avatar 02-07-2012, 05:31 PMBolu Foruma Hoşgeldiniz, Ziyaretçi!
  Yeni Şifre   kayıt ol



 
Konuyu Değerlendir
  • 19 Oy - 2.74 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Bu Makale Admin tarafından yazılmış, 683 kişi okumuş ve 3 yorum yapılmış. Şu Anda Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
Göynük Tanıtımı ( Genel Bakış )

Konu Tarihi: 05-14-2007 08:30 PM
(En son düzenleme: 06-07-2008 01:54 AM Admin.)
GÖYNÜĞÜN TARİHİ

[Resim: goynuk08k48c45blb6.png]

Göynük ilçesinin tarihi Anadolu'nun tarihi ile içiçedir. Anadolu ve Bolu'nun yaşadığı tarihi devreleri Göynük'de geçirmiştir. Bu sebeple bu devirlere ve bu devirlerde Göynük'ün durumuna göz atmakta yarar vardır.

OSMANLILARDAN ÖNCE GÖYNÜK

Anadolu'ya ilk yerleşenlerin Proto-Hititler olduğu kabul edilmektedir. Proto-Hititler, tahminen M.Ö. 5000 yıllarından itibaren Orta Anadolu'ya gelmeye başlamışlardı. Anadolu'nun bu ilk ahalisinin Turani oldukları yapılan araştırmalardan anlaşılmıştır.

M.Ö. 2000 yıllarında gelen Ariler ve Hititler Anadolu'nun ilk ahalisi ile karışarak ilk Anadolu tipini meydana getirmişlerdir. Hititler Devlet Yönetiminde özgür beylikler (Etiler) kurdukları için, genellikle Anadolu halkına Etiler de denir.

M.Ö. 1200 yıllarında Balkanlardan Anadolu'ya Trag-Frig akını olmuş, Frigler Hititlerin devletini yıkmıştır. Hititlerin yıkılmasından sonra Anadolu'nun kuzey batısında (Eskişehir-Kütahya -Afyon civarlarında) Frigya Devleti kurulmuştur.(M.Ö. 1200-620). Frigler doğuya doğru ilerlerken Bitinya'yı almışlardır. (Sakarya nehri, Bartın çayı arasında kalan Bolu ve civarına Bitinya denilmektedir.)

Friglere ait en eski yazılı belge 1966 yılında Göynük'ün Soğukçam (Germenos) köyün- de bulunmuştur. Soğukçam köyünün ve türbe önü kayasının bulunduğu çevre esas kısmıyla Asar Tepe'de bulunan bir Frig yerleşim yerini belirler. Burası Frigya'nın kuzey sınırı bölgesinde, kuzeyden gelecek tehlikeyi önleyecek bir kale mahiyetindedir.

Bölge Bitinya ile Frigya arasında bir geçiş sahası teşkil etmekte olup, daha sonraki çağda da her iki bölge özelliklerini gösteren eserlere rastlanmakta olup, burada iki bölge karakteristiği birbirine karışmaktadır.

Friglerden sonra siyasi üstünlük Lidyaya geçince Bitinya ve Bitinya şehirleri de Lidya'ya bağlandı(M.Ö.620). Lidya Devleti M.O. 546 yılında İranlılarla yapılan savaşın sonunda yıkılınca hakimiyet Perslerin eline geçti. İran idaresi Anadolu'da 213 yıl sürmüştür. Makedonyalı iskenderin Asya seferi ile Anadolu'daki Pers hakimiyeti sona ermiştir.M.Ö. 279 ve M.Ö. 7 4 yılları arasında Bitinya Krallığı hüküm sürmüştür. M.Ö. 188'den sonra Anadolu Romalıların eline geçmişti. Romalılar Anadolu'da dolaylı bir hegomanya kurdular. M.Ö. 74 yılında Bitinya Krallığı miras olarak Romalılara geçti.

Göynük'te Himmetoğlu köyü hudutlarında Çatak Hamamı diye bilinen şu anda dahi hamam olarak kullanılabilen Romalılara ait hamam kalıntıları mevcuttur. Sakarya'dan geçerek bir üçgen şekli gösteren Roma askeri yolu Dadastan'dan geçerdi ki, Dadastan'ın bugünkü Göynük şehri olması muhtemeldir. Göynük'ün en eski adı "Koinon Gallicanan" dır diyenler de vardır.

M.S. 395'te Roma İmparatorluğu ikiye ayrıldığı zaman Bitinya Doğu Roma'nın yani Bizansın hissesine düşmüştür. Bizanslılar döneminde Anadolu arazisi Thema denen bir takım bölgelere ayrılmıştı. Bitinya'da ortaya çıkan Themalar; Opsikion, Optimatum ve Bukellarion olup, hepsi askeri karakter taşıyordu. Selçukluların tarih sahnesine çıkmasıyla Bizanslılar kale yapımına önem verdiler. Türk baskısı arttıkça Datastana kalesini de diğer kaleleri gibi uyanık tuttukları kaydedilmektedir.

1200'Iü yılların sonlarına doğru Bizans yönetimi iç mücadelelerle iyice zayıflamış im paratorların hiçbir kuvvet ve nüfüzu kalmamıştı. Kent ve kasabalar Tekfur denilen yarı bağımsız derebeylerin eline geçmişti. Göynük ilçesinde Bizanslılar dönemine ait kalıntılara Susuz, Kilciler, Boyacılar, Kayabaşı, Narzanlar köyleri başta olmak üzere bir çok köyde rastlanmaktadır. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra 4-5 yıl gibi kısa bir zamanda bütün Anadolu gibi Bolu bölgesini de Bizanslıların elinden alan Kutalmışoğlu Süleyman Bey olmuştur. Anadolu bir asır kadar beylikler halinde idare edilmiştir. Anadolu Selçuklu Devletini oluşturan 19 beylikten biri olan İznik Beyliği Bitinya'yı da içine alıyordu.

