kat makarna, bir kat rendelenmiş keş, dövülmüş ceviz karışımı olmak üzere birkaç kat hazırlanıyor. Tavaya bir miktar sıvı yağ ve tereyağı konup İyice kızdırılıyor. İçine ceviz içi rendelenmiş keş konup iyice kavruluyor. Makarnanın üzerine dökülen bu karışımla servise hazır hale getirilmiş oluyor. Diğer çeşitler arasında Uğmaç, Erişte, Düğün,Tarhana, Kızılcık Tarhana, çorbaları, Gözleme Böreği, Ekmek Aşı, Ekmek Makarnası, Kesme Makarna, Kesme Mantı, Etli Patates, Etli Fasulye, Patlıcan Kebap, kızılcıktan yapılan ve kışın sulandırılıp pilav yanında komposto olarak içilen Korava, lor, un, yumurta ile yapılan Höşmerim Tatlısı, Un Helvası, aşurelik buğday ile yapılan Keşkek, Abant Katmeri, Sebzeli But Dolması, Tavuklu Börek, Tavuklu Mantarlı Börek, Kaşarlı Tavuk, Tavuk Güveci, Tavuk Salatası, Yufkalı Rulo Köfte, Gül Baklavası, Bürümcük Baklavası bulunuyor. Mudurnu yayla tereyağı içeren ve sade, Antep Fıstıklı, Çikolatalı olarak hazırlanan "Saray Helvası" da hediyelikler arasında yer alıyor. Mudurnu'da restore edilen evler "ev pansiyon" olarak kullanılıyor. Yarışkaşı Konağı. 15 odalı, 50 kişilik "Gözleme ve Göveç Evi" restoranı ve toplantı salonu bulunuyor. Tel No. 0(374) 421 36 04 Keyvanlar Konağı 9 odası ve restoranı ile hizmet veriyor. Tel no: 0(374) 421 37 50 Değirmen Yeri Tel no: 0(374) 421 26 77 Hacı Abdullah Konağı Tel No: 0(374) 421 22 84 Ünsallar Otel Tel no: 0(374) 421 26 38 Mudurnu merkezindeki tesisler de kalanlar daha ekonomik ücretle günübirlik Abant Gölü ve çevresinden yararlanma imkanı da bulabiliyorlar. Bölgenin 39 derece sıcaklıktaki kaplıca suyuna sahip kaplıca otelinin yapımı da devam ediyor. Mudurnu Babas Kaplıcası, Mudurnu'ya 5 km uzaklıkta. Tel no. 0(374) 421 36 88. Günümüzde biri özel banyolu, 8 odası ile hizmet veren pansiyon bölümünde 24 saat kaplıca suyundan yararlanma imkanı bulunuyor. Ziyaretçiler için erkek ve kadın olmak üzere ayrı havuzlar bulunuyor. Kaplıca suyu cilt, yanık, kemik erimesine etkili oluyor. Konaklayanlar getirdikleri yiyecekleri kendileri mutfakta hazırlıyorlar. Mudurnu Sarot Kaplıcası ise 60 derece sıcaklıktaki böbrek ve idrar yolları, romatizmal ağrılara iyi gelen suyu ile Mudurnu'nun 30 km kuzeybatısında, Taşkesti beldesinde hizmet veriyor. Tel no: 0(374) 424 43 21 Bolu çevresindeki kent otelleri, Abantta ki turistik tesisler alternatif olabilir. Büyük Abant Oteli- Göl sahili Tel no: 0 (374)224 50 33 Mudurnu Doğal Yaşam Oteli (Sünnet Gölü kıyısı) 0 (374) 464 12 00- 01- 02 yer alıyor. MUDURNU’DA EĞİTİM GENEL DURUM Mudurnu ilçe merkezinde, Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü, Mudurnu Çok Programlı Lisesi, Cumhuriyet İlköğretim Okulu , Dumlupınar İlköğretim Okulu ve 2004-2005 öğretim yılında eğitim-öğretime açılan Mudurnu Yatlı İlköğretim Bölge Okulu bulunmaktadır. Mudurnu’daki okul ve kurumlar Eğitimde Toplam Kalite çalışmalarını sürdürmektedir. Bakanlığımızca dağıtımı yapılan Eğitim materyalleri tüm okullarımızda kullanılmakta, okullarımızda fen, matematik, vb.sınıflar oluşturulmakta, Bilgi Teknoloji sınıfları oluşturma çalışmaları devam etmektedir. İlçe merkezindeki öğretmenler Toplam Kalite seminerinden geçirilerek eğitimde, çağdaş eğitim anlayışı kazandırılmıştır. Ayrıca,Fen Bilimlerinde çağdaş yaklaşım semineri,Bilgisayar kullanım kursları ve bilgisayar Formatör öğretmen yetiştirme eğitimi gibi kurslarla alanında yetişmiş bilgili, çağa ayak uydurabilen,kendine güveni olan öğretmenler olmalarının sağlanması ve eğitim öğretimde daha aktif ve daha etkin olmaları hedeflenmektedir. İDARİ YAPI 1-MERKEZİ İDARE TEŞKİLATI Mudurnu,1865 yılında Osmanlı idaresinde görülen yeni teşkilatlanmada,Bolu