| 02-09-2012, 09:15 AMBolu Foruma Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! | |
|
|
|
Bu Makale Admin tarafından yazılmış, 1040 kişi okumuş ve 3 yorum yapılmış. Şu Anda
Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
|
Kıbrısçık Tanıtımı (Genel Bakış)
|
![]() Kıbrıscık yaylaları ile ünlüdür. Köroğlu Dağlarının güney yamaçlarındaki düzlük alanlarda yer alan yaylalardan Belen, Karaköy, Kökez, Bölücekkaya, Kardoğan ve 1825 m. yükseklikte bulunan Devevira en önemlileridir. Kıbrıscık- Beypazarı yolu üzerinde bulunan Karagöl, bir hektar genişliğinde oldukça derin bir göldür. Çevresi tamamen ormanlık olan gölde kamp yapmak için çok güzel yerler vardır. Gölde çok sayıda yaban ördeği olmasından dolayı avcıların uğrak yeridir. Göl kenarında bulunan bungalov tipi evlerde konaklama imkânı vardır. TARİHÇESİ Anadolu'nun Kuzeybatısında Karadeniz Bölgesinin batı bölümünde yer alan Kıbrıscık, Osmanlı Beyliğinin ilk devirlerinden itibaren Bitinya olarak bilinen Bolu ile birlikte Osmanlı himayesine girmiştir. Osmanlı Devletinin, Devlet yönetiminin 19. Yüzyıl başlarında iyice bozulmuş olduğu görülür. Bu dönemde halk devlet yöneticilerinden memnun değildir. Yeniden oluşturulan teşkilatlanma ile Bolu Voyvodalığı kaldırılıp, yerine daha geçerli ve disiplinli bir yönetim olan Mutasarrıflık kurulur. Bu sırada Bolu'nun 19 Voyvodalığı vardır ve bunlardan birisi de Kıbrısçık Voyvodalığıdır. Bu dönemde Kıbrısçık' da yönetim halk tarafından seçilen ayanlarca yapılırdı. Ayanların yetkileri çok genişti. Ayanlar yönetiminde 30-40 kadar köy bir araya getirilirdi ve bir ayanlık olarak idare edilirdi. O sırada Bolu ve çevresindeki ayanların bağlı olduğu voyvodaların idaresinin halka karşı tutumlarının çok sert olduğu, Kıbrıscık'ta ise bu duruma rastlanılmadığı görülmektedir. İyi bir yönetim gösteren ayanların uzun müddet iş başında kalarak halkı yönetmeye devam ettikleri gerçektir. Bugün bir çok köyde "Ayanlar" adı ile anılan sülaleler vardır ki, o zamanın idarecilerinin soylarının devamları olan akrabalarıdır. 1864-1908 Yılları arasında Kıbrısçık, Kastamonu iline bağlı Bolu sancağının bir bucağı durumundadır. 1908 Yılında II. Meşrutiyet ilan edilince, Bolu müstakil bir Mutasarrıflık oldu. 1334 Bolu Salnamesine göre Kıbrısçık'ın Bolu'ya bağlı bir bucak olduğu görülür. 1946 Yılında Seben ilçe olunca, Kıbrısçık Seben'in bir bucağı olmuştur. 1 Nisan 1958'de ise Bolu iline bağlı bir ilçe olmuştur. COĞRAYFA ![]() Batı Karadeniz bölgesinde Bolu İli'nin bir ilçesi olan KIBRISCIK, yüzey şekilleri bakımından bu bölgenin özelliklerini arz eder. Etrafı dağlarla çevrili olan bu platoda iki önemli akarsu bu platoyu üçe bölmüştür. Kıbrıscık batısında Seben İlçesi, kuzeyinde Bolu İli Dörtdivan İlçesi, güney ve güneydoğusunda ise Ankara'nın Beypazarı ilçesi ile komşudur.İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1090 metredir. Yüzölçümü ise 621 km2’ dir.Bolu Dağlarının Aladağ uzantısı olan Köroğlu Dağları ilçenin kuzeyini çevirir. Doğuda Karakise dağları ile çevrili ve Ankara'nın Kızılcahamam ve Çamlıdere ilçeleri ile komşudur. Güney cephesi ise çıplak tepelerden oluşan yüksekliklerle çevrilidir. Çanak biçiminde olan ilçenin batısı açıktır. Yüksek bir plato olan Kıbrısçık, sağlam bir zemine oturmuştur. Çünkü Dünya'nın oluşumu bakımından orta zamanlarda meydana gelmesi ve zemininin de oturmuş olması, bölgenin jeolojik yapısını kanıtlamaktadır. İKLİMİ Kıbrıscık İlçesi, konum itibariyle Karadeniz Bölgesinde yer almasına karşılık, İç Anadolu Bölgesinin karasal iklimini taşır. Yaz ve sonbahar mevsiminde sık yağmur alır. Diğer mevsimler kurak geçer. Kışlar soğuk ve kuru, buna karşılık mevsimine göre karlı ve soğuktur. EKONOMİ Kıbrıscık arazisinin dağlık, engebeli ve taşlık olması sebebiyle tarıma elverişli toprakları azdır. Arazinin tarım yönünden fazla verimli olmaması hayvancılığın önemini artırmıştır. İlçe halkının 1990 lı yıllara kadar önemli geçim kaynağı olan ormanlarımız gençleşince geliri de düşmüştür. Bu sebeplerle son yıllarda ilçe ekonomisinde en önemli yeri besi tavukçuluğu, küçükbaş hayvancılık, pirinç ve buğday üretimi almıştır. Fakat nüfus bölümünde bahsettiğimiz gibi,besi tavukçuluğu 2000 yılındaki ekonomik krize kadar bir nebze olsun durmuş durumda idi. Ama kriz zamanı tavukçuluk sektörü çok büyük bir darbe aldı, ilçenin ekonomik canlılığını sağlayan ana işkolu bitmiş oldu. Büyükbaş hayvancılık ise, ülkemizin genelinde olduğu gibi oldukça azalmış ve ilçe ekonomisinde fazla bir önemi kalmamıştır. İlçe topraklarının % 52,89 unun ormanlarla kaplı olması(32.836 ha)ve bozulmamış coğrafyası, mis gibi havası ve suyunun temizliği turizmi özelliklede yayla turizmini akla getirmektedir. Tabiki burada da reklam, konaklayacak yer meseleleri eksikliği öne çıkmaktadır. SOSYAL YAŞAM Anadolu'da Türkmen yerleşimi ile birlikte ilçede yerleşim başlamıştır. Yörede coğrafi yer adları bakıldığın da , Oğuz Boylarının isimlerine sıkça