Ancak 1096'da haçlı seferlerinin başlamasıyla uzun yıllar Türk-Bizans savaşları yaşandı. Her iki tarafın uç kuvvetleri arasında ileri geri taşmalar olduysa da genellikle Denizli - Kütahya - Eskişehir - Bolu dolayları her iki taraf için sınır oldu.1243 Kösedağ savaşından sonra Moğollar Anadolu'ya hakim oldular. SelçukluIara bağlı uç beyleri de İlhanilere vergi vermek suretiyle kendi varlıklarının devamını sağlamaya çalıştılar. Bu beyliklerden biri de Göynük beyliğidir. Bazı kaynaklarda Umurbey beyliği de geçmektedir. (Göynük ilçesine bağlı Umurlar köyü mevcuttur.) Kaynaklar Göynük Emiri Cakü beyin emrinde 3 bin atlı olduğunu kaydetmekte sonraki yıllarda Umurbey diye kayıtlara rastlanmaktadır. Ancak bazı kalelerin de tekfurlar elinde olduğu rivayet edilir.

OSMANLI DEVRİNDE GÖYNÜK

Göynük'te ilk Osmanlı akınları 1292'de görüldü. Ertuğrul Gazi'nin yakın dostu Samsa Çavuş ve Sülemiş Mudurnu Yaylasında Hristiyan-Müslüman yakınlaşmasını sağlamışlardı. Köse Mihal'in yol göstermesi ile Sakarya suyunu geçen Osman Gazi, Samsa Çavuş ile buluştu. Göynük, Taraklı ve Mudurnu kalelerini içine alan hücumda büyük başarı sağlandı. Nihayet Osman Gazi'nin son dönemlerinde 1323 yılında Göynük ve civarı fethedilerek Osmanlı toprağı oldu. Orhan Gazi devrinde 1333 yılında Geyve, Göynük, Mudurnu üzerinden Bolu'ya gelen İbn-i Batuta, bu havaliyi yalnız Türkmenlerle meskûn görmekle kalmıyor. Aynı zamanda hemen her uğradığı şehir ve kasabada Ahi zaviyelerinde konakladığını belirtiyor.

Muhtemelen bir otorite boşluğundan sonra 1330'lu yıllarda Orhan Gazi'nin oğlu Gazi Süleyman Paşa Taraklı, Göynük, Mudurnu civarına gelmiş ve hakimiyeti yeniden tesis etmiştir. Aşıkpaşazade'nin ifadesiyle; "Süleyman Paşa dahi o kadar adalet gösterdi ki, bütün o memleketlerin halkı derlerki, Ne Olur? Eski zamanlardan beri bunlar bize beğ olaydılar! çok köyler bu Türk kavmini gördüler. Müslüman oldular. O memlekette ne kadar mülkler vardır ki hepsi Süleyman Paşa'nın verdiği karar üzerine durur". Göynük'te Gazi Süleyman Paşa'nın yaptırdığı Camii ve Hamam halen mevcut olup, hizmet vermektedir.

Evliya Çelebi de Göynük'e yaptığı seyahatte "8 mahallesi 2000 kadar evi vardır, ahalisi tamamen Türktür. 20 Sıbyan mektebi varsa da medrese yoktur" demektedir. Ayrıca Gazi Süleyman Paşa tarafından yaptırılan Camii ve Hamamın yapılışını hikaye etmektedir.

İdare şekli bakımından Osmanlı döneminde Bolu altı devir geçirmiştir. Bu devirler ve Göynük'ün bu devirlerdeki durumuna bakmak yararlı olacaktır.

İlk Mutasarrıflık Devri (1324-1692)

Bolu Sancak Beyliği şeklinde Anadolu Eyaletine bağlıydı, Anadolu Eyaleti başşehri Kütahya idi. Göynük, Bolu Sancağı'na bağlı bir kazadır. Evliya Çelebi'nin anlatımıyla; "Bolu Sancağı hakinde olup yüz elli akçelik kazadır, Kethude yeri ve Kethüda Serdarı vardır. Ama kalesine Rum tarihlerinde Aleksandros derler.."

YILDIRlM BEYAZIT ZAMANINDA GÖYNÜK

İstanbul'u ikinci defa kuşatmasından sonra Bizans imparatoru Yuannis ile anlaşan Yıldırım Beyazıt 1396'da Göynük-Taraklı doIaylarından bir kısım ahaliyi İstanbul'da kuruIacak islam mahallesi için İstanbul'a yerleştir- miştir. Ancak Timur hadisesi sebebiyle anlaşma bozulunca Göynüklüler İstanbul'dan çıkmış ve Tekirdağ civarına giderek Göynüklü köyünü kurmuşlardır.

Yıldırım Beyazıt'ın 1402 yılında Ankara savaşında Timur'a mağlup olmasından sonra oğulları arasında başlayan taht kavgaları sırasında İsfendiyar Beyle (isfendiyar Beyliği Beyi) anlaşan Yıldırım'ın oğlu Emir Süleyman Bolu dolaylarına geldi. Göynük'te İsfendiyar beyle buluştu. Günlerce eğlence ile meşgul oldu. Bugün o mevkiye Beykavağı veya Beybahçesi denilmektedir.