Mutasarrıflığına bağlı bir kaza durumuna getirilmiştir. Cumhuriyetin 1923’te ilanıyla idari teşkilat yeniden düzenlenmiş ve Mudurnu,Bolu’nun ilk kazalarından birisi olmuştur. MAHALLİ İDARELER: Mudurnu Belediyesi Mudurnu da belediye teşkilatı 1880 yılında kurulmuştur. Belediyeye bağlı 6 mahalle vardır. Bunlar ; Kaygana, Büyükcami, Hızırfakı, Musalla ve Karacakaya Mahalleleridir. Mudurnu Belediyesi sınırları içinde kalan alan 280 hektardır. Belediyenin kira getirir 105 adet işyeri ve 12 adet konutu bulunmaktadır. Ayrıca şehir içinde 13 çeşme, 4 tuvalet,1 mezbaha,1 düğün salonu ve bir iş hanı ile 12 adet çocuk bahçesine sahiptir.İlçenin içme suyu şebekesindeki tüm aksaklıklar giderilerek hizmete sokulmuştur.Ayrıca ana caddeler ve büyük ara sokaklar asfaltlanmış ve birkaç sokak dışında bütün ara sokaklara kaldırım döşenmiştir.. Taşkesti Beldesi Taşkesti, Karaçomak köyü ve Arpaseki sınırları içinde bir bölüm adı iken ,1957 yılındaki deprem sonucunda tamamen yıkılmıştır. Daha sonra çevre köylerden gelen halkın yerleştiği bu yerleşim biriminde 1989 yılında belediye teşkiletı kurulmuştur.Beldenin Taşkesti adı ile anılmasının sebebi ise Arpaseki ve Taşkesti mahallelerini birbirine bağlayan köprünün bulunduğu yerdeki büyük bir taşın kesilerek Mudurnu suyuna geçiş sağlanmış olmasıdır. Çevredeki yaygın kanıya göre Taşkesti Mahallesinin bulunduğu yerde daha önceleri Karaağaç diye bir köyün olduğu, salgın bir hastalık sonucu köy halkının tamamen öldüğü söylenmektedir. Taşkesti’nin ilçeye uzaklığı 27 km. olup,ulaşımı E-1 karayolu ile sağlanır. KÖYLER İlçemize bağlı 74 adet köy olup, toplam yerleşim birimi sayısı 173 ‘tür. Arazinin yapısına bağlı olarak dağınık yerleşimdeki köylerin nüfusu 21.291 kişidir. İçme suyu ve elektriği bulunmayan köyümüz yoktur. Bütün köylere otomatik telefon bağlantısı sağlanmıştır. Akyokuş Köyü, Akyokuşkavağı Köyü, Alpağut Köyü, Avdullar Köyü, Bekdemirler Köyü, Beyderesi Köyü, Yüzüncüyıl Köyü(Kurtlar-Bostancılar), Bulanık Köyü, Cuma Köyü, Çağşak Köyü, Çamurluk Köyü, Çamyurdu Köyü, Çavuşderesi Köyü, Çepni Köyü, Çevreli Köyü, Dağyolu Köyü, Dedeler Köyü, Delice Köyü, Dereçetinören Köyü, Yeşildere Köyü(Dereköy), Dodurga Köyü, Dolayüz Köyü, Ekinören Köyü, Esenkaya Köyü, Feruz Köyü, Fındıcak Köyü, Gelinözü Köyü, Gökören Köyü, Gölcük Köyü, Göllüören Köyü, Göncek Köyü, Gürçam Köyü, Güveytepe Köyü, Hacıhalimler Köyü, Hacımusalar Köyü, Hüsamettindere Köyü, Ilıca Köyü, İğneciler Köyü, Kacık Köyü, Karacasu Köyü, Karamurat Köyü, Karapınarkavağı Köyü, Karataş Köyü, Karşıköy Köyü, Kavallar Köyü, Keçikıran Köyü, Kilözü Köyü, Koğucak Köyü, Mangırlar Köyü, Munduşlar Köyü, Ordular Köyü, Ormanpınar Köyü, Ortaköy Köyü, Örencik Köyü, Pelitözü Köyü, Samat Köyü, Samsaçavuş Köyü, Sarıyer Köyü, Sarpuncuk Köyü, Sırçalı Köyü, Sürmeli Köyü, Taşçılar Köyü, Tımaraktaş Köyü, Topallar Köyü, Topardıç Köyü, Uğurlualan Köyü, Uzunçam Köyü, Vakıfaktaş Köyü, Yaylabeyi Köyü, Yeğendere Köyü, Yenişıhlar Köyü’ dür. [/b] |
|
|
|
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu » |
((¯`»Mudurnu Tanıtımı ( Genel Bakış )«´¯)) |
|


Mudurnu Tanıtımı ( Genel Bakış )
![[Resim: mudurnu003k206ca8ho0.png]](http://img406.imageshack.us/img406/8361/mudurnu003k206ca8ho0.png)
![[Resim: mudurnu009k21fc60ai9.png]](http://img211.imageshack.us/img211/6535/mudurnu009k21fc60ai9.png)
![[Resim: mudurnu007k22f799sy1.png]](http://img527.imageshack.us/img527/5071/mudurnu007k22f799sy1.png)
![[Resim: mudurnu008k262283yf9.png]](http://img210.imageshack.us/img210/6263/mudurnu008k262283yf9.png)
![[Resim: mudurnu021k26c460fm5.png]](http://img76.imageshack.us/img76/5965/mudurnu021k26c460fm5.png)