rastlanmaktadır. Kızık, Yuva ,Peçenek, Kınık, Türkmen Yurdu ve benzeri kelimeler yer adı olarak sıkça kullanılmıştır. İlgi çekici diğer bir özellik Kıbrıscık ve köylerinde çok dar alanlar içinde yüzlerce isim kullanılmasıdır. Bu yer isimleri Türkmenlerle ilgilidir. İlçenin bir diğer yerleşim özelliği de Aşağı Divan ve Yukarı Divan olarak ikiye ayrılmasıdır. Divan, Türk geleneklerine göre yönetim, birlik ve düzenin,davul,zurna,kös ve tuğlarla oluşturulduğu merkeze verilen isimdir. Aşağı Divan, Alanhimetler, Kuzca, Balı, Borucak, Dokumacılar,Geriş, Taşlık,Kızık-Sarıkaya köylerinden oluşan bölümü kapsamaktadır. Yukarı Divan Yazıca, Köseler, Alemdar, Deveören, Karacaören, Kızılcaören, Nadas, Karadoğan, Bölücekkaya köylerinin bulunduğu bölümden oluşmaktadır.Karaköy, Kılkara,Çökeler,Belen köylerinin bulunduğu alana ise Aşağı Sal adı verilmektedir. İlçenin sosyal yaşamı,gelenek ve görenekleri ile kültür hayatı Türkmen kültürü etrafında şekillenmiştir. İç Anadolu'da Afyon-Konya, Eskişehir-Ankara ile Köroğlu yaylaları arasında devam eden küçük baş hayvancılığa bağlı göç hareketleri zengin bir Türkmen kültürünün oluşmasına neden olmuştur. Osmanlı - Rus savaşları döneminde Kırım'dan gelen Kırgızların bu kültüre katkıları ile kültür zenginliği daha da artmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında nüfus ve ekonomisi ile Kıbrıscık Yazıca köyü Bolu'nun en büyük köylerinden biridir. Osmanlı döneminde yaşam hayvancılığa bağlı olarak şekillenmiştir. Yöre insanı yün ve tiftikte kendi kullandığı giysi ve eşyaları kendisi üretmiş bu nedenle dokumacılık gelişmiştir. Her evde bez, kilim, halı dokuma tezgahları oluşmuştur. Bu dokumalarda büyük bir Türkmen motif zenginliğine rastlanmaktadır. Tek şiş ve beş şiş tekniği ile değişik motiflerde el örgüleri yapılmıştır. Dokunan bezler üzerine yapılan el işlemeleri ile çok güzel işler ortaya çıkmıştır. Bu dönemde Kıbrıscık'ta kış şartlarının çok ağır geçmesi Kıbrıscık insanının 6 aylık bir dönemde hayvanlarını İç Anadolu'da yaşatma zorunluluğu getirmiştir. Kış aylarını bu bölgede geçirdikleri için Kıbrıscık'lılara Kışlak adı verilmiştir. Kıbrıscık insanın düğün ve eğlence toplantılarında oluşturduğu oyunlar bugün bile izleyenlere büyük zevk vermektedir. Düğünler 5 gün gibi uzun zamana yayılmış, bayram ve özel günlerde Karakucak güreşleri düzenlenmiştir. Yaz aylarında Köroğlu dağları üzerinde yaylacılık gelenek halini almıştır. Bu bölgelerde her köye ait yayla bulunmaktadır. Yörede köy ve yayla evlerinde ahşap mimari kullanılmış ve geliştirilmiştir. Dar alanlarda eskiden karasapanla yapılan tarım bugün traktörle yapılmaktadır. Hasat toplama (biçim) eskiden orakla yapılırken bugün tırpan ve biçer kullanılmaktadır. 1960'lı yılların sonuna doğru orman işlerine dayalı olarak ekonomi şeklenmiş köylerde orman kooperatifleri kurulmuş, nakliyecilik gelişmiş kamyon sayısı artmıştır. Roma-Bizans ve Osmanlı dönemlerinde ilçe eğitim merkezi durumundadır. Sırasıyla kilise ve manastırların yerine medreseler almıştır.Osmanlı döneminde ilçe çevresin de bulunan (Garip, Cuma deresi, Sayarcık ve Çukur) medreselerinde eğitim öğretim devam etmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında açılan okullarda eğitim desteklenmiş 1928 yılında Harf İnkılabı ile beraber Millet Mektepleri açılmıştır. Büyük bir katılım sağlanarak ilçede yeni Türk alfabesi ile okuma yazmaya geçilmiştir. Bugün 45 yaş altı nüfusun %99,98 'i okur yazardır. Bunların büyük bir bölümü yüksek öğrenimlerini tamamlamıştır. İlçede çeşitli dönemlerde büyük göçler yaşanmıştır. 1950'lerde Haymana -Polatlı bölgelerinde toprak dağıtımının gerçekleşmesi ile bu bölgeye büyük göçler olmuştur. Polatlı civarında göçler yoğunlaşmıştır. Polatlı'nın Yaralı ve Aldan köyleri tamamen Kıbrıscık'lılardan oluşmaktadır. Bu göçler tarımsal amaçlıdır. İkinci büyük göç hareketi 1970-1980 yılları arsında İstanbul Pendik, Bolu merkez, İzmir'e olmuştur. Bu göçün sebebi ise kent imkanlarından yararlanmak, sanayi bölgelerinde iş bulmak, eğitim olanaklarını iyileştirme amacı taşımaktadır. Bu amaçlara yönelik göç günümüzde de devam etmektedir. Kaybedilen nüfusa rağmen birlik beraberlik bozulmamıştır, toplum hayatı gelenek ve göreneklerin etkisindedir. Gelenek ve göreneklerin dışında hareket eden kişiler toplumum tarafından ayıplanır ve kınanır. Köylerde küçük çapta anlaşmazlıklar köyün ileri gelenleri tarafından çözüme bağlanmaya çalışılır. Bu nedenle ilçede adli olaylar oldukça azdır. Köylüler arasında dayanışma ve yardımlaşma gelenek ve göreneklere bağlı olarak yürütülür. İmece çalışmaları ile köy işleri yürür. Misafire ve misafirliğe büyük değer verilir. Geçmişte uzun kış gecelerin de misafirliğin yanı sıra toplantılar düzenlenir. Böyle günlerde oyunlar oynanır, mani ve türküler söylenir, çeşitli masallar anlatılır, yatsılık denilen yemekler hazırlanır ve eğlence içinde yenirdi. Televizyonun evlere girmesi ile birlikte bu gelenekler değişmiştir. TURİZM