İSTANBUL'UN ALINIŞINDA GÖYNÜK

Göynük'te ikamet eden Fatih'in hocası Akşemseddin hazretleri bilgisinin en verimli çağında Fatih Sultan Mehmet'in muhasaraya daveti üzerine İstanbul kuşatmasına katılmıştır. Fatih'e ve Osmanlı Ordusuna verdiği maneviyat ile İstanbul'un manevi fatihi ünvanını kazanmıştır. Eyüp Sultan'ın kabrini bulmuştur. Fetih'ten sonra Göynük'e dönmüş 1459 yılında vefat etmiş ve 5 yıl sonra 1464 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Göynük'te türbesi yaptırılmıştır.

Osmanlı Orduları doğu ve güneydoğuya yaptıkları Seferierle Göynük'ü ikmal ve konaklama merkezi durumuna getirmişlerdir. Bu sebeple ilk Bağdat yolu açılmıştır. Bu yol kervan ve nakliye yolu olarak kullanılmış, son zamanlara kadar da bir numaralı Ankara-İstanbul devlet yolu olarak hizmet görmüştür.

Voyvodalık Devri (1692-1811)

Bolu sancaklıktan voyvodalığa (Voyvoda = Beylerbeyi veya mutasarrıfların kazaya gönderdikleri memur) indirildi 119 yıl voyvodalıkla idare edildi.

İkinci Mutasarrıflık Devri (1811-1864)

Voyvodalık II. Mahmut'un emri ile kalkınca(1811) yerine Bolu sancağı ile Viranşehir Sancağı birleştirilerek, Mutasarrıflık kurulmuş ve Kastamonu Eyaletine bağlanmıştır. Bolu Livası (Sancağı) içindeki 19 kazadan biri Göynük, namı diğer Torbalıdır. (1857 Salnamesine göre).

Bu dönemde Göynük'te Selman (Süleyman) Ağa derebeyliği yapmıştır. Bu dönemdeki derebeyleri halka çok zulüm yapıyordu. Bolu Mutasarrıflarına kıymetli hediyeler vermek suretiyle ihtiyatkarane hareket eden Göynüklü Selman Ağa ise(diğerlerine göre) yumuşak davranıyordu. Mamafih ara sıra muhteşem konağının karşısındaki "kanlı cevize" adam astırırdı. Göynük'ün Narzanlar köyünde namına iki çeşme yaptırmıştır.

Üçüncü Mutasarrıflık Devri (1864-1908)

1864 Teşkil-i Vilayet Nizamnamesi ile eski eyalet sistemi yerine "Vilayet" sistemi kabul edildi. Kastamonu Vilayeti Bolu Sancağının kazalarından biri Göynük(Torbalı)'tür. 1866 yılı Kastamonu Vilayet salnamesinde Bolu Sancağı kaza sayısı 17, 1868 yılı salnamesinde 31 iken, 1869 yılı salnamesi kaza sayısını 5'e (Bolu, Ereğli, Bartın, Gerede, Göynük) indirmiş, bu 1873 yılı salnamesine kadar devam etmiştir. 1874 ve 1875 yılı salnamelerinde kaza sayısı 6 iken, 1876 ve 1877 yılı salnameleri kaza sayısını 5 olarak telaffuz etmektedir. Bu dönemde Göynük (Torbalı) kaza olmayı devamlı olarak sürdürmüş olup, Düzce-Akçakoca birleşik nahiyesi olarak Konrapa 5 yıl kadar Göynük kazasına bağlı kalmış, yine Mudurnu ve Mihalgazi nahiye olarak yaklaşık 15 yıl kadar Göynük kazasına bağlı olmuşlardır.

1871 Kastamonu Salnamesinin 85. sayfasında Göynük'ün nüfusu 26108 dir. 1877 Yılı Salnamesinde 6 kazanın beşinde Rüştiye mektebi bulunduğu yazılı olup, Göynük Rüştiye Mektebinin 35 öğrencisi olduğu belirtilmektedir.

1889 -1890 ( 1305 -1306) yıllarında Göynük Kaymakamı Kami efendi tarafından şimdi kullanılan Hükümet konağı yaptırılmıştır.(Kapı kitabesinden öğrenilmektedir.)

Vital Cuinet'ye göre II. Abdulhamid devrinde Göynük ilçesinin köy sayısı 119, nüfusu 18575'tir.

Dördüncü Mutasarrıflık Devri (1908-1923)

1908'de Bolu Mutasarrıflığı müstakil hale gelmiştir. 1916 Bolu il Yıllığında Bolu'nun kazaları Devrek, Düzce, Gerede, Göynük, Mudurnu ve Zonguldak'tır. Göynüğün nüfusu 18879 dur.

Göynük Milli Mücadeleye büyük destek vermiş olup, bu desteğini anıtlaştırmıştır. 1922 yılında Kaymakam Hurşit Bey'in önderliğinde Sakarya Zaferinin anısına ilçeye hakim bir tepeye Zafer Kulesi yapılmıştır. Bu kule onarımlardan geçmiş, saat kulesi olarak kullanılmış olup, hala ilçeye nostaljik ve büyüleyici bir güzellik katmaktadır.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE GÖYNÜK

10 Ekim 1923'de Bolu Mutasarrıflık dönemini kapattı, Vilayet oldu, Bolu Vilayetinin ilk kazaları Düzce, Gerede, Mudurnu ve Göynük'tür.