Mesire Yerleri, gezilecek görülecek yerler: Kıbrıscık'ta gidilebilecek en önemli yer Karagöl milli parkıdır. Burada konaklanabilecek motel ve bungalov evlerde mevcuttur. Özellikle yaz mevsiminde çam ağaçlarının mis gibi kokular içerisinde o temiz havayı ciğerlerinize çekmenin tadına varmanız lazım. Ayrıca, köroğlu tepesi, otantikliğini koruyan yaylalar, alcının kaya mağaraları, Belen köyünde bulunan elönü mağaraları gezilip görülebilecek yerlerdendir. Ayrıca etrafı yeşillendirilince Kızılcaören gölü ve Nadas gölleride piknik yapılabilecek yerlerdendir. Yapım çalışmaları devam eden yayla yolunun bitirilmesi ile çimencik ve kocaörük mevkileridegüzellik alanı olacaklardır. Eski uygarlıklardan kalma bir ören yeri olan Samra (Samranın çayırı) mevkiide görülmeye değer bir konumundadır. Eskiden Orman işletme müdürlüğü depolama alanı olan Yaylaçayırı bölgesinde bulunan binaların boşaltılması ile birlikte yatırımcıları beklemektedir. Taş binalar motel olarak değerlendirilebilir. Bölgeye ayrıca alabalık tesisi yapılabilir. Futbol sahası da bulunmaktadır. VADİLER İlçenin güneyinde, doğudan batıya doğru uzanan Uludere, Seben ilçesi Çeltikderesi Köyü’nün batısından Seben Çayı ile birleşerek Çayırhan civarında Sarıyar Barajına ulaşır. İlçe sınırları içinde sırasıyla Cuma Deresi, Şaduman, Uludere isimleri verilir. Bu vadi sarp kayalıkları ve doğa güzellikleri ile görülmeye değer bir alandır. Aynı vadi üzerinde Çeltik Deresinde tarihi klise, Belen köyünün güneyinde Karaönü(Elliönü) kaya manastırı ve kaya evleri, Cukur’da tarihi çeşmeler, vadi boyunca peribacaları, ilçenin güneybatısında Avcının Kaya, Alemdar Köyünün güneydoğusunda Sarma ve Kara klise bölgeleri bulunmaktadır. Dere boyunca uzanan kaya oluşumları ilginç görüntüler arz etmektedir. Çeltik tarlaları, elma bahçeleri, üzüm bağları vadiye ayrı bir güzellik katmaktadır. Bu bölgedeki derelerde tatlı su balıkları, doğal mercan (alabalık) bulunmaktadır. Uludere’nin Arközü, Serke, Kise derelerinde orman içi alanlarda Çimencik, Samra, Ekiz, Serke vb. yeşile ve çiçeğe bürünmüş alanlar kamp turizmine elverişlidir. Yaylaçayı deresi boyunca Örencik, Belen yaylaları orman içi yeşil alanlar olarak ilgi çekicidir. YAYLALAR ![]() Kıbrısçık’ da yaylalar ve yaylacılık çok eskilere dayanmaktadır. Yaylalar insanların yaz aylarında hayvanlarını otlatmak ve dinlenmek için oluşturdukları yerleşim merkezleridir. Kıbrısçık yaylalarının büyük bir bölümü Köroğlu zirvesi eteklerinde toplanmıştır. Eskiden Polatlı, Haymana, Sivrihisar bölgelerinden gelen Türkmenler bu yerleşim birimlerinden bazılarını oluşturmuşlar ve sonra Kıbrısçık yöresindeki köyleri kurmuşlardır. Bazı yaylalar hala bu yörelerin isimlerini taşımaktadır. Kıbrısçık yaylaları doğal güzellikleri, geniş otlakları, etrafında çam ormanları, buz gibi soğuk su kaynakları ile görülmeye değer yerlerdir. Soğuk su kaynaklarının oluşturduğu derelerde mercan, alabalık vb. balıklar bulunur. Bugün bir kısmı boş olan yayla evlerinde kiralanarak konaklama imkanı vardır. Mimari yapı yöresel ve ilginçtir. Evlerin duvarları ağaçtan yapılmış olup, çivi kullanılmamıştır. Ağaçların baş kısımlarına kerti açılarak, birbirine geçirilip üst üste yığılması ile yapılmıştır. Çatılar elde yapılma tahtalarla kapatılmıştır. Evler genellikle tek odalıdır. Çift odalı evlerde sütlük denilen ikinci oda vardır. Odanın bir köşesinde ocak(şömine) bulunur. Ocakta odunun ateşi ile ısınılır. Yemekler de odun ateşinde pişirilir. Evlerin aydınlanması çıra ateşi ile sağlanır. Evin bir köşesinde süt makinası ile yağ ve peynir fıçılarının bulunduğu sütlük yer almaktadır. Yaylaların temiz havası, soğuk suları, çiçek dolu kırları en önemli özellikleri arasındadır. İnsanı dinlendiren bol oksijenli bir havası vardır. Yoğurt, süt, ayran ve yağında binbir türlü çiçek kokusu vardır. Taze kuzu eti ile yapılan ızgaralarına doyum olmaz. Yayla fırınlarında yapılan yayla ekmekleri son derece leziz olmaktadır. Yaylalarda günlük yaşam hayvancılıkla ilgilidir. Erkekler genellikle davar (koyun,keçi) ardında çobanlık yapar. Kadınlar günlük ev işlerini bitirdikten sonra gruplar halinde oturur sohbet ederler. Köyde bütün çocuklar yaylaya gider. Yaylalarda çocuk oyunları çok canlıdır. Ağaçtan yapılan çevirge denilen aletler arakes, ayıcı gibi oyunlar bunların bazılarıdır. Yayla sonuna doğru köy gençleri (kız,erkek) köyde hasat işlerini bitirdikten sonra toplu olarak yaylaya çıkarlar. Bu gidişlerde yöre kıyafetlerinin en güzeli giyilir. Yaylada kırlara çıkılarak piknik yapılır. Kavallar çalınır, maniler ve türküler söylenir. Kısacası coşkulu bir şekilde eğlenilir. Yaylanın son günlerinde yaylada bütün fırınlar ateşlenir. Komşular toplanarak sütle yoğurulan hamurdan yayla ekmekleri yapılır. Yapılan bu ekmekler şekil ve durumlarına göre isimler alırlar.sütlü çörek, gatmerli, somun gibi isimler verilir. Kış için pişirilen yayla kuruları büyük bir özenle yapılır. Bu kuruların simit