GÖYNÜK

[Resim: goynuk10k48d274ts5.png]

Batı Karadeniz'deki yerleşik Türk yaşantısını ve sivil mimarisini yansıtması açısından Göynük çok güzel bir ilçe. Ahşap evler, çeşmeler, Arnavut kaldırımları ve saat kulesiyle sanki zamanın daha aheste aktığı bir huzur vahası. Bolu'ya 98 km uzaklıktaki Göynük (eski adıyla Torbalı) Anadolu'nun hemen her yeri gibi tarihle yoğrulmuş; İskitler, Traklar, Bitinya , Büyük İskender, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu egemenliğinden sonra 1292 yılında Osmanlı egemenliğine girmiş. Uzun yıllar Osmanlı ordularının doğu seferlerindeki ikmal ve konaklama yeri olmuş ve cumhuriyetin kurulmasıyla Bolu ili sınırları içinde yer almış.

Yaklaşık 150-200 yıl önce inşa edilmeye başlanan Göynük ahşap evleri en az, meşhur Safranbolu evleri kadar iyi korunmuş ve bir o kadar da panoramik güzelliğe sahip. Bir tepenin üzerindeki saat kulesi, ilçenin hemen her yerinden rahatlıkla görülebiliyor. Aslında Göynük'ün coğrafi yapısı çok ilginç. 150-200 metre yükseklikteki tepelerin içinde kalan çanak gibi bir alana kurulmuş, bu yüzden hakim bir tepe üzerinden harika fotoğraflar çekilebilir.

NÜFUS VE COĞRAFYA

NÜFUS

Göynük ilçesinin nüfusu 1870 lerden bu yana çok belirgin bir değişim göstermemiştir. Merkez ve köyler olarak ortalama toplam 20.000 civarında bir nüfusa sahip olmuştur.
Göynük ilçesinde ailelerin çocuk sayıları genelde azdır. Köylerden ilçe merkezine belirgin bir göç olsa da, asıl göç köylerden ve merkezden büyük şehirlere doğru bir yön izlemiştir. Bu sebeplerden Göynük ilçesi nüfusunun 1970'lerden 1990'a kadar önemli değişimIer göstermemiştir. Ancak 1990 ile 1997 yılları arasında ilçe merkezinin nüfusunda bir artış görünüyorsa da köyler nüfusunda belirgin bir azalış sebebiyle toplam nüfusta ciddi bir azalma görülmektedir. 1997 Nüfus sayımına göre Göynüğün toplam nüfusu 17.717 dir.

COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ

Coğrafi Konumu ve Sınırları

Göynük yurdumuzun Batı Karadeniz bölgesinin 31. ve 41. enlem ve boylamları arasında yer alır. Yüzölçümü 1437 km2 olup, denizden yüksekliği 720 m. dir. Bolu ili'nin Güneybatısında yer alan Göynük ilçesinin doğusunu Mudurnu ilçesi, batısını Sakarya'nın Taraklı, Kuzeyini Sakarya'nın Akyazı, Güneyini Ankara'nın Nallıhan, Eskişehir'in Sarıcakaya ve Bilecik'in Yenipazar ilçeleri çevrelemektedir.
İlçe arazi yapısı, beşeri ve ekonomik özellikler yönünden beş bölgeye ayrılabilir.
1- Falanızkırı
2- Kaşıkcıderesi
3- Dağsalısı
4- Alaniçi
5- Akarsu boyu ve Ova bölgesi

Yüzey Şekilleri

İlçe toprakları genellikle dağlık, tepelik ve akarsuların derin vadiler açtığı bir araziyi kapsamaktadır.

DAĞLAR

Abant Silsilesinin devamını oluşturan Kapıormanı Dağı 1277 m. yüksekliğinde iken, doğuya doğru gidildiğinde Arıkçayırı tepesi 1617 m.'yi bulmaktadır. Köroğlu Dağlarının kapsamındaki Kocaman dağ 1379 m. iken, güney doğuya doğru gidildiğinde Köroğlu Kayası 1720 m. ye ulaşmakta ve ilçemizdeki en yüksek nokta olmaktadır.

OVALAR

İlçe sınırları içinde yer alan en önemli ova, çöküntü sonucu oluşan Himmetoğlu Ovasıdır. Göynük ilçesi güneyinde yer alan Himmetoğlu ovasının Kuzey Güney yönünde 5 km. genişliği var iken, doğu batı yönünde 17 km. uzunluğa ulaşmaktadır. Bölücekova'dan başlayıp, Çatak boğazına uzanan bölümde ılık bir iklim hüküm sürer.

Himmetoğlunun kuzeybatısında peneplen (yontuk düz) özelliği taşıyan Narzanlar DüzIüğü yer alır. Burada karasal iklimin özellikleri görülür.

PLATOLAR

İlçenin kuzeyinde sıradağların uzanışına paralel yüksek düzlükler ise doğu batı istikametinde Karabey , Çubuk, Değirmenözü ve Kaşıkcı yaylalarıdır.

Sıcaksu Kaynakları

Çatak Hamamı : Himmetoğlu köyü sınırlarında 32 derece sıcaklığı olan bir kaynaktır. Romalılar döneminden bu yana kullanıldığını gösteren kalıntılar mevcuttur.

Ilıca

Bayındır köyü hudutlarında 20-22 derece sıcaklığı olan bir kaynaktır.