şeklinde olanına halka, diğer şekilde olanlarına kürül adı verilir. Bu yaylalarda konuk olanlar burada yaşadıklarını ömürleri boyunca unutamazlar. YÖRESEL KIYAFETLER ![]() Kıbrıscık’ta geleneksel giyimde, halkın günlük yaşamında kenteşmenin de etkisi ile birlikte çok yavaş olmakla birlikte zaman içinde değişiklikler görülmektedir. Ancak orijinal giysiler bazı evlerin sandıklarında saklanıp, düğün törenleri gibi önemli günlerde giyilerek yaşatılmaya çalışılmaktadır. Giysiler insanlarımızın duygu ve düşüncelerini, zevklerini, oyalara, nakışlara ve dokumalara aktarılmasından meydana gelmektedir. Giysileri üç grup altında inceleyebiliriz. KADIN GİYSİLERİ Kadın ve kız giysileri arasında farklılık vardır. Kadınlarda başlık olarak tepelik ve cember kullanılırken, kızlarda sadece çevre kullanılmaktadır. Aynı şekilde kadın ve genç kız giyimleri de kendi içlerinde günlük ve özel günlerde giyilen kıyafetler olarak farklılık göstermektedir. Genç kızlar genellikle günlük giyimlerinde fistan ve yelek giyerken, özel günlerde sefahir, üç etek ve fermana giymektedirler. Kadınlarda ise günlük giyimlerinde işlik ve ak göynek giyerken özel günlerde üç etek veya bindallı üzerine fermana giymektedirler. Başta Kullanılan Giysiler Tepelik (takka), çeki, çember veya nakışlı yazma, çevredir. Çevre Kenarları pul oyalı olan çevreler genellikle genç kızların kullandığı baş örtüsüdür. Çevreler kendinden çiçek desenli ve kenarları pullu ve oyalıdır. Üçgen biçiminde katlanıp, çene altından dolaştırılarak tepede bağlanır. Tepelik (Takka) Küçük yassı bir taş biçiminde gümüşten yapılmış, fes üzerine dikilmesi ve çekinin fes etrafında bağlanmasından oluşan baş giysisinin bütünüdür. Tepeliğin önünde, tepeliğin yapıldığı madenlerden oluşan zincirler ve bu zincirlere bağlı miktarı ekonomik duruma göre değişen gümüş ve altın paralardan oluşan süs takılır. Tepeliğin önünden sarkan zincirler özgürlüğü ve bağımsızlığı ifade ederken, ucundan sarkan altın yada gümüş paraların bolluğunun ise bereketi ifade ettiği söylenmektedir. Kırmızı renkli olan al çekinin amacı fesi tutmak içindir. Çember Daha çok yaşlı kadınlar tarafından kullanılan çember, ipekli veya pamuklu kumaştandır. Üçgen şeklinde katlanarak iki ucu çene altından dolaştırılıp tepeliğin üzerinden bağlanır veya tepeliğin altından yüzün sol veya sağ tarafına sıkıştırılır. Gövdede Kullanılan Giysiler Don, iç göynek, boylu göynek, fistan, üç etek, işlik, fermana ve sefahirden oluşur. Don Boylu alaca, alaca bez isimleri verilen dokuma kumaşlardan veya üzeri çiçek desenli genellikle kırmızı renkli kumaşlardan yapılan bir şalvar türüdür. Ayak bilekleri ve belle gelen kısımları lastik takılarak büzülmüştür. Alaca kuyruklu don, holta don, koca don gibi isimler alır. İç Göynek Yaka kısmı işlemeli, önden düğmelidir. Beyaz ve beyaz üzerine kırmızı kalelerden oluşan iç göynük, ev tezgahlarında dokunmuş kumaşlardan yapılır. Kol uzunluğu dirseklerle bilek ortasında, etek boyu kalçaya kadardır. Atlet olarak giyilir. Boylu Göynek (Ataşlık Başı Göynek) Yöredeki tezgahlarda, yün tiftik veya pamuklu iplikten dokunan düz beyaz kumaştan yapılır. Yaka kısmı göğse kadar açık ve düğmelidir. Kolları bileklere kadar olup, etek boyu diz altındadır. Ön kısmı belden eteğe kadar iki sıra halinde işlemelidir. Yaka kenarları, etek uçları ve arka kısmının bir bölümü değişik motif ve renklerle süslenmiştir. İşlemeler yöresel olup, kök boyalarla boyanmış ipliklerle yapılmıştır. İşlenen motiflere at nalı, apışaklı, koyun gözü, yılan eğrisi, karalıboy, çorap boyu, aynalı, güllü işlemeli, kaz ayağı, düzdadı ve oturma gibi isimler verilir. Fistan Kadife , ipek ve polyester gibi kumaşlardan yapılan ve boylu göyneğin yerini alan bir giysidir. Kollar bileklere kadar uzanır ve manşetlidir. Önden göğüs hizasına kadar açık ve düğmelidir. Kırmızı ve yeşil renkler hakimdir. Sefahir Genç kızlar tarafından fistan ve boylu göynek üzerine giyilen bir giysidir. Kadife kumaş üzerine işlemeler yapılarak dikilir. Boyu diz üzerine kadar uzanır. Önden tamamen açıktır. Yaka kol ve etek kenarlarında da işlemeler vardır. Özel günlerde giyilir. İşlik Günlük yaşamda boylu göyneğin üzerine giyilen işlik, mavi, sarı, kırmızı, yeşil çuha veya desenli basmadan dikilmektedir. Boyu bel hizasında olup iç kısmı astardır. Ön kısmı, kol ve yaka kenarları yün ipliklerle yapılmış motiflerle işlenmiştir. Etek uçları boncuklarla süslüdür. Günlük yaşamda giyilir. Bindallı Kadife kumaştan yapılmıştır. Lacivert, kırmızı, mor, bordo ve koyu yeşil renktedir. Sarı ve beyaz sim ipliklerle işlenmiştir. Ön kısımları boydan boya açık olup, yakaları “V” şeklindedir. Üzerindeki işletmeler Türkmen motiflerini yansıtmaktadır. Kadın ve kızların el emeği ile hazırlanmaktadır. Üç Etek Yörede allı gutni, mecidiyeli entari, altıparmak ve kanatlı entari gibi isimler verilmektedir. Boyu ayak bileklerine kadar iner. Önü tamamen açık olup, yanlarında ise belden aşağı kadar uzanan yırtmaç vardır. İçi astarlıdır. Göğüs kısmı düğmelidir. Bu düğmeler ağaç parçaları ve zeytin çekirdeklerinden yapılmıştır. Üç eteğin tüm kenarları sim ile süslenmiştir. Ön iki parçası giyildikten sonra gümüş kuşakla sıkıştırılabilir. Özel günlerde giyilir. Fermana (Cepken) Cepkenin çuhadan yapılanına fermana, kadifeden yapılanına ise salta adı verilir. Giysinin önü, arkası ve bütün kenarları gümüş sim iplerle işlenir. İçi astarlı ve kolları uzundur. Boyu bel hizasındadır. Mavi, siyah ve lacivert renklidir. Üzerine yapılan motiflere kancalı, kopçalı ve üç toplu gibi isimler verilmektedir. Üç eteğin üstüne giyilir. Ayakta Kullanılan Giysiler Ayağa giyilen çoraplar tamamen el emeğidir. Yün ve tiftikten yapılır. Çoraplar örüldükten sonra tahta kalıplara geçirilerek düzgün şekli alması sağlanır. Dağınık gül, güllü çorap, mozak gülü, söğüt dalı ve top gül isimler alır.Ayakkabı olarak çarık, mes ve siyah renkli potin kullanılmıştır. Günümüzde kara lastik, naylon ayakkabı ve kundura giyilmektedir. Takı ve Aksesuar Boyun altını ve gümüş kuşak görülmektedir. Boyun altını olarak bir gremse,duruma göre 8-10 tane Reşat altını ipe belirli aralıklarla dizilmiş halde boyuna takılan takıdır. Gümüş kuşak bele takılır. Bu kuşak gümüşten yapılmış bakla veya balta denilen parçaların bir kumaş üzerine dizilmiş ve başına işlemeli toka denilen parçanın takılması ile oluşur. Kuşağın tokası kurbağaya benzer. GELİN GİYİMİ Kıbrıscık’ta gelin başına fes, tepelik, çeki, uğur çemberi, yeşil çevre, al tütek, aynalı pullu car kullanılır. Gelin giyiminde tek farklılık başta kullanılan giysilerdir. Yeşil Çevre Kıbrıscık’ta kullanılan bir baş örtüsüdür. Yemeniden daha kalındır. Çoğunluğu kırmızı renkli olan çiçek desenler, yeşil çevrenin dört kenarını dolanır. Ortasında ise beyaz ve sarı renkte daha küçük desenler bulunmaktadır. Kenarları ise pullu oyalarla süslüdür. İki kenarı, alt tüteğin iki kenarı ile dikilerek, uğur cemberinin üstüne başın arka tarafına örtülür. Aynalı Pullu Humayın kumaştan üçgen şeklinde kesilerek, üzeri yöre insanları tarafından işlenmiştir. Ortasında yuvarlak ayna bulunan aynalı pullu, renkli iplerle oluşturularak püsküllerle süslenmiştir. Göz alıcı renkler kullanılır. Aynalı pullu gelinin ferahlık, aydınlık geleceğinin olması içindir.aynalı pullu üzerine güneş ışınlarının vurması ve yansımasından dolayı oluşan parlaklık, çevresine aydınlık verecektir. Çar Patiskadan yapılmıştır. Yapılan işlemeler yoğun olarak başın üst kısmına gelen bölümde toplanmıştır. Sırta doğru inen kısımda daha hafiftir.Motifleri mavi, pembe, sarı, kırmızı ve yeşil renklerden oluşmuştur. Tepelik ve Çeki Uğur Çemberi Özellikle beyaz renklidir. Düz ince pamuklu kumaştan dokunmuştur. Üçgen şekline getirilerek, tepeliğin üstünden geçirilip, çene altından dolanarak arkadan bağlanır. Al Tütek Kırmızı ipekten yapılır. Gelinin yüzünü kapatmak içindir. ERKEK GİYİMİ Yapılan araştırmalar sonucunda erkek giysi örneklerine çok nadir oranda rastlanmıştır. Erkek giysileri yün, tiftik ve dokuma kumaşlardan tercih edilmiştir. Başta Kullanılan Giysiler Geleneksel olarak kaskettir. Gövdede Kullanılan Giysiler Bunlar dokuma kumaşlardan el işi ile yapılmıştır. Ak göynek, entere, fermana, pantolon, yelek, ceket ve kuşak görülmektedir. Ak Göynek Düz beyaz kumaştandır. Boyun kısmı açık ve yakasız etk düğmeli, kolları dirsek hizasında, boyu dizlere kadar inen ve atlet yerine giyilen iç giysidir. Entere Alaca bez denilen ve renkli pamuk iplikten dokunan kumaşlardan yapılır. Yarım dik yakalı önleri açık ve düğmeli, kolları uzun, bilek kısımları manşetli bir giysidir. Fermana Özel günlerde giyilir. Uzunluğu bele kadar olup, sırma ipliklerle işlenmiştir. Göğüs hizasından bele kadar düğmelidir. Pantolon Yün veya tiftik kumaşlardan yapılır. Ayak bileklerine kadar uzunlukta, cep kısımları yana doğru dik ve geniş, parçaları dar olarak yapılmıştır. Ceket Kıl ve yün dokuma kumaşlardan yapılmış olup, boyu bel altına kadardır. Yeleğin ve entarinin üzerine giyilir. Kuşak Kıl dokuma kumaştan yapılır. Bele dolamak için kullanılır. Ayakta Kullanılan Giysiler Yün ve tiftikten örülmüş çorap giyerler. Beş şişle örülen çorapların uzunluğu diz kapağı hizasına kadardır. Aksesuar Desenli işlemeli kumaşlardan yapılan kenarları oyalı ve pullu para keseleri kullanılmaktadır.ağız kısmını büzmeye ve bağlamaya yarayan uzun ipler, iplerin her iki yanlarına sarkan uçlarında süs boncukları vardır. Saat kösteği de aksesuar olarak kullanılmaktadır. GELENEK - GÖRENEK Düğünle İlgili Olanlar İlçede eski evlilikler görücü usulü ile yapılır.oğlan tarafı kızı beğenirse dünür gidilir. Nişan ve düğün olarak iki aşamalı olarak gerçekleştirilirdi. Günümüzde ise gençler anlaşarak evlenmektedir. Kız Beğenme Kız İsteme Kız beğenmeden sonra evlenecek gencin yakınlarından birkaç hanım kız evine gider. Bir süre sohbetten sonra kız evine geliş nedenleri açıklanır. Gelenler şunu söyler:”Çiğdemleri kaza kaza, yolları toza