Sarıkız Sifonlu Kaynağı


Çatak Boğazında kalkerli arazi içinde oluşmuş Çatak Suyu kıyısından 20 m. yükseklikten aralıklarla fışkırarak akan bir kaynak olup dağın yamaçlarında travertenler oluşturmuştur.

Jeolojik Yapı

İlçe arazisi yapısal jeoloji bakımından Mezozoik ve Neozoik çökellerden oluşmuştur. Mezozoik; Pelojik organizmalı alt ve üst kratese, neozoik bebentonik organizmalı Paleosen ve Eosen ile temsil edilmektedir. Kuaterner ise; alüvyonlar, yamaç döküntüleri ve travertenlerden oluşmuştur.
Alp orojenezinin etkisi ile yükselen Kuzeybatı Anadolu dağları ile iç Anadolu masifi arasında bulunan ilçe arazisi çeşitli kıvrılma ve kırılmalara uğramış olup, Kuzey Anadolu deprem kuşağına ikinci derece fay hattıyla bağlıdır.

İklimi

Karadeniz iklimi ile İç Anadolu'nun karasal iklimi arasında bir geçiş zonu üzerinde bulunan ilçenin Bolu ve Gerede'ye göre daha ılıman bir iklimi vardır. Yağışlar ilk ve sonbahar aylarında görülür. Ortalama yıllık yağış m2 de 614 kg'dir. Göynük'de yıllık Ortalama sıcaklık 10.8 derece en yüksek sıcaklık 36,5 derece en düşük ısı -17,6 derece olup, ortalama kar yağışlı gün sayısı 16'dır.

Doğal Bitki örtüsü

İlçe arazisinin 2/3'ü dağlık ve ormanlık saha, geriye kalan 1/3'ü genellikle tarım sahası ve akarsu boylarıdır. İlçede aslı ağaç türü karaçamdır. Bundan sonra sarıçam ve paIamut meşesi gelir. Diğer ağaç türleri ise pırnal meşesi, kayın, ıhlamur, şimşir, karaağaç ve ardıçtır. Bölge topraklarının ana meteryali killi, kumlu, kalkerli ve marnlı kayaların ufalanmasıyla oluşmuştur. Toprak tipleri kahverengi orman toprakları, kolüviyal topraklar ve alüvyon topraklarıdır.

Akarsular

Göynük Suyu

[Resim: goynuk09k48e57fxb1.png]

Çubuk gölünden kaynağını alır, yan derelerle beslenir. Göynük'ten sonra sağ taraftan İbrahimler Deresini, sol taraftan Hatip Deresini alır ve ilçe sınırlarından çıkar. Yazın suları azalır ve doğu batı doğrultusunda ince bir vadi ile Sakarya'ya ulaşır.

Çatak Suyu

Göynük ilçesinin güneyinden doğar. Soldan bazı dereleri alarak beslenir. Daha güneyde Sakarya'ya ulaşır. Rejimi düzensizdir. En fazla akım nisan, mayıs en az akım ise temmuz, ağustos aylarında görülür. Nedeni yağışların düzensiz oluşu ve geçtiği yerlerin morfolojik yapısıdır.

Yeraltı Zenginlikleri

İlçedeki en önemli yeraltı zenginliği linyit kömürüdür. Türkiye Kömür İşletmelerince işIetilen Himmetoğlu ocaklarındaki Iinyit kömürünün görünür rezervi 39 milyon ton olup, kalorisi ortalama 4500'dür.

Tarih ve doğa bir arada

Fatih Sultan Mehmet'in, hocası Akşemseddin için 1464 yılında burada yaptırdığı türbe ve 13. yüzyıl yapısı Gazi Süleyman Paşa Camii (Abdülhamit zamanında baştan inşa edilmiştir) ve Ömer Sekkin Türbesi Göynük'te gezebileceğiniz yerlerden bazıları. İlçenin köylerinden olan Tepedibi, Kilciler, Narzanlar ve Boyacılar'da ve bu köylerin civarındaki Bizans devrine ait yazılı taşlar ve Kilciler köyündeki kilise kalıntısı da bölgenin zengin tarih mirasından bazıları.

Göynük, tarihi eserleri ve doğasıyla iç turizm açısından geç keşfedilmiş ve dolayısıyla fazla bozulmamış bir ilçe. Yörede gezebileceğiniz ve bol bol fotoğraf çekebileceğiniz harika yaylalar, göller ve mesire yerleri var. Çubuk Yaylası, Arıkçayırı Yaylası, Bulanık Yaylası, Değirmenözü Yaylası, Sünnet Gölü, Çubuk Gölü, Çatak Gölü kaplıcası gezilecek yerlerden sadece bazıları.

İLÇEMİZDE TURİZM

Bacasız sanayi diye nitelendirilen turizm Türkiye ekonomisinde yükselen bir değer olarak özellikle son yıllarda göze çarpmaktadır. Göynük İlçesinde, Bolu İlinin turizm dokusuyla uyumlu bir turizm potansiyeli olduğunu söylemek mümkündür. Göynük Coğrafyası doğal güzellikler yanında kültürel özellikler ile de süslüdür. Diyar-ı Akşemseddin, Göller Diyarı, Türbeler Diyarı gibi sıfatlarıyla tanınan bir ilçedir.