toza, Allah’ın emri, Peygamberin kavli ile oğlumuz………için kızınız…………..’ya dünür geldik.”derler. Bunun üzerine kız annesi hanımlara söyle cevap verir:” Kısmet olursa gelir Hint’den Yemen’den, kısmet olmazsa ne gelir elden” diyerek kız tarfı birkaç gün izin ister. Cevap uygun olursa, iki aile bir araya gelerek söz kesme günü belirler. Söz kesme günü gencin yakınlarından oluşan bir grup kız evine gider. Sohbetten sonra yaşlılardan biri kız babasına “yükümüzü sırtımıza salıver”der. Nişan ve Nisanlılık Düğün Düğünler aşağıdaki aşamalarda gerçekleşir. Urba Görme Kız ve erkek ailelerinden oluşan grup, kızın çeyizini almak üzere alışverişe çıkar. Düğüne Davet Düğüne davet edileceklerin yakınlık derecesine göre 15-20 gün önce hediyeler dağıtılır. Çeyiz Katırı Gelinlik kıza gidecek eşyalar erkek evinden katıra yüklenir. Koç ve kısır bir koyunda düğünde yenmek üzere katıra yüklenir. Kısır Kına Kızın çeyizleri görülmek üzere kız evinde sergiye açılır. Kına Kız evine gidilir ve orada kıza kına yakılır. Kınayı kızın en yakın arkadaşı yakar.Kına yakılan eller özel torbalara sarılır. Bu torbalardan biri beyaz diğeri kırmızıdır. Bunun anlamı “al gelinliğinde gelin ol, gelin olduğun evden beyaz kefenle çık ”tır. Gelin Alma Duvak Çocukla İlgili Olanlar. Ad Koyma Eskiden çocuğun adı ailenin en büyüğü tarafından konurdu. Günümüzde anne ve baba çocuğa istediği ismi verebilmektedir. Kırklama Kırkıncı gün bir çocuk tarafından saydırılan kırk taş su ile çocuk ebe tarafından yıkanır. Köstek Kesme Yürümeye başlama aşamasına gelen çocuk, Cuma günü bir aile yakını tarafından caminin yanına getirilir. Çocuğun iki ayağı bir iple bağlanır. Cuma namazından ilk çıkan erkek tarafından bu ip kesilir ve çocuğa hafif bir tokat atılır. Böylece çocuğun daha çabuk yürüyeceğine inanılır. Ot Kesme (Ad Değiştirme) Eskiden Kıbrıscık’ta yaşıtlarına göre gelişme göstermeyen , cılız kalan çocukların adları değiştirilirdi. Bahçenin el ve ayak değmeyen bir yerinde otlar işaretlenir ve otlardan hangisi büyüme gösterirse, gelişme göstermeyen çocuğa o ad verilirdi. Ölümle İle İlgili Olanlar Ölüm ve devir Cenaze sahibi tarafından cenazenin mezarını kazan mezarcılara, cenazenin eşyalarını yıkayan çamaşırcıya, taç yapan marangoza ve cenazeyi yıkayıp su döken hocalara cenazenin hakkı geçmesin diye para verilir. Bu paraya devir denir. Ağız Açma Ölen kişinin ölümünün 40.günü akrabaları ve komşuları gözleme yaparlar. Yapılan bu gözleme dağıtılır. Bu gözlemeyi yiyen kişilerde ölen kişiye duğa okur. Elliikinci Gece Ölen bir kimse için ölümünden sonra 52.gecesi cenaze sahibi ölen şahıs için mevlit okutarak cenazesine dua ve nizamda bulunur. Kıbrıscık’ta Bayramlar ve Özel Günler Bayramlar Dini bayramlarda gençler büyüklerini ziyarete giderler. Milli bayramlar da büyük coşku ile kutlanır. Acem Pilavı Toplantıları Köylerde uzun kış gecelerinde düzenlenen bir yemek ve eğlence toplantısıdır.Yemekten sonra masallar anlatılır, oyunlar oynanır, karşılıklı maniler düzülür. Nevruz (Beddam) Bayramda yüksek tepelere çıkılır, köy gençleri bu tür yerlerde her taraftan görülecek ateşler yakar ve etrafında eğlenilir, ertesi günü sabahı köylerde günlerce evvelden biriktirmeye başlanan yumurtalar soğan kabuğuyla boyanır. Boyanan yumurtalar köy içinde yakılan ateşler etrafında gençler ve çocuklar tarafından vuruşturulur. Hıdrellez Mayıs ayının 6.günüdür. Hıdrellezden birkaç gün önce evlerde temizlik yapılır. Hıdrellez günü eve Hızır Aleyhisselam’ın uğrayacağı düşünülür. Al Dede Günü Çökeler, Kılkara, Beslen köylerinin Al Dede Türbesi denilen yerde düzenledikleri bir gündür. Bu çevrenin insanları inançları icabı adak kurban keserler. Su Bayramı Her yıl bahar sonlarında düzenlenir. Yayla ve Örencik çevresinden gelen toprak su kanalında köyün imece çalışmaları sonucu tamiratı yapılır ve 2- 3 gün süren bu çaıişmalar sonucu düzenlenir. Kuzulama Zamanı Yapılan Ayıcı Oyunu Kıbrıscık’ta koyunların kuzuladığı ilkbahar mevsimi sürü sahipleri ve çobanlar için en sevinçli zamandır. Kuzuların kuzulamaya başladıkları bu ayda, köydeki gençler toplanarak ayıcı oyununu oynar. Karagöl Günü Mayis ayinin son Pazar günü ilçe içindeki ve dışındaki tüm Kıbrıscık’lılar toplanma günü olarak Karagöl’de düzenlenir. Bu gün; ilçe dışında olan Kıbrıscık’lılar kaynaşma sağlamakta, yeni nesil Kıbrıscık’lılara yöreyi ve kültürünü tanıma imkanı verilmektedir. Yöresel sanatçilardan yöre türküleri dinlenmekte, yöre folkloru sergilenmekte, güreş vb. aktiviteler yapılmaktadır. HALK OYUNLARI Yöre halkının gelenek göreneklerini yansıtan halk oyunlarımız, Kıbrıscık halkının duygu ve düşüncelerinin insanların vücudunda şekillenerek harekete dönüşmesiyle oluşmuştur. Düğün, bayram ve özel günlerde halkın eğlence kaynağıdır. Çevreden etkilendiği gibi, çevre oyunlarının da büyük etkisi vardır. Yöresel oyunlar ez az iki kişi tarafından oynanmaktadır. Cezayir oyununda olduğu gibi sayı oldukça çoğalabilir. Oyunlar, karşılıklı yer ve yön değiştirilerek daire veya çizgi formunda oynanır. Diğer oyunlardaki gibi baş, son veya komut veren yoktur. Düz oyunlarda kadın ve erkekler kendilerin özgü tavır ve hareketlerle oyunun herhangi bir bölümünde omuz sallayarak oyunu sürdürürler. Sekme, sürtme, hoplama ve yürüme ayakta yapılan temel hareketlerdir. Oyunlarda kollar dirsekten kırılarak yanlardan ve önde belle omuz arasında aşağı ve yukarı hareket ettirilir. KADIN OYUNLARI Kadın oyunları dömbek eşliğinde oynanır. Erkek oyunlarına nazaran daha yumuşak ve estetiktir. Dömbek çalarak türkü söyleyen kadınlar oyunları yönlendirir. Bu kadınlar bütün düğünlere katılırlar. Yöre düğünlerinde oynanan atlama oyunlarına da kaşık kullanılır. Düz oyunlarda parmaklar şıklatılarak ritim verilir. Günümüzde halk oyunları ekiplerimizde kaşık bütün oyunlarda kullanılmaktadır. Yörede oynanan kadın oyunları şunlardır. Men Men (Pıt pıt) Men men türküsü eşliğinde ekiple ve kaşıkla oynanan düz oyundur. Atlama (Gazel) Tek atlama ve çift atlama olmak üzere iki türlüdür. Kaşıkla çeşitli yöre türküleri eşliğinde uygulanır. Kürdün Kızı Kürdün Kızı türküsü eşliğinde oynanır. Ah Karadeniz Bir söylentiye göre Kıbrıscık halkının bir kısmı Kırım’dan gelmiştir. Bu oyunun kaynağının da oraya dayandığı söylenmektedir. Yöresel türküsü eşliğinde oynanır. Değirmen Değirmen türküsü eşliğinde oynanır. Ziller Vur ziller türküsü eşliğinde oynanır. Yemenimin Uçları Aynı isimli türkü eşliğinde oynanır. Karaköy Kaşık Oyunu Aslında erkek oyunu olmasına rağmen, türküsü eşliğinde kadınlar tarafından da oynanır. Ördek Erkek oyunu olarak bilinmekle birlikte kadınlar tarafından da oynanır. ERKEK OYUNLARI Erkek oyunları daha serbest, hareketli, sert ve kıvraktır. Omuz sallama oyunlarındaki en belirgin özelliktir. Oyunların bazı bölümlerinde yer alan omuz titretme hareketi oldukça ilgi çekicidir. Oyunlar kaval eşliğinde oynanır. Sözsüz ezgilerle oynandığı gibi ördek, Karaköy kaşığı, yılan, çaykuşu gibi oyunlar sözlü olarak oynanmaktadır. Oyuncular oyunun herhangi bir bölümünde içlerinden geldiği gibi nara atarlar. Erkek oyunlarının tamamında kaşık kullanılır. Oyunlarda dilli kaval ve dömbek oyunlara eşlik eder. Son yıllarda klarnet, bağlama, davul ve zurna oyunlara girmektedir. Yörede oynanan erkek oyunları şunlardır. Cezayir Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti de Tunus, Cezayir, Yemen ve Fas’a asker gönderir. Cezayir önünde Akdeniz’de haritada görülmeyecek kadar küçük hilal şeklinde adalar mevcuttur. Denizde dalga olduğu zaman adalar hareket ediyormuş gibi gözükür. Bu oyun adalar tarafından esinlenerek askerler taklit edilip oyuna dönüştürülmüştür. Cezayir oyunu yay halinde, sonra düz çizgi ve tekrar yarım ay şeklinde dalgayı andıran ileri geri hareketlerle oynanır. Oyun savaştan sonra yörelere kazandırılmıştır.Oyunda kişi sayısı sınırsızdır. Karaköy Kaşık Oyunu Karaköy’de iki genç birbirini sever, evlenebilmek için gerekli parayı bulamayan çoban, sevdiği kızı kaçırır. Bu olaydan sonra köyün büyükleri bir araya gelerek bir miktar para ile düğünlerini yaparlar. Duvak günü gelin duvağa oturduktan sonra damat Haymana’ya en az bir yıllığına çobanlığa gider, eşinin hasretine dayanamayan gelin bir gün kara ağaç dibinde gazelleri toplarken kendi kendine hasretini maniye döker.Oradan geçen Kökez Köyü’nden Küllüklü lakaplı türkücü kadın maniyi duyar. Gittiği her yerde bu maniye bir dörtlük ekler ve Karaköy’ün Çobanların türküsü oluşur. Yılan (Nergis Hanım) Kızık yöresinde türkü eşliğinde kavalla oynanan atlama türü bir oyundur. Çaykuşu Kızık yöresinde oynanan bir erkek oyunudur. Kaval eşliğinde oynamaktadır. Atlama türü bir oyundur. Beypazarı Meşelisi Çift Atlama Tak Atlama Kürdün Kızı Hem kadın hem erkekler tarafından Kızık yöresinde oynanan bir oyundur. Erkeklerde kaval eşliğinde oynanır. YÖRESEL YEMEKLER Acem Pilavı Tavuk, nohut, soğan, Kıbrıscık pirinci, teryağı. Tavuk ve nohut bir tencerede haşlanarak pişirilir.bir başka tencerenin içine bir baş soğan doğranarak tabanına serilir. Haşlanan tavuk eti ayrılarak, nohutla birlikte tencerenin dibine serilir. Tencere büyüklüğüne göre pirinç ilave edilir. Pirinç karıştırılmadan tavuk suyu ve tuzu eklenir. Karıştırmadan hafifi ateşte suyu çekilinceye kadar pişirilir. Ateşten alınan tencere bir süre bekledikten sonra bir tepsi üzerine ters çevrilerek şekli bozulmayacak şekilde boşaltılır. Kızartılan tereyağı üzerine ilave edilir. Goyultmaç Koyun sütü ve şeker. Tava veya tencereye koyulan süt, normal ateşte koyuluncaya kadar kaynatılır. Ateşten alınarak soğutulur ve şeker ilave edilerek servis yapılır. Malama( Kedi Batmaz) 500 gr un, tereyağı, peynir, tuz ve 2 litre su. Kaynayan suya azar azar un katılarak karıştırılır. Bu şekilde pişirilen hamur ıslak kasıkla, kaşık dolusu başka bir kaba aktarılır. Rendelenmiş peynir serpiştirilir. Eritilen tereyağı üzerine ilave edilir. Soğanlama (Mıhlama) Soğan, kıyma, yumurta, yağ ve tuz. Soğanlar doğranır. Tereyağı ile hafif kavrulan kıymanın içine atılır. Bir süre kavrulur ve su ilave edilir. Az pişirilir. Karışımın üzerine yumurta kırılır. Yumurta karıştırılmadan pişirilir. Semiz Otu 1 kg semiz otu, 2 kaşık tereyağı, sarımsak, 1 bardak yoğurt, tuz. Semiz otu ayıklanıp bol su ile yıkanır. Küçük parçalar halinde doğranır. Eritilen tereyağının içine atılarak kavrulur. Piştikten sonra sarımsaklı yoğurt dökülerek servis yapılır. Höşmenim Süt, kaymak, un, tuz, tereyağı, şeker. Kaymak ve süt bir tencerede kaynatılır. Yavaş yavaş un ilave edilip, karıştırılarak pişirilir. Hamur alınarak başka bir tavada tereyağda kızartılır. Soğuduktan sonra üzerine şeker ilave edilerek servis yapılır. Göce Aşı (Keşkek) Kepeği alınmış buğday, kemikli et, nohut, tuz, su. Buğdayın kepeği bulgur dövme dibeklerde dövülerek alınır. Kepeği alınmış buğdaya göce denir. Göce suda iyice pişirilir. İçine kemikli et, nohut ve yeteri kadar tuz ilave edilir. İyice piştikten sonra üzerine kızartılan tereyağı ilave edilir. Bazlamaç Un, su, maya,tuz. Yöremizde yapılan ekmektir. Ilık suyla karıştırılıp iyice yorulur. Yeteri kadar maya ve tuz ilave edilir. Ilık bir yerde dinlenmeye bırakılır. Mayalanan hamur unlanarak açılır. Açılan hamur ateşle ısıtılan toprak saç üzerinde alt üst çevrilerek pişirilir. Gözleme Un, su,tuz, tereyağı. Yeteri kadar un ile su karıştırılarak, tuz ilave edilir.Hamur iyice yoğrulur. Yoğurulan hamur küçük parçalara ayrılıp yufka halinde açılır. Açılan bölüme eritilmiş tereyağı sürülerek katlanır ve tekrar açılır. Açılan yufkalar toprak saç üzerinde pişirilir. Eritilen tereyağı iki yüzüne serilerek servis yapılır. Yayla Kurusu Süt, un, tereyağı, yoğurt, maya ve tuz. Tereyağı süt içinde eritilir.Ilık sütle, un, maya ve tuz karıştırılarak hamur iyice yoğurulur. Mayalamaya bırakılır. Mayalanan hamur çeşitli şekiller verilerek (halka, eşkenar, dörtgen, daire, saç örgüsü vb) pazılanır. Hamur parçaları yaylada fırın önüne getirilir. Üzerine yoğurt sürülerek fırına bırakılır. Pişen yayla kuruları fırından alınır. Fırının ısısı iyice azalınca tekrar fırına sürülür ve içinde kurutulur. Genellikle çayla birlikte yenir. Su Böreği Hamur için:un, yumurta, tuz ve su; böreğin içi için: kıyma veya peynir, maydanoz, zeytinyağı. Un, yumurta, tuz ve su karıştırılarak hamur yoğurulur. Hamur ikisi küçük, sekizi büyük olmak üzere on pazıya bölünür. Küçük pazının teki açılır, zeytinyağı sürülür ve dürülüp tekrar pazı haline getirilir. Sekiz büyük pazı tek tek açılıp yufka haline getirilerek temiz çarşaflara serilir. Kurumaya bırakılır. Yağlanan küçük pazı tepsi büyüklüğünde açılır, hafif yağlanmış tepsiye serilir. Üzerine hafif yağ sürülür. Başka bir tencerede tuzlu su kaynatılır. Serilen pazılar tek tek dört eşit parçaya bölünür. Kaynayan suya teker teker atılarak kaynatılır. Çıkartılan pazılar temiz bezle silinir. Soğuduktan sonra tepsideki yağlı hamurun üzerine serilir. Hamur döşenirken her katına hazırlanan iç konur. Sona kalan küçük pazı açılarak üstüne serilir. Fırında pişirilir. Sarı Burma Tatlısı Hamur için:un, yumurta,süt, bir kahve kaşığı tuz; tatlının içi için övülmüş ceviz içi, tereyağı; şerbeti için;şeker ve su.Un, yumurta,süt, tuz karıştırılarak hamur yoğurulur. Küçük küçük 30 parçaya bölünür. Pazılar tek tek incecik açılır. Yuvarlak şekilde açılan pazıların ucuna dövülmüş ceviz içi konularak yuvarlanarak sarılır. Bütün pazılar yuvarlanarak döşenir. Üzerine tuzsuz tereyağı kızdırılarak dökülür. Fırında pişirilir ve diğer taraftan şerbeti için şekerli su kaynatılır. Şerbetin içine bir limon sıkılır. Sarı burma soğuyunca üstüne hazırlanan sıcak şerbet dökülür ve dinlenmeye bırakılır. ULAŞIM İlçemizin Bolu'ya uzaklığı 66 km, Beypazarı'na uzaklığı 54 km,Seben'e uzaklığı ise 50 km'dir. İlçe merkezimizden her sabah Bolu ve Beypazarı'na minibüsler gitmektedir. Bu otobüsler perşembe günü hariç hergün 13.00 ve 15.00'da ilçe merkezine geri dönmektedir. Sadece perşembe günleri Beypazarı'na araba gitmemektedir. Her çarşamba günü Polatlı'ya bir araba gitmekte ve perşembe günü ilçe merkezine geri dönmektedir. Kıbrıscık-Bolu ve Kıbrıscık-Beypazarı yolu tamamen asfalttır.İlçemize ulaşım için kullanabileceğiniz firma isimleri ve telefonları: Bilgin Seyahat......................: 4412112 Karadoğan Turizm................: 4412205 |
|
|
|
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu » |
((¯`»Kıbrısçık Tanıtımı (Genel Bakış)«´¯)) |
|


Kıbrısçık Tanıtımı (Genel Bakış)
![[Resim: kibriscik001k41e236rq4.png]](http://img524.imageshack.us/img524/9463/kibriscik001k41e236rq4.png)
![[Resim: kibriscik002k431585ho5.png]](http://img237.imageshack.us/img237/525/kibriscik002k431585ho5.png)
![[Resim: kibriscik005k432a94co3.png]](http://img237.imageshack.us/img237/9073/kibriscik005k432a94co3.png)
![[Resim: kiyafet019k4345ecil3.png]](http://img237.imageshack.us/img237/7369/kiyafet019k4345ecil3.png)
övülmüş ceviz içi, tereyağı; şerbeti için;şeker ve su.