DOĞA TURİZMİ

Göynük İlçesi doğa turizmi açısından eşsiz güzelliklere sahiptir. Büyük şehirlerin gürültülü ve sıkıcı yaşamından bunaldığınızda kendinizi Göynük ilçesinin sihirli doğa ve tarih dokusu içine hiç düşünmeden atabilirsiniz. Doğa ile iç içe kalabilir, temiz havanın ve çam ağaçlarının kokusunu içinize çekebilir, balık avlayıp dinlenebilirsiniz.

Göynük ilçesi İstanbul, Ankara gibi büyük yerleşim birimlerine yakın olması nedeni ile hafta sonu tatili için de elverişlidir.

SÜNNET GÖLÜ

[Resim: goynuk07k48f30ctt2.png]

Göynük-Bolu yolunun 20. km.sinden sağa saptıntan 4 km. sonra bir toprak yol ile Sünnet Gölü'ne ulaşılır. Bu yol üzerinde alabalık çiftlikleri vardır. Eğer köy hayatından ve hayvanlardan hoşlanıyorsanız bunlardan birinde oturup tavuklar, horozlar, ördekler, kazlar, kediler ve köpekler ile beraber balık ızgaranızı afiyetle yiyebilirsiniz. Hayvanları sevmiyormusunuz? Sorun değil siz isteyin, yanınıza yaklaştırmazlar.

En derin yeri 22 m olan göl, 820 m rakımda yer almaktadır. Alanı 18 hektardır. Kurudağ ve Erenler tepesi arasındaki dar ve derin vadide bir heyelan çukurunda oluşmuş olan sünnet gölü, etrafında bulunan dereler ve bazı yer altı su kaynaklarından beslenmektedir.

Milli park ilan edilen gölün etrafı karaçam ağaçları ile çevrilidir. Gölde mercan ve alabalık bulunmaktadır. Göl kenarında Orman işletmesine ve Mudurnu tavukçuluğa ait tesisler bulunmaktadır. Gölün kış manzarası da doyumsuz güzelliktedir. Baharda su seviyesinin yükselmesi ile göl içinde bütünü su altında kalan ağaçlar ve yosun türleri gizemli bir atmosfer yaratır. Özellikle gün batarken gölün ürkütücü göründüğünü söyleyebiliriz.

Göl piknik, yürüyüş, kamp, sportif balıkçılık ve konaklamak için mükemmel bir yerdir. Göl kıyısındaki tesislerde bu etkileyici manzarayı seyrederek yemek yiyebilir, çevrede bol oksijenli yürüyüşler yapabilirsiniz. Çevrede bir çok yürüyüş yolu bulacaksınız.

ÇUBUK GÖLÜ

Göynük-Bolu yolunun 5. km.sinden sola döndükten 6 km. sonra göle ulaşılır. Kayabaşı Tepesi'nden inen bir heyelanın genişleyen vadiyi tıkaması sonucu oluşmuştur. Rakımı 1150 m. alanı 15 hektardır. En derin yeri 13 m. dir.

Gölde, sazan ve alabalık bulunmaktadır. Çubuk yaylasından inen Çubuk deresi ve bazı yan dereler ile yer altı kaynaklarından beslenir. Göl etrafı çam ormanları, kıyı bandı çim ile kaplıdır. Gölün kenarında Çubuk köyüne bağlı Gölbaşı mahallesi bulunmaktadır.

Gölün çevresinde konaklama tesisi yoktur. Balık avlanabilir, yürüyüş yapılabilir. Piknik yapmak isteyenler yiyeceklerini yanınında getirmelidir. Gölün Ankara'ya olan uzaklığı 271 km dir.

ÇAYKÖY GÖLETİ

Çay köy sınırlarında DSİ tarafından yapılan gölet l997 yılında tamamlanmıştır. Çevresinde görülmeye değer güzellikler saklar.

ÇATAK HAMAMI

İlçenin 30 km. güneydoğusunda dik yamaçlar arasında şaşırtıcı güzellikte bir vadidedir. Himmetoğlu köyü sınırları içinde olup, Romalılar döneminden kalıntıları mevcuttur. 32 derece sıcaklıktaki suyundan içme ve yıkanma için yararlanılabilir. Romatizma, siyatik gibi hastalıklara iyi geldiği söylenmektedir. Çevre halkının yararlandığı birkaç barakadan oluşan bir tesis bulunmaktadır. Turizmin hizmetine girmesi için yatırım gerekmektedir.

YAYLALAR

En önemlileri kuzeydeki dağların güney yamaçlar üzerindeki Kaşıkçı ve Çubuk Karabey yaylalarıdır. 1000-1500 metre yüksekliklerde doğu-batı istikametinde uzanırlar.

TARİHİ ESERLER

AKŞEMSEDDİN TÜRBESİ

[Resim: goynuk06k49058aqk2.png]

Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin’in türbesi 1464 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Kefeki taşınmış kasnaksız bir Kubbe örtülü altıgen planlı bir yapıdır. Girişi doğu yönündedir. Kapının üzerinde sivri kemerli bir alınlık yer alır.

Türbenin içi çok sadedir. Kubbenin oturduğu pandantifler ilgi çekicidir. Her kenarda altta ve üstte ikişer sıra halinde yer alan pencerelerden üst sıradakiler geç devre ait renkli camlı alçı şebekelerle süslenmiştir.

[Resim: goynuk02k48b18ewz6.png]

Akşemseddin’in sandukası 2.50x0.50 metre boyutunda, kapıdan girince sağdadır. Ceviz üzerine kabartma yazı ile süslü olan bu sanduka Osmanlı ağaç işçiliğinin güzel bir örneğidir. Kapaklar nar çiçeği kabartma ile süslüdür. Türbede ayrıca Akşemseddin’in oğulları Emrullah ile Sadullah Çelebilerin sandukaları vardır.

ÖMER SEKKİN TÜRBESİ (BIÇAKÇI ÖMER DEDE)

Akşemseddin'in arkadaşı ve Hacı Bayram Veli'nin müridi Ömer Sikkin'de Göynük'tedir. Mimari çok fazla olan bu türbe kesme taştan yapılmış altıgen biçiminde bir yapıdır.

Girişi 2 mermer sütunlu ve kemerli, kapısı ağaç oymadır. Giriş ve türbe üzerinde kurşun kaplamalı iki kubbe vardır. Pencereleri oyma taş çerçeve içine yerleştirilmiş demir parmaklıklı ve üzeri kemerlidir.

Ömer Sikkin Dede "Cezbe ve hal ehli", kayıtlardan azade bir dervişti. Tevekkül'ü insanların eşitliğini benimseyen Melami tarikatına bağlıydı.

Karaca Ahmet: '' Bir yerde mekanın olsun, kırk yerde çerağın yansın'' deyişine tipik bir örnek de Karaca Ahmet Sultandır. Anadolu'da çeşitli yerlerde türbeleri olduğu söylenen Karaca Ahmet'in, Bolu'da Aktaş'ta, Göynük'te Dedeler Köyünde türbeleri vardır. Yazar Nezihe Araz''Anadolu Evliyaları,'' eserinde, Karaca Ahmet Sultan'ın Göynük'te Yar geldi Sultan isimli mücahit bir arkadaşının olduğundan söz etmektedir.

GAZİ SÜLEYMAN PAŞA HAMAMI

Göynük'te Süleyman Paşa Camiinin batısındaki hamam, Sultan Orhan'ın oğlu Süleyman Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dış duvarları tamamen kesme taştan yapılmıştır. Soyunmalık, soğukluk ve halvet kısımlarının üzerindeki kubbe kasnakları moloz taşındandır. Erkekler kısmında batıda bulunan girişin üzerine konsollu büyük bir silme örter. Üst kısımda ise alçı şebekeli bir pencere bulunur. Ayrıca kapının yanında da iki pencere bulunur. Bu kısımdaki soyunmalığın üzeri kubbe ile örtülüdür. Kadınlar kısmı, erkekler kısmına göre daha küçüktür. Hamamın güney tarafındaki külhanın büyük bir kemeri vardır. Üzerinde yüksek bir baca yer alır. Bugün halen hamam olarak kullanılmaktadır.

DEBBAĞ DEDE (Tabakçı Dede) TÜRBESİ

Göynük merkezindedir.

FRİG HARABELERİ

Friglere ait en eski yazılı belge 1966 yılında Göynük'ün Soğukçam (Germonos) köyünde bulunmuştur. Burada friglere ait kalıntılar vardır. Bunların en önemlilerinden biri ise yüksek bir kaya üzerine yazılı kitabedir.

BİZANS KALINTILARI

Bizans tekfurlarının Göynük dolaylarında yaşadığı bilindiği gibi Göynük'ün Kilciler köyünde bu devre ait bir kilise kalıntısı ile o devirlere ait mezar kitabeleri vardır. Bizanslılar devrinde de bir yerleşim yeri olduğunu göstermektedir.

ZAFER KULESİ

[Resim: goynuk01k489cedhk6.png]

Göynük'e gelenlerin gözüne ilk çarpacak yapılardan biride zafer kulesidir. Yüksek bir yerleşim alanına kurulmuş olan beldede kurtuluş savaşının başarılarını sonsuzluğa ulaştırmak istercesine halkın en coşkulu duygularını yansıtan bu anıtsal kule yapılmıştır. Göynüğün hemen her yerinden görülebilen bu kule Kaymakam Hurşit Bey önderliğinde 1923 - 1924 yılları arasında sekizgen bir temel üzerinde ahşap mimari biçimde üç katlı olarak yapılmıştır, 1960'da restore edilen kule, eski görünümünü korumaktadır.

GÖYNÜK EVLERİ

[Resim: goynuk03k490ee1uw0.png]

Köşebaşı çeşmeleri, eski, hafifçe yosunlaşmış alaturka kiremitlerin dokusu, birbirinin üzerinden ileriye bakan evler, yamaçlardan yararlanılarak kurulmuş insancıl boyutta bir yerleşim yeri; işte Göynük ve Göynük Evleri...

Anadolu da Türk yaşayışının, yerleşme kültürünün önemli örneklerini Göynük'te görebilirsiniz. Göynük içinden geçen derelerin yamaçlarına kurulmuş daracık sokaklarda karşınıza çıkar bu güzel evler.

İlk Osmanlı yapılarının estetikleri, sadelikleri, yakınlıkları ve insana coşku veren özellikleri var Göynük evlerinde. Bu evler bir biri üstünden ileriye bakmaya çalışan, zaman zaman % 40'ı bulan bir eğim üzerinde ve dar sokakların çevresinde bahçeler içerisinde kurulmuştur.

Evler genellikle zemin kat üzerine 1 veya 2 kattır. Yaşları 100-150 yılı bulan Göynük evlerinde giriş katı depo ve kiler olarak kullanılır. Ara katta gündelik kilerler, hizmetçi odaları, mutfak, bayram günlerinde şölen yemeklerinin pişirildiği ocaklı "Fırın evi" yer alır. Zengin evlerinde fırın evi bahçenin ayrı bir köşesinde kurulmuştur. Birinci katta ise geleneksel Türk evindeki boş oda ile öbür odalar bulunur ve gündelik yaşam bu katta geçer. Genellikle her odanın ocağı, yüklüğü, sedirleri, boş odası (Gusulhanesi) vardır.

Eve gelecek yeni gelin bu odada kısmen bağımsız bir yaşam sürdürebilir ya da bir konuk bu tip bir odada rahat ettirici bir şekilde ağırlanabilir.

Göynük'teki bu evlerin sıcak iç yapısını dışa yansıtan en güzel örneğini pencereler oluşturur. Eski Göynük evlerinin pencereleri önce sayılarıyla içeriyi, dışarıya yansıtırlar üç pencere bir oda demektir. Şayet pencere sayısı daha çok ise ve ve pencereler dışarıya taşmışsa açık sofalı bir oda tipini düşünebiliriz. Ayrıca pencere etrafındaki kafesler, cumbalar sıcak görünüm sağlayan ve dışa yansıyan özellikleridir.
Evlerin çatıları genellikle kırma çatı türünde olup, üzerleri yerli kiremitlerle örtülüdür. Bazı evlerin odalarında, kapı ve pencerelerindeki ahşap işleme ve motifler görülmeye değer. Bazı evlerin odalarında, kapı ve pencerelerindeki ahşap işleme ve motifler görülmeye değer.

Göynük evleri arasında, 1890 yılında yapılan Hükümet Konağı uyumlu bir ihtişamı yansıtır.
Bugünlerde bu evler restore edilmekte ve turistik pansiyon olarak kullanılmaktadır. Göynük'teki bu evler koruma altındadır. Göynük ilçesi, sahip olduğu bu sivil mimari nedeniyle "Kentsel Sit Alanı" olarak ilan edilmiştir. Göynük evleri Safranbolu evleri ile yarışacak kadar güzeldir.

Göynük evleri, Anadolu'da Türk yaşayışının ve yerleşme kültürünün önemli örneklerindendir. Köşe başı çeşmeleri, eski, hafifçe yosunlaşmış alaturka kiremitlerin dokusu, birbirinin üzerinden ileriye bakan evler, yamaçlardan yararlanılarak kurulmuş bir yerleşim yapısına sahip olan Göynük ilçe merkezi, içinden geçen Göynük Çayı'nın yanlarına kurulmuş konut dokusu ile özgün ve korunmuş bir yerleşme alanıdır. Evlerin yaşları 100 ila 150 yılı bulmaktadır.

Göynük ilçesi eski Türk evleri bakımından oldukça zengindir. Evlerin çatıları genellikle kırma çatı türünde olup, üzerleri yerli kiremitlerle örtülüdür. Bazı evlerin odalarında, kapı ve pencerelerindeki ahşap işleme ve motifler görülmeye değer. Evler genellikle zemin kat üzerine 1 veya 2 kattır. Evlerin önündeki "hayat" adı verilen avlularda bir sedir üzerine bardaş kurup demli bir çay yudumlamanın keyfine doyum olmaz.

Bugünlerde bu evler restore edilmekte ve turistik pansiyon olarak kullanılmaktadır. Göynük'teki bu evler koruma altındadır. Göynük ilçesi, sahip olduğu bu sivil mimari nedeniyle "Kentsel Sit Alanı" olarak ilan edilmiştir. Göynük evleri Safranbolu evleri ile yarışacak kadar güzeldir.

ULAŞIM

Göynük hem Ankara hem İstanbul'dan kolayca ulaşılabilecek bir konumdadır. Aynı zamanda hem gelirken, hem giderken birçok farklı güzergah takip ederek farklı tarihi ve doğal güzellikleri görme şansınız da var.
Özellikle çok acelesi olmayan Ankara-İstanbul arasında seyahat eden doğa tutkunları için ormanların içinden, bağ ve bahçelerin arasından geçerek Ankara veya İstanbul'a yol almak, beğendiğiniz bir yerde durup piknik yapmak çok keyifli olabilir.
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Paylaş!
Adminv
FєαrLєss α∂мιη
********
Administrator
user avatar
Çevrimdışı

Mesajlar: 6,552
Katılım: Feb 2007
Rep Puanı: 136


Kişisel Bilgileri: v
Konu Tarihi: 05-15-2007 10:31 PM
plş için teşekkürler
Prince imzası
İŞKALDEKİ GÜNLERİNİ UNUTMA
ATATÜRK'E DİL UZATMA SEBEBSİZ
SEN ANAN DAN GENE ÇIKARDIN ANMA
BABAN KİMDİ BİLEMEZSİN ŞEREFSİZ

ANLAYANLARA ..................


Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Paylaş!
Princev
YANLIZ PRINCE
********
Administrator
user avatar
Çevrimdışı

Mesajlar: 5,906
Katılım: Feb 2007
Rep Puanı: 56


Kişisel Bilgileri: v

« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Yeni Cevap  Konuyu Gönder 

((¯`»Göynük Tanıtımı ( Genel Bakış )«´¯))

Göynük Tanıtımı ( Genel Bakış ) Konusunun Linki Direk Link
Göynük Tanıtımı ( Genel Bakış ) Konusunun HTML Kodu HTML Link
Göynük Tanıtımı ( Genel Bakış ) Konusu BBCode Linki BBCode Link
Göynük Tanıtımı ( Genel Bakış ) Konusunu Paylaş Sosyal Paylaş



Foruma Git: