avatar 02-09-2012, 08:59 AMBolu Foruma Hoşgeldiniz, Ziyaretçi!
  Yeni Şifre   kayıt ol



 
Konuyu Değerlendir
  • 15 Oy - 2.8 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Bu Makale Admin tarafından yazılmış, 1737 kişi okumuş ve 12 yorum yapılmış. Şu Anda Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
Gerede Tanıtımı ( Genel Bakış )

Konu Tarihi: 05-11-2007 03:12 PM
(En son düzenleme: 06-07-2008 02:03 AM Admin.)
[Resim: g12k500049ja0.png]
Batı Karadeniz Bölgesi'nde, Bolu İli'ne bağlı bir ilçe olan Gerede'nin, doğu ve kuzeydoğusunda Çankırı, doğu-güneydoğu ve güneyinde Ankara, güneybatısında Kıbrıscık, batısında Bolu Merkez, kuzeyinde de Mengen ilçeleri bulunmaktadır. Bolu İli'nin doğu kesimindeki dağlık yörede yer alan Gerede'nin kuzeyinde Arkut Dağı ve buradaki Naldöken Doruğu (1.911 m.) ilçenin en yüksek noktasıdır. Arkut Dağı'nın 1.250-1.500 m. yüksekliğinde yaylalar bulunmaktadır. Güney kesimini kaplayan Köroğlu Dağları üzerinde Haşat, Zobran ve Dörtdivan yaylaları yer almaktadır.

Gerede'nin en önemli akarsuyu Köroğlu dağlarının kuzey yamaçlarından doğan, Filyos Çayı'nı oluşturan Gerede Çayı'dır. Bu çay, Gerede Ovasını sulamaktadır. Ayrıca bu ovanın batısında da Çağa Gölü bulunmaktadır. Arazi yapısı iyice oturmayan ve deprem kuşağı içinde bulunan Gerede ile ilgili deprem bilgisi, İlk çağda tarihi Bithnia antik kentininden arta kalanları yok eden büyük deprem ve 1944 yılında olan Gerede depremi olarak bilinmektedir. 1999 depremi de Gerede'ye büyük zarar vermiştir.

İl merkezine uzaklığı 52 km., Ankara'ya uzaklığı ise 137 km.'dir. Yüzölçümü 1.255 km2 olup, 2000 Yılı genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 41.391'dir.

İlçenin ekonomisi tarım, ormancılık ve hayvancılığa dayalıdır. Gerede Ovasının büyük bir kısmında buğday ekilir. Ayrıca patates, arpa, elma ve armut yetiştirilir. İlçenin dağları kesif bir orman örtüsü ile kaplıdır. Burada gürgen, kayın ve karaçam bulunmakta olup, Yeniçağa ve Dörtdivan'da orman ürünlerini işleyen atölyeler bulunmaktadır. Bir bölümü hayvancılıkla uğraşan halk, koyun ve tiftik keçisi yetiştirir. Bu yüzden de süt inekçiliği de sürekli gelişmektedir. Montofon orkı ineklerin yetiştirildiği ilçede, kümes hayvancılığı da ileri bir düzeydedir.

İlçe topraklarında tuğla ve kiremitin hammaddesi olan kireçtaşı ve kaolin yatakları bulunmaktadır.

Gerede adının ilkçağlarda kullanılan “Kratia”dan türediği bilinmektedir.Tarih içersinde Flaviopolis, Geredia, Kratya, Gerdiboli, Gerdüpeboli, Gerdepeboli, Gerede isimleri ile anılmıştır.


[Resim: g16k501102ir0.png]

Gerede'nin kuruluşu Bithynialılar dönemine uzanmaktadır. Antik Çağda Krateia ismi ile tanınan Gerede, 1440 m. yükseklikteki Esentepe’nin güney yamacı üst bölümünde, 1310 m. yükseklikte kurulmuştur. MÖ.65’te, Romalı komutan Pompeius, Pontus Kralı VI.Mithridates’in yenilmesi üzerine ondan alınan Paphlagonia yöresi Romalıların eline geçmiştir. Bundan sonra Bithynia İline katılan Gerede yöresi Bithynia-Pontus'un 11 kentinden biri sayılmıştır. Kent, İmparator Titus döneminde (MS.69-79) yeniden geliştirilmiş ve Flavius’un onuruna, Flaviopolis adını almıştır. Ancak bu isim benimsenmeyerek daha sonra değiştirilmiştir. Yörede sırasıyla Bitinyalılar, Frigyalılar, Lidyalılar, İranlılar, Makedonyalılar, Romalılar ve Bizanslılar egemenliklerini sürdürmüşlerdir. Roma imparatoru 1.Theodosisus Bithynia ve Paphlagonia’nın bir bölümünü ele geçirdiğinde burada “Honorias Eyaleti” ni kurduktan sonra Flaviopolis Honorias, yörenin önemli kentlerinden biri olmuştur. Bizans İmparatorluğu zamanında Gerede, İstanbul Patrikhanesine bağlı bir Piskoposluk merkezi idi.

Malazgirt Savaşı'ndan sonra (1071) Oğuzların Kayı aşireti Uç Beyi olarak buraya yerleşmiştir. I.Alaeddin Keykubat döneminde Anadolu Selçuklu devletinin önemli bir eyaleti idi. Ankara Savaşı'ndan sonra bir süre İlhanlıların yönetiminde kalmış, Yıldırım Beyazıt Kastamonu’ya ilerlerken Gerede’yi Osmanlı topraklarına katmıştır (1395). O devirde Yıldırım Beyazıt tarafından Gerede’ye bir cami, bir hamam ve iki medrese yaptırılmıştır. 1692 yılında Gerede, Bolu Sancağına bağlı subaşılık haline getirilmiştir.1812 yılında 19 kazanın birleştirilmesiyle Bolu-Safranbolu birleştirilerek mutasarrıflık olmuş ve Gerede de bu yönetim içinde kaza merkezi olarak yer almıştır. Gerede'nin 1864-1870 yılları arasında nahiye olarak salnamelerde ismi geçer. 1870 yılında Bolu Sancağına bağlı kurulan 5 kazadan biri de Gerede’dir.

XIX.yüzyılın sonlarında Kastamonu vilayetinin Bolu sancağına bağlı bir kaza merkezi durumundaydı.

Yunanlıların İzmir'i işgalinden sonra ilk direniş örgütü Gerede'de kurulmuştur. Ancak istanbul Hükümetinin bu direnişi kırmak amacıyla kışkırtıcı çalışmaları sonucunda 21 Nisan 1920'de yörede başlayan Düzce isyanı Gerede'ye de sıçramıştır. Bu ayaklanmalar 23 Eylül 1920'ye sürmüştür. Bu tarihten sonra Kuvayy-i Milliye yörede düzeni sağlamıştır. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Bolu ilinin bir ilçesi olmuştur.

Gerede'deki Tarihi Eserler

İlçemizdeki eşsiz tabii güzelliklerin yanında hatırlatılmayı, tanıtılmayı, keşfedilmeyi bekleyen ve her biri kendi döneminin özelliklerini devam ettirmek için inatla direnen ve ne yazık ki birçoğu bilinçsizce yapılan tamir ve yenilemelerle yozlaşan tarihi mekanların bir kısmı ve sayıları birkaç tane kalan fakat bakımsızlıkları nedeniyle harap hale gelen ahşap evler bu güzellikleri tamamlar niteliktedir.

1. Camiler

Hacı Emin Efendi Camii

1957 yılında ahşap çark örtü tarzında yeniden yapılmıştır. Demirciler Mahallesindedir.

Yıldırım Bayezid Camii

Şehir merkezinde Seviller Mahallesi sınırları içindedir.1395'te Sultan Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılmış 1944 yılı depremiyle yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir.

Yukarı Tekke Camii

Kabiller Mahallesindedir. Kitabesine göre 1267 H. tarihinde Abdullah Efendi tarafından yaptırılmıştır. Cami kerpiç olup dikdörtgen planlıdır.

Şeyh Hüseyin Efendi Camii

Yapım yılı bilinmiyor. 1957 de yeniden ahşap çark örtü tarzında yapılmıştır. Demirciler Mahallesindedir.

Çataklı Camii

1974 yılında ahşap yapı tarzında olan cami betonarme olarak yeniden yapılmıştır. Seviller Mahallesindedir.

Aşağı Tekke Camii

1957 yılında yıkılarak yeniden imal edilmiştir. Seviller Mahallesindedir.

Aşağı Ovacık Köyü Camii

1309 da Mabeyn ser marangozu El Hac İbrahim tarafından yaptırılmıştır.

Dağkara Köyü Camii

Dağkara Köyünde 1231 yılında Topaloğlu Ahmet Ağa tarafından yaptırılan cami ve çeşme.

2. Türbe ve Yatırlar

Aşağı Tekke Türbesi (Şeyh Halil Efendi Türbesi -Aşağı Tekke Camii Yanında)

Babası : Emiroğullarından Abdullah'tır Doğumu: Hicri : 1163 Miladi: 1749 Tarihinde Gerede/Balcılar(Ali-Fakih)Köyünde doğmuştur. Tarikat Şeyhi malvetiyye Tarikatının Büyük Kollarından "Şa'baniyye"nin Meşhur Şeyhlerinden Çerkeşli Pirisanii Şeyh Mustafa Efendiye İntisab ederek en ileri İki Halifesinden biri olmuş ve bu tarikatta şube kurucusu sayılmıştır. Yüceliği Sultan 2. Mahmut tarafındanda takdir edilerek saraya davet edilip bazı hediyeler verilmiştir. Bu hediyelerden biriside Sultanın kendi eliyle yazdığı büyük bir yazı levhasıdır. Bu kıymetli levha maalesef birkaç sene önce çalınmıştır. Türbesi Seviller Mahallesinde"Aşağı Tekke"Camii'nin Kıblesindedir. Türbeyi Maliye Naazırı (Bakını) Muhtar Paşa yaptırmıştır. Kapısı üzerindeki Kitabe şöyledir:
Delil-i Rah-ı Hüda, Kutb-ı Arifin İdihem
Teceddüd Etti Yüzünden Tariik-i Şa'bani
Gönüller Oldu Bekamı Halil Efendinin
Bu İrtihaline Tarihi Tamdır İrfan
Cinana Döndü Makamı Halil Efendinin
Füyüüzü Tuttu Enamı Halil Efendinin
Hacı Halil Efendinin Gerede Dergahı Oğlu Hacı Osman Efendi ile sürdüğü gibi diğer Halifeleri vasıtası İle İstanbul ve Safranbolu'ya Kol atarak Uzun zaman devam etmiştir.
Hacı Halil Efendi Hicri: 1259 Miladı: 1843 yılında vefat etmiştir.
Seviller Mahallesinde aynı adlı caminin bahçesindeki türbe, Halveti şeyhlerinden, Hacı Halil Efendi, Mustafa Efendi, ve Mesut Efendi tarafından, kitabesine göre 1259 H.(1844) yılında yaptırılmış olup, kendileri meftundur. Türbe moloz taştan, köşeleri paflı kare planlıdır.

Şeyh Hüseyin Efendi Türbesi

Şeyh Hüseyin Efendi Camii yanında) meşhur, merhum Aziz Mahmud Hüdai Halifelerinden olup, Gerede Demirciler Mahallesindeki Cami bahçesinde medfun. Demirciler Mahallesinde aynı adlı camiinin bahçesinde Şeyh Hüseyin Efendinin mezarı bulunur.

Yukarı Tekke Türbesi

Şeyh Abdullah Efendi Türbesi : (Yukarı Tekke camii yanında) Merhum zat hakkında elde mevcut bilgi bulunmamaktadır. Kabiller Mahallesinde aynı adla anılan camiye bitişiktir. Türbede Abdullah Efendi ve oğlu, S. Ahmet Efendi, meftundur.

Ramazan Dede Mezarı

Esentepe Mesireliğindedir. 1071 Malazgirt savaşından sonra Anadolu'yu fethe çıkan Horasanlı akıncı Türklerinden Ramazan Dedenin burada küçük bir tepede bulunan mezarı, çevreden gelenlerce ziyaret edilmektedir.

Sapanlı Dede Türbesi

Rivayete göre Ramazan Dede'nin üç kardeşinden biri veya onun gibi akıncılardandır. Sapanlı
Urgancılar Köyünde türbe içinde meftundur.
Bu köyde mezarının olması şu hikaye ile anlatılmaktadır. Anadolu'yu fethe çıkan akıncılardan Ramazan Dede, Sapanlı Dede, Şaban ve Gazi Dedeler konaklama yeri olarak Esentepe'yi seçerler ve burada yaşayıp, tebliğ yaparlar. Sapanlı Dede çok iyi kullandığı sapanıyla Esentepe'den fırlattığı taşın düştüğü yeri (Sapanlı Urgancılar Köyü,ilçe merekezine yaklaşık 5 km.) işaret ederek, ölünce mezarının buraya yapılmasını ister. İsteği yerine getirilir Sapanını tasvir eden taş ve bir takım çalışmalarını ifade eden tasvirlerle birlikte türbe halinde bulunan mezarında meftundur.

Şaban Dede Mezarı

Ramazan dedenin kardeşi veya akıncı Türklerindendir. Havullu Köyü güneyindeki çamlık tepede mezarı vardır.

Gazi Dede Mezarı

Güneydemirciler köyü Gaziler mahallesindedir. Diğer kardeşleri gibi veya arkadaşları gibi o da Anadolu'yu fethe çıkan akıncılardandır. Gaziler Mahallesi Camii bahçesinde mezarı vardır.

3.Çeşmeler

Kadınlar Panayırı Çeşmesi -? (Seviller Mahallesi)
Mahdı (Mehdi) Çeşmesi –1696 (Seviller Mahallesi)
Hacı Ahmet Ağa Çeşmesi –1792 (Demirciler Mahallesi –Çayboyu Sok.)
Hacı Ahmet Ağa Çeşmesi –1792 (Demirciler Mahallesi-Santral Sok.)
Karapınar Çeşmesi -1824 (Demirciler Mahallesi)
Bosnalı(Bosnavi) Çeşmesi -1824 (Orta Mahalle)
Hacı İpekoğlu Çeşmesi -1844 (Kitirler Mahallesi-Dispanser Arkası)
Oruçlar Çeşmesi (Kitirler Mahallesi)
Hacı Ayenler Çeşmesi –(Kitirler Mah.)
Figani Baba Çeşmesi (Kabiller Mahallesi-Figani Baba Sok.)
İlyas Pınarı Çeşmesi (Kabiller Mahallesi-Kaya Sok.)
Boyacı Pınarı Çeşmesi -? (Seviller Mahallesi)
Çataklı Çeşmesi -?-Yenilendi (Sevilller Mah.)
5 Filkeli Çeşme 1298-1299 (Karacadağ Demirciler Köyü Semerciler Mah.)
Sapanlı Köyü Çeşmesi -?
1.Afşar Köyü Çeşmesi –1320
2.Afşar Köyü Çeşmesi –1320
2.Afşar Köyü Yolunda Çeşme -?
Dağkara Köyü Çeşmesi - 1231

4. Diğer Tarihi Eserler

Asar Kalesi

Kesin tarihi bilinmemektedir. İlçe merkezine yaklaşık 20 km. mesafede, Çağış, Akçaşehir, Ertuğral, Çalışlar köyleri yolu üzerinde her yöne hakim kayalık bir tepe üzerindedir. Tepenin doğu tarafına inşa edilmiş olan kalenin iç kısmında şimdi girişleri kapalı olan kaya içi odalar bulunmaktadır Tamamen kayalık bir alan olan tepenin kuzey ve batı yönleri doğal sur halinde olup kaleye buradan çıkmak imkansız görünmektedir. Gerek yapı tarzı gerek hakkında aşağıda anlatılan hikaye kaleyi oldukça ilginçleştirmektedir. Çevreye olan hakimlik ve çevredeki mükemmel tabiat güzellikleri bilhassa fotoğraf meraklılarının ilgisi olacaktır.
Hikayeye göre kale ile kalenin doğusunda bulunan kalenin bulunduğu tepeden den daha alçak olan tepe arasında "Ulusu" deresi altında bir geçitle bağlantı bulunmaktadır. Aslında halk bu küçük tepede kurulu şehirde yaşamakta ve bir düşman saldırısı anında dere altındaki geçit vasıtasıyla Asar Kalesine çıkarak kendisini savunmaktadır.

Keçi Kalesi

Şehrin kuzeyinde Arkut dağı tepesinde,şehre 5 km. uzaklıktadır. Bitinyalılar zamanındandır. 1995'de restore edilmiştir.Şu hikaye rivayettir.
Bir düşman saldırısı üzerine şehir halkı mal ve hayvanları ile kaleye sığınır (veya zaten kale içinde yerleşiktirler). Etrafa hakim bir büyük tepe üzerine yapılmış olan kale Geredeliler tarafından uzun süre istilacı düşmana karşı savunulur. Düşman tabii yapı ve Geredelilerin izin vermemesi üzerine kale etrafına yerleşmiş ve kaleyi almak için gündüzleri saldırmakta fakat muvaffak olamamaktadır. Bu nedenle onlarda bıkkınlık meydana gelmiştir. Zamanla kalede yiyecek sıkıntısı başlar şartlar Geredeliler için ağırlaşmaktadır. Bir gece kaledeki tüm keçilerin boynuzlarına mumları takarak yakıp kalenin dışına salıverirler ve hayvanları düşman karargahına sürerler. Düşman bir anda neye uğradığını şaşırır. Karanlıkta ellerinde ateşlerle çok büyük bir ordunun üzerlerine geldiğini sanarak bozguna uğrayıp kaçışırlar,dağılıp giderler. Geredeliler keçileri sayesinde istiladan kurtulmuştur. Hikayeye göre kalenin ismi artık Keçi Kalesi olarak anılmaya başlar.
Not:Bazı kaynaklarda bu hikayede kaledekiler Rumlar, kaleyi kuşatanlar ise Türklerdir.

Kiliseli Tüccar Hanı

Bizanslılardan kalma konaklama hanıdır. (Bizans döneminde kilise olarak kullanılmış olması yapı şekli ve kullanma alanı nedeniyle kuvvetle muhtemeldir.) Kitirler mahallesinin çarşı bölümünde bulunan yapı iki katlı olup alt katı hayvan barınağı, alışveriş merkezi ve kahvehane bölümünü üst katı ise konaklama odalarını kapsar. Binaya güneyde at arabası ve suvari girecek kadar büyük bir kapıdan girilerek Üstü açık büyük bir avluya geçilir. Avlu etrafında alt kat batı ve kuzey cepheleri taş, doğu cephesi ahşap sütunlarla çevrili odalar halindedir. Bu bölüm dinlenme ve alış veriş yapmaya müsait tarzdadır. İki ahşap merdivenle çıkılan üst katta ise yatak odaları bulunmaktadır.
Esentepe Hamam ve Köprü Kalıntıları
Tarihi bilinmeyen bu yapıların bugün sadece temel kalıntıları mevcuttur.

Yıldırım Bayezid Hamamı

Yıldırım Bayezid Ankara savaşı sırasında buradan geçerken burada bir takım kişilerin hayvan derileri ile uğraştıklarını, bunların tabak esnafı olduğunu görür ve şehre bir hamam ve köprü yaptırır. Esentepe arkasındaki hamam ve köprü kalıntıları,Yıldırım Bayezid zamanında yaptırılan hamam gibi yapılar Gerede'nin Eski İpek yolu olarak anılan Bağdat yolu üzerinde bir konaklama yeri olduğunu,yine Fuat Köprülü'nün Köprülüler devrinde Gerede'de iki tane kervansaray olduğundan bahsetmesi bu görüşü desteklemektedir.

Aşağı Hamam

Kitirler mahallesi Bolu caddesinde yer alan hamamın 14.yy.sonlarına ait olduğu sanılmaktadır. Moloz taştan imal edilmiş ve sıcaklık,ılıklık,soğukluk bölümleri vardır.(Bolu 1998 Yıllığı)
Not: Aşağı Hamam'la ilgili Bolu 1998 Yıllığı'ndan alınan bu bilgi dışında aslında bu hamamın Yıldırım Bayezid Camii Batısında şu anda bulunan iş hanının yerinde var olan bir hamam olduğu, bu nedenle asıl Aşağı Hamam'ın şu anda mevcut olmayan hamam olmasının muhtemel olduğu kanaatindeyim.

Çalar Saat ve Kulesi

[Resim: g23k502611qj5.png]
Kitirler Mahallesinin Şehir merkezi bölümünde 1882'de Ahmet Usta tarafından yapılmıştır. Yapı ahşap kare planlı bir kule şeklinde olup cumhuriyet devrinde zaman zaman tamir edilmiştir. Şu anda çalışmayan saati çalışır hale getirilirse tarihi özelliğini göstermeye devam edecektir.

Çoğullu Köyü Kemer Köprü (1207)

Kesme taştan yapılmıştır. Yapı özelliğini korumaya devam etmektedir.

Salur Köyü Köprüsü

Muhtemelen Çoğullu köprüsünün yapıldığı yıllarda yapılmıştır. Fakat kendine has özelliği üzerine sonradan yapılan beton ilave ile bozulmuştur.

Salur Köyü Mağaraları

İçinde eski insanların yaşantılarını tasvir eden figür ve şekillerin var olduğu anlatılmaktadır.
Danişmentler Köyü Medrese Kalıntıları Temel kalıntıları dışında bilgi yoktur.

Aşağı Ovacık Köyü Konağı
[Resim: g24k50338efm2.png]

1316'da mabeyn ser marangozu El Hac İbrahim Efendi tarafından yaptırılmıştır.

Dağları Ve Ovaları

[Resim: g10k503a35go2.png]

İlçenin doğal yapısına, biri kuzeyden,diğeri de güneyden gelen bir dizi sıradağlar zinciri hakimdir.Kuzeyde,Gerede ve Yeniçağa havzalarını Bolu ve Mengen havzalarından ayıran sıra dağlar,güneyde ise doğu-batı yönünden uzanan Köroğlu sıradağları bulunmaktadır.Kuzeydeki sıradağların en önemli yükseltisi 1.911 m. ile Naldepen tepesi,güneydeki sıradağların en önemli yükseltisi ise 2.400 m. zirvesi ile Köroğlu tepesidir.Dağların 2.000 m.ye kadar olan kesimleri bitki örtüsü ile kaplıdır.Bundan yalnızca Köroğlu’nun zirveye yakın bölümlerinin çıplak oluşu dikkati çeker.Genellikle sarıçam,köknar,karaçam,kayın ve meşe ormanlarının aralarındaki boş alanlar ise çayırlarla örtülüdür.
İki sıradağın arasında yer alan Gerede toprakları, ortalama yüksekliği 1.000 m. olan yüksek bir ova manzarası gösterir. Batıya doğru ise bir çanak şeklinde çukurlaşan Yeniçağa ovası yer alır. Dörtdivan ovası ile Haşat Platosu ise diğer düzlüklerdedir.

Akarsuları Ve Gölleri

Gerede havzası içinde önemli akarsular: Ulusu, Markusa deresi, Yenecik çayı ve Kösreli dereleridir.İlçenin en büyük gölü ise Yeniçağa gölüdür.2780 dekarlık bir alana yayılan ve dipten beslenen bu gölün derinliğinin fazla olmaması tarım alanına dönüştürülmesi çalışmalarını gündeme getirmiştir.
Gerede Gölü ise, ilçe yakınında ve derinliği 15 m.dir.Diğer göller ise Kapaklı ve Karagöl’dür.


İklimi


Gerede coğrafi yönden Batı Karadeniz iklim kuşağı içinde kalmakla birlikte bu kuşağın en sert ve soğuk geçen temsilcisidir. Bu nedenle ilçe için “Batıdaki Erzurum” deyimi kullanılmaktadır.
Kışları oldukça soğuk ve karlı, yazları serin ve yağışlıdır.
Bolu ilinin Karadenize kıyısı olan bölümlerinde deniz iklimi görülmesi, iç kısımlarda ise karasal iklim özellikleri taşıdığından Gerede de Bolu gibi, geçiş iklimi özelliğini taşımaktadır.
Ancak, ilçede geçen soğuk ve ayaz,insanlara dokunmamaktadır.Tertemiz havası,temiz suları insanları sağlıklı ve dinç tutmaktadır.

Gerede Yaylaları

[Resim: g02k504679jy8.png]

Eşsiz tabii güzellikleri ile, ormanla iç içe olan şehrimiz tertemiz havası pırıl pırıl gökyüzü ve çam kokuları ile son yıllarda yerli ve yabancı turistlerin ve kamp yapmak isteyen spor kulüplerinin ilgi odağı halindedir. Yine son yıllarda gündemde olan dağ turizmi için de yaylalar, av sahaları çok elverişli durumdadır. Geçmiş yıllarda yazın geleneksel olarak yaylalara hayvancılık ve yakıt ihtiyacı için çıkan halk, bugün daha çok dağ havasında, gürültüden uzak bir ortamda dinlenmeyi düşünerek bu geleneği devam ettirmektedir.

Hasbeyler Yaylası

Bu haliyle Esentepe ve Arkut dağlarındaki yaylalar, mesire alanları yerli ve yabancı turistlerin dinlenme yerleridir. Bilhassa yazın bu yerler piknik yapanlarla dolup taşmakla birlikte doğal yapı bozulmamış olup çevre temizdir.

Rumşah Yaylası

Hacı Veli, Seviller, Rumşah, Hasbeyler, Bucak, Deyişler, Aydınlar, Ibrıcak, Sofular, Tokular, Mangallar, Kabaklar, İmreşe, Sungurlar, Gaziler, Kıncallar, Emirler, Ümitköy, Ahmetler, Demirciler, Bıçakçılar, Yağdaş, Dikmen, Çayören Güney, Çayören, Bahçedere, Gökçeler, Avşar, Virançık, Ulaşlar, Seyitler, Çukurköy, Salur, Samat, Havullu, İnköy, Ağızörengüney, Kazanlar, Aşağıovacık, Demirler, Yukarıovacık, Elören yaylaları şehrin kuzey ve güneyindeki dağlarda bulunan yaylalardır.

Seviller Yaylası

Günümüzde sayıları azalmakla beraber Geredeliler, bu yaylalara gerek hayvan besleme, gerek kışlık yakacak temini için yazları çıkmaya devam etmektedirler. Son yıllarda sadece mesire amaçlı yaylaya çıkıp kalanlar da vardır.

Gerede'deki Mesire Yerleri

Esentepe



Şehrin 1.5 km kuzeyinde 1300 m. yükseklikte benzeri bulunmayan bir tabiat güzelliğine sahip ve tüm ilçeye hakim manzarası olan Esentepe mesireliğinde yaşları yüzyıllara varan çam ve köknar ağaçları sadece buraya has bir görünüm koku ve güzelliktedir. Tabii yapısı ve bitki yapısı, ağaçları korunduğu ve son zamanlara kadar kozalaklarının dahi toplanmayıp toprağa karıştığı Esentepe'de bastığınız her yer yemyeşil çim ve otların altında yumuşacık bir toprak yapısına sahiptir. Yazın piknik, gezi, kros, çim kayağı, kışın ise kayak gibi kış sporları yapılır. Mini Marmara denizi şeklindeki havuzuyla belediye çay bahçesi, yeni yapılan nostaljik kır lokantası ve üç yıldızlı Esentepe Turistik oteliyle konuklarına huzurlu bir ortamda eğlence ve dinlenme imkanı sağlamaktadır. Mini futbol sahası ve Esentepe batısında yapılan futbol sahası da profesyonel ve amatör futbol takımlarının çalışma sahaları olarak hizmete açıktır.
Eski adı Ramazan Dede olan bu eşsiz güzellikteki tepe her an rüzgar estiği için Atatürk tarafından Esentepe olarak adlandırılmıştır.

Orman içi mesire yerleri

Kırklar, Demirpınar, Aşağı Yağlıca, Yukarı Yağlıca, Sinekli, Ağalar Dağı, Kirpüğün, Geyik Gölü, Uzun Çörten, Çokrak, Aksu, Kızlar Kayası Tepesi, Ark Aşan, keçeli Pınarı Tepesi, Çingen Çayırı Tepesi, Erenler Tepesi, Ciğeroğlu Tepesi, Özüre Tepesi, Kabatak Tepesi, Çoban Tekkesi Tepesi, Gürorman Tepesi, Maldöken Tepesi, Evarkası Tepesi, Gına Kayası Tepesi, Kırıkeşme Tepesi, Köprücek Tepesi, Paraşüt Yeri Tepesi, Kürekli Tepesi, Çokrak, Kızılcapınar isimleri ile bilinen orman içindeki genelde buz gibi soğuk kaynak suları ve çeşmeleri bulunan mesireliklerdir.

Kırklar ve Kızılcapınar Mesirelikleri

Esentepe kuzeyinde doğudan batıya Macarlar bölgesinden başlayıp yükselerek devam eden Arkut Sıradağları Gerede'de en yüksek noktasına ulaşır (1476m.). Bu dağlar Gerede'ye bakan yamaçlarda ve tepede köknar ağaçları, Mengen tarafına bakan kuzey yamaçlar kayın ve sarı çam ağaçları ile yabani fındıklıklarla kaplıdır. Demirpınar mevkisi ve çevresi geyik koruma alanıdır.

GEREDE’NİN EKONOMİSİ

Gerede İlçe ve köylerinde tarımla uğraşanlar vardır.Ancak,iklim şartlarının elverişli olmaması nedeni ile tarım yeterince gelişmemiştir.Hayvancılık iyi sayılır.Tahıl olarak arpa,buğday,fiy ekilir.Büyükbaş hayvan beslenir.Kümes hayvancılığı,özellikle Gerede hindisi ile yapılır.

Ticaret hayatı ancak Pazar ve panayırlarda hayvancılık üzerine kurulmuştur.Gerede panayırları geleneksellik gösterir.

Fabrika olarak, HOSTA ve GENTUĞ bulunur.Hayvancılığa dayalı olarak,deri işleme atölyeleri (tabakhaneler) halkın gelir kaynağı olarak birinci durumdadır. İlçemizde küçük sanayi sitesi de mevcuttur.

EL SANATLARI

Bakırcılık yapımı gitgide azalmaktadır. Saraççılık mesleği yerini kemercilik mesleğine bırakmaktadır. Kadınların el işleri olarak,işleme,dantel,örgü işleri görülür.

ULAŞIM

Gerede İlçesinden D.100 karayolu geçmektedir.Son yıllarda yapılan Anatolian Motorways – (Anadolu Otoyolu) ilçemiz sınırları içinden geçiyor.Gerede İlçesi, Ankara,İstanbul ve Samsun yollarının kavşak noktasındadır.İlçede konaklama imkanları gelişmiştir.

NÜFUS

İlçenin nüfusu hızla artmaktadır. Buna dayalı olarak son yıllarda Yazlık mahallesi ve Dayıoğlu mahallesi kurulmuştur. İlçe nüfusu 1990 yılında 18.200, 2000 yılı nüfus sayımında ise 25200 merkez,16203 köyler olmak üzere toplam 41403 olarak tespit edilmiştir.

TURİZM



Gerede’de, deniz turizmine alternatif turizm olan dağ ve yayla turizmi gelişim içerisindedir.Gerede yaylaları,ormanları ile ünlü bir ilçedir.Esentepe mesireliği ünlüdür.İlçe, Kartalkaya’ya 40 km,Bolu-Gölcük’e 55 km,Abant Gölü’ne 80 km, Akçakoca plajlarına 130 km,Yedigöller’e 50 km,Ankara’ya 130 km. uzaklıktadır.

YÖREDEN YETİŞEN HALK OZANLARI

KÖROĞLU

Tüm Anadolu’da dilden dile dolaşan destanları ile günümüzde de anılan Köroğlu16. yüzyılda Gerede ilçesinin karşısındaki kendi adı ile anılan dağlarda yaşamıştır.Onun her yörede değişik şekilde anlatılan hayatı üzerine derlenen gelişimi şöyledir.

Cins atlara meraklı olan Bolu Beyi değer verdiği seyislerden Yusuf’u Kendisine güzel atlar bulması için Anadolu’ya yollar.Aradan bir süre geçtikten sonra seyis cılız fakat cins bir kısrağın yavrusu olan tayı yanına getirir.Ne yazıkki gösterişsiz tay Bolu Beyini çileden çıkarır ve seyis Yusuf’un gözlerine mil çektirir.İki gözü de böylece kör olan Yusuf, yanına oğlu Ruşen Ali’yi de alarak yollara düşerler.Bu arada yanlarında da cılız tayda bulunmaktadır.Bir gün gördüğü rüyadan etkilenen Yusuf, oğluna, kendisini Fırat’ın kenarına getirmesini ve nehrin getireceği üç parça köpüğü içirmesini söyler.

Böylece hem güçlenip kuvvetlenecek hem de görmeye başlayacaktır.Ne var ki oğlu Ruşen Ali bundan etkilenerek köpükleri kendi içerek Bolu Beyinden intikam alma yemini içer.Köpükler Ruşen Ali’ye yaşama gücü, yiğitlik,saz çalıp türkü söyleme yeteneği vermiştir.

Yusuf öldükten sonra Ruşen Ali atına atlayarak yol kesmeye,kendisine kendi gibi adamlar toplamaya başlar.Fakat bu arada yoksulları kollamakta fakirleri de doyurmaktadır.Babası yüzünden “Köroğlu”diye anılmaya başlayan Köroğlu (Ruşen Ali)nun adı tüm çevrede duyulmaya başlar.Bolu Beyinden babasının da intikamını alıp,onun kardeşi Döne Hanım’ı kaçırarak intikamını alır.Onunla evlenir.Ne var ki tüfeğin icat olması ile birlikte eski yiğitliğinin kalmadığını gören Köroğlu beylerini çevresinde toplar ve artık dağılma vaktinin geldiğini söyler.Ardından kendisi kayıplara karışır.

AŞIK DERTLİ (1772-1845)

Yörenin saz şairlerinden biri olan Dertli 1772 yılında Yeniçağa ilçesinin Şahnalar Köyünde doğmuştu.Çocukluğu çobanlıkla geçmiştir.Babasının ölümü üzerine topraklarına bir ağanın el koymasından sonra sazını alarak diyar diyar dolaşmıştır.1845 yılında Ankara’da ölmüştür.Şiirlerinde doğa güzellikleri ile sevdaya ağırlık veren Dertli’de Bektaşi etkisi ve divan edebiyatının izleri görülmektedir.

HALK OYUNLARI

Gerede Zeybeği, Al Yemeni, sürtmen adları ile anılan oyunlar yöresel etkinliklerde oynanan halk oyunlarıdır.

Düğün Geleneğimiz

Gelin almadan bir gün önce yavukluk günüdür. Yavuklukta kız evine adamlar toplanır.Gelinin eksiği tamamlanır.Baba,Korucu,Muhtar parası verilir.Çay kaynatan, kaynatanın ayakkabısını saklayan para alır.Helva kesilir.Komşulara çağrılır.Kına yakılır.Akşam komşular eve gelir.Teyp salarlar.Oyun oynarlar.Gelinin kız arkadaşı oğlan olur.Genç kızları oynatır Dağılacak zaman adedini yaparlar.Ninni söyleyip tepside mum yakarlar.

Herkes evlerine dağılır gelinin evinde kalanlar kına yakarlar. Avucuna bahşiş verilir.Gelin kız arkadaşı ile yatar.Sabah kalkıp hazırlık yaparlar.Gelin almacılar gelir.Erkekleri camiye dağıtırlar.Çay verirler, kolonya dökerler,şeker dağıtırlar.Teyp salarak oyun oynarlar.Gelene giydirirler.Baklava ,ibrik,baş örme parası alırlar.Geline babası ile kaynatası elinden tutar.Arabaya bindirirler.Hoca dua eder.Gelinin üstünden para saçarlar.Gelin giderken, gelin arabasının önünü keserler.Para alırlar.Köprü kırıldı ederler.Mendil alırlar.Avluya müjdeki gelir.

Gelin avluya iner.İnitlik ister.Arabadan inmeye nazlanır.Kaynatası geline inek vb hediyeler verir.Gelin iner.Damat gelir.Koltuk yapar, gelini eve götürür.Geline su döktürülür.Bacalara yağ saldırılır.Gelini sandalyeye oturturlar.Teyp çalarlar , oynarlar.Sonra dağılırlar.Akşam olur.Güveyiyi davet ederler.Şeker dağıtırlar.

Erkekler ilahi ile damadı getererler.Damat büyüklerin ellerini öper.Kadınlar kapıya ip gererler.Damat ipi gerer.Gelinin yanına girer.Sabah olur ,kalkarlar.Büyüklerin ellerinden öperler.

Duvakçılar gelir, gelini sandalyeye oturturlar.Yüzünü kapatırlar.Oyun , türkü yaparlar.Teyp çalarlar.Oynayan geline para takarlar.Gelinin resmini çekerler.Damat gelir , halkın arasına bozuk para saçar.Gelin herkesin elini öper, damadında elini öper.Damat gelinin elinden tutar ve götürür.Düğüncüler yemeğe gider. Yemekten sonra herkes dağılır.Duvaktan birkaç gün sonra gelinle damat kız tarafına el öpmeye giderler. Daha sonra kız tarafı oğlan evine , kız arkası davetine giderler.

GELENEKLERİMİZ-GÖRENEKLERİMİZ

1-Dünür gitme, şerbet içme,kına gecesi,güveyi koymak.
2-Gelin alma, duvak,el öpme,kız arkası.
3-Asker uğurlama, hoş geldine gitme.
4-Lohusaya gitme, geçmiş olsuna gitme.
5-Cenazeye gitme,taze etme,mevlit,hacı uğurlama-karşılama.
6-Güz mevsiminde yardımlaşma.
7-Erkekler arası sohbet toplantıları.
8-Bayramlaşma,misafirlik,iftar açtırma, davet.
9-Yağmur duasına çıkma,aşure dağıtma.
10-Yaylaya göç,yayladan köye göç.
11-İmece.

Gerede'nin Yöresel Yiyecekleri

İç Anadolu, Karadeniz bölgelerinin bir geçiş noktası olmasına karşın gelenekselleşmiş Türk yemekleri yöresel değişikliklere uğramadan yenilmektedir. Sayabileceğimiz yöresel yiyecekler şunlardır.

Etli makarna: Evlerde yapılır. Yufka şeklinde açılan çiy hamur içine soğan, maydanoz et karışımı konularak beş altı cm.lik üçken şekiller halinde katlandıktan sonra kaynayan suda pişirilir tepsilere konularak üzerine tereyağı, sarımsak suyu dökülerek yenir. Geredelilerin hala vazgeçemedikleri bir hamur yiyeceğidir. (Ah olsa da yesek!)

Kedi Batmaz: Ceviz büyüklüğünde yuvarlak hamurlar kaynar suda haşlanır, üzerine şekerli su ve tereyağı dökülerek sıcak yenir. Günümüzde yapılmamaktadır.

Höşmerim: Un, süt ve tereyağı ile karıştırılarak iyice kavruluncaya kadar pişirilir, ılık halde üzerine toz şeker dökülerek yenilen bir tatlıdır.

Tirit: Kaz fırında kızartılır. Çıkan yağına önceden hazırlanan ince açılmış yufka batırılarak tepsiye dizilir üçken şeklinde kesilir va kızarmış kazla beraber yenir. Yanında bir baş soğanı eksik etmemek gerekir.

Mıklama: Genelde köylerde yapılır. Soğan kıyılarak kızgın tereyağında öldürülür, kıyma ile karıştırılır, yumurta yerleri açılarak yumurtalar ilave edilir ve üzerlerine kızgın tereyağı dökülür. Hiç karıştırılmadan pişirilerek yenir.

Kaşık helvası: Un iyice kavrularak , yağ ve şeker ilave edilip pişirilir ve kaşıkla şekil verilerek yenir.

Şak Şak Helvası: Şekercilerin yaptığı Gerede'ye has sert cevizli helvadır. Panayır zamanı çok tüketilir.

Düğün Çorbası: Yoğurt, un, yumurta, pirinç ile pişirilip üzerine kızgın tereyağ dökülerek yenir. Davet ve düğünlerin vazgeçilmez çorbasıdır. Halk arasında "toyga çorbası – yoğurtlu çorba"olarak bilinir.

Katmerli ve katmersiz gözleme, kül gömeci, cizleme, bazlama diğer yöresel yiyeceklerdendir. Bilhassa köylerde ve fırını olan şehir evlerinde patatesli köy somunu yapılır.

ÇORBALAR

TARHANA ÇORBASI: Gerede'de çok tüketilen bir çorba türüdür. Batı Karadeniz'de , Kastamonu'da yapılan tarhanaya benzer bir şeki1de hazırlanmaktadır; fakat farklı olarak toz karanfil ve damla sakızı konur. Un, tuz, su ye süzme yoğurt yoğrularak iki gece mayalanır. Lokmalar şeklinde çarşaf üzerine serilir ve güneşte kurutulur. Kurutulan tarhana bez torbaya konarak saklanır. Kullanılacağı zaman bir tasa pişirilecek kadarı konur, ılık su ile ıslatılarak iyice ezilir ye kaynayan suya süzülür. Bu çorba için tereyağı ve kışlık olarak hazırlanan kuru kıyma kullanılır. İstenirse tereyağında kızartılan sarımsak da çorbaya ilave edilebilir.

YAYLA ÇORBASI: Bir miktar suda hazır1anan pirinç, un, yumurta, yoğurt karışımı ile terbiyelenir. Üzerine tereyağında kızartılan kırmızı biber ve kuru nane konur. Bir de aynı şekilde yapılan ancak kuru nane yerine maydanoz kullanılan düğün çorbası vardır. Bu çorbaya istenirse haşlanmış nohut da eklenebilir.

OVMAÇ ÇORBASI: Una yumurta kırılır, sıcak süt ile çok katı bir hamur elde edilir. El içinde ovularak pirinç tanesi büyüklüğüne getirilir. Ocakta kaynayan suyun içine bırakılır. Pişene kadar beklenir; tereyağı, soğan, kuyruk yağı kıkırdağı, salça kavrularak Üzerine dökülür.

MERCİMEK ÇORBASI: Kırmızı mercimek bundan 50 sene önce pek bilinmezdi. Daha çok yeşil mercimek ile yapılırdı.Yapılışı şöyledir: Mercimek haşlanır bu esnada içine bir parça çiğ kıyma atılır. Bunun sebebi mercimeğin kararmasını engellemektir. Tereyağı ve un ile miyane hazırlanır, mercimekle birlikte kaynatılır. Bu mercimek süzgeçten geçirilmeden pişirilir.

SÜTLÜ ÇORBA: Yerli halkın köylerinden pazara getirerek sattığı süt ile yapılan daha makbuldür. Bir miktar su katılan sütte pirinç haşlanır. Bol karabiber ile sıcak olarak yenir. Özellikle yaşlılar, bebekler ve hastalar için yapılan bir çorbadır.

KEŞKEK ÇORBASI: Kastamonu mutfağındaki gibi yapılır. Bu çorbaya az miktarda kuru fasulye katılır.Ayrıca pişecek keşkek buğdayı akşamdan buğulanmalıdır. Koyunun gerdan eti ile pek nefis olur.

ERIŞTE Ç0RBASI: Ev makarnası da denen erişte sütle pişirilir, Üzerine karabiber dökülerek yenir.

PAÇA ÇORBASI: Kelle eti ile yapılır. Yoğurt ve un ile terbiye edilir. Sarımsak ve sirke konularak yenir.

BULGUR ÇORBASI: İnce bulgur haşlanır, üstüne süt veya yayık ayranı konur. Ayran ile yapılmışsa üzerine kuru nane serpilir.

PİLAVLAR

NOHUTLU PİLAV: Daha çok Kızılcahamam pirinci ile yapılır. Yarım ölçü et suyu ile yapılırsa daha lezzetli olur.

KAVURMALI PİLAV: Kuzu kuşbaşı kavurması ile pirinç kavrulur. Sıcak su ilave edilerek pişirilir. Elli sene önce evlerde bu pilavın dışında pilav pişirilmezdi. Nohutlu pilav sadece düğünlerde pişirilirdi. Kış için de evlerde kuzu kavurma hazırlanırdı.

ŞEHRİYELİ PİLAV: Gerede'de yapılan pilavlardandır. Tercihe göre arpa veya tel şehriye kullanılır.

BULGUR PİLAVI: Siyez bulguru ile yapılır. Soğan, domates, yeşil biber tereyağında kavrulur. Üzerine et suyu konur. Önceden ıslanmış bulgur bu suya salınır. İstenirse nohut da konulabilir. Özellikle bahar ye yaz aylarında, pikniklerde yenilen bir pilavdır.

SEBZE YEMEKLERİ

Gerede mutfağında sebze yemeklerinin çeşidi oldukça azdır. İklimin sebze yetiştirmeye uygun olmaması bunun başlıca sebebidir. Gerede ve çevresinde çok yetiştirilen patates ise hem yemeklerde hem de ekmeklerde kullanılır. Yörede yetişen ebe gömecinin yemeği yapılır. Soğan, tereyağı, kıyma, domates ve bir avuç pirinç kavrulur. Ebe gömeçleri de bir sure kavrulduktan sonra su ilave edilerek pişirilir. Ispanak da hem yemeklerde hem de böreklerde kullanılan bir sebzedir.

ET YEMEKLERİ

ET HASLAMA: Gerede mutfağında daha çok hamur işleri ve et yemekleri ön plandadır. Daha çok kırmızı et tüketilir. Bundan 40 - 50 sene önce kırmızı et tüketimi çok daha fazla idi. Parçalanan ve yağda kızartılan et, suda haşlanır, içine birkaç tane soğan konur, iyice pişince suyu ile birlikte servis yapılır. Davet etleri haşlandıktan sonra istenirse tepsiye atılır, fırına sürülür, sıcak olarak servis yapılır. Beyaz et olarak kaz, hindi, tavuk, Ördek tüketilir. Bu hayvanlar sonbaharda düzenlenen yöresel panayırlarda kızartılarak ya da canlı olarak köylü halk tarafından satılır.

KIZARMIS KAZ: Kaz temizlendikten sonra beş, altı tanesi bir tepsiye konarak toprak fırına konur. Fırının ağzı sıvanır. Ertesi güne kadar yavaş yavaş pişirilir. Bir de tirit vardır; saçta pişen yufka kaz yağına batırılır. Tepsiye üst üste dizilir, muska şeklinde kesilir. Büyükçe bir tabağa konarak yenir. Kastamonu'da bu yemeğin adı 'banduma' dır.

HİNDİ DOLMASI: Hindi temizlenip, haşlanır. Kuş üzümü, badem, pirinç, tereyağında kavrulur.Daha sonra hindinin içi,bu pirinç ile doldurulur. Tencerede az miktarda su ile yavaş yavaş pişirilir.Aynı şekilde kuzu dolması da (döş) yapılabilir.

EKMEKLER

Şimdi Gerede ekmeklerine geçelim. Gerede'de evlerde yapılan patatesli ekmekler evlerin bahçelerindeki fırınlarda pişirilir. Patatesli somun ekmeği ,un,tuz,su,maya ve haşlandıktan sonra rendelenen patatesten yapılır. Hamur teknesinde yoğurulur ve bir süre mayalanmaya bırakılır. Daha sonra temiz bir bezin üzenine dökülür ve hamur dinlendirilmeye alınır. Daha önce yakılan kızgın ekmek fırına bırakılır.

KÜL KÖMECİ: Un,yağ,yumurta,tuz ve süt büyükçe bir kapta yoğurulur. Daha önce odun ve tezekle yakılan ocakta biriken közün içerisine gömülür. Piştikten sonra dilimlenerek sofraya konur. Bu kömeç günümüzde yapılmamaktadır.

BAZLAMA: Un,tuz,su ye maya bir kapta yoğurulur ve mayalanması için bekletilir. Küçük parçalar halinde el yaslağacında açılıp, kızgın toprak sacın üzerinde pişirilir.

KATMERLİ GÖZLEME: Un,tuz,su,maya ve sıvı yağ ile yapılır. Mayalanan hamur avuç içi büyüklüğünde kesilerek oklava ile açılır.Yağlandıktan sonra katlanır ve tekrar açılır.Kızgın saç üzeninde pişirilir.

KOL GÖZLEMESİ: Un,tuz,su ve maya ile yoğrulan hamur avuç içi büyüklüğünde kesilerek elde yassıltılıp ,kolda sallanarak inceltilir. Kızın sacda pişirildikten sonra üzenine yağ sürülür.

CİZLEME: Kastamonu'da yapılandan farklı olarak yumurta kullanılmaz ve mayalanan hamur yağı kızgın saç üzenine kepçe ile dökülerek pişirilir.

KÖMEÇ: Kuyruk yağı sızdırılınca arta kalan kıkırdak ile yapılır. Tereyağı, yumurta ye kıkırdak yoğurulur, toprak fırında pişirilir. İkindi çaylarında peynir ile yemek pek hoştur.

PUF BÖREĞİ: Yağlanan hamur katmerlenerek açılır, içine peynir konularak kızartılır. Kastamonu'da yapılan puf böreği ile arasında fark yoktur.

SU BÖREGI: Çok bilinen su böreği. Gerede'de çok yapılır. Özellikle nişanlarda, düğünlerde kız evine bu börekten götürmek adettir. Önemli bir husus daha vardır; Gerede'de böreğin içine rendelenmiş kuru kıyma ve salamura peynir rendelenerek konur. İsteğe göre maydanoz doğranabilir.

ETLİ MAKARNA: Yufka şeklinde açılan hamur, içine soğan, maydanoz ve et karışımından küçük parçalar konularak 3-5 cm'lik üçgen şekiller halinde katlandıktan sonra kaynayan suda pişirilir. Tepsi içine konularak üzenine tereyağı ve sarımsaklı yoğurt dökülerek yenir.

KEDİ BATMAZ: Mehmet Caner ve Kazım ÜNLÜOL yazılarında kedi batmazın, ceviz büyüklüğünde yuvarlak hamurların kaynar suda haşlanmak suretiyle yapıldığını yazmışlardır. Oysa kedi batmaz şu şekilde yapılır: Yeterli miktarda mısır unu ve buğday unu üzenine sıcak su dökülerek oldukça cıvık bir hamur haline getirilir. Bu hamur kısık ateşte karıştırılarak pişirilir. Daha sonra büyük bir tabağa kaşık ile dökülür. Üzerine kızarmış tereyağın, toz şeker ve dövülmüş ceviz dökülerek servis yapılır. Kastamonu'da Köle hamuru veya sopa çorbası olarak bilinir.

MIKLAMA (MIHLAMA): Soğanın kıyılarak tereyağında öldürülür ve kıyma ile karıştırılmadan. Yumurta yerleri açılarak yumurtalar kırılır. Hiç karıştırılmadan pişirilerek yenir.

HÖŞMERİM: Bu yemeğin yörede anlatılan hoş bir hikayesi vardır: Köyde yeni evli gelinin eşi askere gider. Gelin izine gelen eşine değişik bir yemek yapmak ister ve şimdiki adı 'höşmerim' olan yemeyi hazırlar. Eşine yemeğin güzel olup olmadığını "hoş mu erim?" diyerek sorar ve o günden beri yemeğin adı ağızdan ağıza değişerek bugünkü halini alır. Yemeğin yapılışı şöy1edir: Un,süt ve tereyağı karıştırılarak iyice kavruluncaya kadar pişirilir. Ilık halde üzerine toz şeker veya bal dökülerek yenir.

PALİZE: Buğday nişasta, şeker, su muhallebi şeklinde pişer. Kaynayınca küçük kaplara konur. Soğuyunca üzenine istenirse eritilmiş tereyağı dökülür.

YALAMUK: Baharda çamların iç zarları soyulur ve süt katılarak yenilir istenirse sütsüz olarak da yenir. Yalamuğun Kastamonu'daki adı 'soymuk'tur.

BAKLAVA: Halk ağzında "baklavı" da denir. Mayasız hamurdan yapılır. Süt, yumurta, bir çay bardağın zeytinyağı, çok az miktarda tuz ve yoğurt katılarak yoğurulur. Hamur biraz dinlendirilir. 70 pazı haline getirilir. Buğday nişastası ile pazılar incecik açılır. Açılanlar temiz bir bez üzenine konur. Biraz kuruyunca, tepsiye üst üste dizilir. 10 pazıda bir kere tereyağı ve havanda dövülmüş ceviz içi serpilir. Nişasta katılarak birbirine yapışmasını engeller. Ateşte kızdırılan bir bıçak ile muska halinde kesilir. Büyük toprak fırında dört tepsi bir arada pişirilebi1ir. Pişirme süresi yaklaşık olarak 4 saattir. Bu arada şerbeti kaynatılır. ılık şerbet yine soğuk olarak baklava tepsisine dökülür.

SARILI BURMA: Kastamonu ve Gerede ağzında sarum burma da denir Baklava hamuru ince ince açılır, Üzerine ceviz içi serpilir. Hamur rulo yapılır. Toplam tepsiye konur. Bir de bundan başka tırtır baklavası vardır. Bunda ise açılan pazıya yine ceviz içi serpilir. Oklavaya sarılır, helezon şekli verilerek sıkıştırılıp oklava çıkarılır, kesildikten sonra tepsiye dizilir. Pişirilmesi ve şerbetlenişi baklavanınki gibidir.

TEL KADAYIF: Dökme yada kıyma olur. Pişmiş yufka ev makarnasından daha ince kıyılır, tepsiye tereyağı, ceviz içi ile yerleştirilip pişirilir. Üzerine şerbeti dökülür. isteyen şerbetine su yerine süt de katabilir. Bu halde "sütlü kadayıf "denir. Dökme kadayıf ise şöyle yapılır: Un ve sudan yapılan hamur, altında kömür olan bir sacın üstünde süzgeçten geçinilerek pişirilir. Ceviz içi ile birlikte tepsiye döşenir. Altına ve üstüne eritilmemiş yağ konur, fırına verilip kızarınca sıcağı ile sadece süt dökülür. Yeneceği zaman ise şerbeti dökülür.

UN HELVASI: Miyane helvası da denir. Önemli olan miyanenin rengini ayarlayabilmektir. Miyane yeterince kararınca şerbeti dökülür. Bu helvaya kaşık ile şekil verilir servis yapılır kaşık helvası da denir.

EKMEK HELVASI: Un ve tereyağın pembeleştirilir. Başka bir tencerede şerbeti kaynatılır. Karışımın kıvamı ele alınacak şeki1de olmalıdır. Limon tuzu da konan şerbet elle çevrilerek saç tel haline getirilir. Bu arada miyane tepsiye dökülür. Saç tel haline gelen karışım miyanenin üzenine konur. Üç-dört kişi bu karışıma miyaneyi yedirir ve tepsiye döker. Tane tane kesilerek servis yapılır. Yapıldıktan sonra bir iki gün içinde tüketilmelidir. Eğer yeterince iyi çekilmemişse içinden küçük şeker parçaları çıkabilir. Bunların kalmaması için tepsi ateşin üzenine konularak çevirme işlemi yapılabilir.

REÇELLER

Yörede yetişen kızılcık, vişne, böğürtlen, dağ çileği gibi meyvelerin reçelleri yapılmaktadır. gül yapraklarından da hoş kokulu reçeller hazırlanır. Özellikle Ramazan ayında gül reçeli sofranın vazgeçilmezlerindendir. Gerede'de kuru ve yaş kayısıdan da reçel yapılır.

MANTAR ÇESİTLERİ VE YEMEKLERİ

Yörenin yerli halkı, ilkbahar ve sonbaharda yetişen mantarların kavurarak yada böreklerde kullanarak tüketirler. Bu mantarlardan kanlıca, tereyağında kızartılarak yenir. Tellice mantarı önce haşlanır, eysıran yardımıyla dövülür. Soğan, kıyma ve yumurta ile kavrulur.

Kayışkan mantarı da ayni tellice gibi pişirilerek yenir. Cincile adı yenilen ve çok küçük ve kahverengi olan bu mantar da tereyağında kavrularak yenir.

MUTFAK ETNOGRAFYASI

Köylerde yemekler ocaklarda, kuzine sobalarda, maltızda, odun ve kömür ile;ekmekler, baklavalar ise evlerin bahçelerinde bulunan fırınlarda pişirilir. Yörede hemen hemen evde bulunan mutfak araç ve gereçlerinin bir kısmı şun1ardır:

Hamur Teknesi: Ağaçtan oyulması ile yapılan, boyutları değişen hamur kabıdır.


El Yaslagacı: Ağaçtan yapılan yassı ve küçük sapı olan bir alettir. Bazlamaç yapımında kullanılır.

Pislahaç: Genişliği yaklaşık el kadar olan, ağaçtan yapılmış, yassı ve sapı olan bir alettir. Gözleme, cizleme, yufka çevirmede kullanılır.

Eğsiran: Üçgen şeklinde olan, sapı, hamur kazımada kullanılan, 20-25 cm uzunluğunda demir parçasıdır.

Demir Sac: Yuvarlak şekilli saç parçasıdır. Altında ateş yakılarak uzerinde çizleme, gözleme ve yufka pişirilir.Bir de topraktan yapılan saç vardır. Bu sacda daha çok bazlamaç pişirilir.

Sac Ayağı: Üzerine tencere, taya, sac gibi şeyler koymak için yapılan, üç ayaklı, üçgen biçimindeki demir destektir.

Güveç: Topraktan yapılan pişirme kabıdır.

Sahan: Bakırdan yapılan, kapağı olan, kenarı düz veya iş1emeli tabaktır.

Helke: Taban dan, ağzı geniş, sapı olan uzunca bir kaptır. Daha çok süt konulur. Daha büyüğüne" stil" denir.

İbrik'Ubruk: Yandan kulplu, emzikli, boynu uzun, bakırdan yapılan su kabıdır.

Güğüm: İbriğin daha büyüğüne ve emziksiz olanıdır.

Bunlardan başka oklava, tabla, kazan, kevgin yörede kullanılan diğer mutfak araçlarıdır.

GEREDE’DE EĞİTİM VE ÖĞRETİM


İLKÖĞRETİM OKULLARI

Halil Nom İlköğretim Okulu: 1931 yılında 4 sınıflı olarak başladı.1944 yılında olan depremde tamamen yıkıldı.Yerine 5 sınıflı ve ek ilavelerle 8 dershaneli duruma getirildi.Bina tamamen yıprandığından,Gerede’li işadamları Ferhan ve Osman Nom kardeşler tarafından 1992 yılında yeni bina yapıldı.

Esentepe İlköğretim Okulu: 1922 yılında Misak-i Milli Okulu olarak açıldı.1944 depreminde yıkıldı.1985 yılında yeni binası ile hizmete girdi.

Seviller İlköğretim Okulu: 1965 Yılında ilköğretime açıldı.

100.Yıl ilköğretim Okulu: 1981 yılında hizmete girdi.

Dayıoğlu İlköğretim Okulu:1987 yılında eğitime açıldı.

M.Zeliha Güzelce İlköğretim Okulu:1999 yılında ilköğretime açıldı.

ORTA ÖĞRETİM KURUMLARI

1.Gerede Lisesi
2.Gerede İmam Hatip Lisesi
3.Gerede Ticaret Meslek Lisesi
4.Gerede Anadolu Kız Meslek Ve Kız Meslek Lisesi
5.İbrahim Koçbeyoğlu Sağlık Meslek Lisesi
6.Gerede Endüstri Meslek Lisesi
7.Gerede Anadolu Lisesi
8.Gerede Y.D.A. Lisesi

HALK EĞİTİM MERKEZİ MÜDÜRLÜĞÜ FAALİYETLERİ

A.Okuma –yazma kursları
B.Biçki-dikiş-boyama kursları
C.Halıcılık kursları
D.Halkoyunları(milli-mahalli) oyunları

SAĞLIK MERKEZLERİ

1.Gerede Devlet Hastanesi
2.Gerede Merkez Sağlık Ocağı
3.Gerede 2 Nolu Sağlık Ocağı

ATATÜRK GEREDE’DE

Ankara’dan Kızılcahamam yolu ile İstanbul’a hareket eden büyük kurtarıcı ulu önder Mustafa Kemal Atatürk kısa molalar verdiriyor.Yol tozlu ve oldukça bozuk olduğu halde, manzara çok güzeldi.Çam ormanlarının arasından geçilerek Gerede’ye gelindi.Saat 12 yi, takvimler ise 17 Temmuz 1934 ü gösteriyordu.

Gerede’ye gelindiğinde yollara halıların serili olduğu görüldü.Tüm ilçede bir bayram havası esiyordu. Çevre köylerden gelen vatandaşlar gaziye hoş geldin diyorlardı.

İlçenin mesire yeri olan ve yoldan bir kilometre kadar içerideki Ramazan Dede’de büyük hazırlıklar yapılmış ve yemekler hazırlanmıştır.Atatürk burada ilçe eşrafı ile öğle yemeği yedi. Atatürk Gerede’den neşeli bir şekilde Bolu’ya hareket etti.Bu arada çam ağaçlarının altında püfür püfür esen rüzgarlarla serinlemiş olduğundan buranın adının “ Esentepe “ olmasının daha uygun olacağını da söylemişti. Ulu önderin bu sözleri benimsendi. Bölge Esentepe olarak anılmaya başlanmıştır.
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Paylaş!
Adminv
FєαrLєss α∂мιη
********
Administrator
user avatar
Çevrimdışı

Mesajlar: 6,552
Katılım: Feb 2007
Rep Puanı: 136


Kişisel Bilgileri: v
Konu Tarihi: 05-11-2007 08:31 PM
ellerine sağlık plş için tşk
Prince imzası
İŞKALDEKİ GÜNLERİNİ UNUTMA
ATATÜRK'E DİL UZATMA SEBEBSİZ
SEN ANAN DAN GENE ÇIKARDIN ANMA
BABAN KİMDİ BİLEMEZSİN ŞEREFSİZ

ANLAYANLARA ..................


Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Paylaş!
Princev
YANLIZ PRINCE
********
Administrator
user avatar
Çevrimdışı

Mesajlar: 5,906
Katılım: Feb 2007
Rep Puanı: 56


Kişisel Bilgileri: v
Konu Tarihi: 05-26-2007 04:19 PM
valla nüfus kağıdımda doğum yeri gerede geçiyo ama ben ordan sadece geçiyom...hiç gezmedim..Uzgun
miyesser imzası
[Resim: dance13pgax6qe8.gif]


Sevgili miyesser,  Bolu Forum a  Hosgeldiniz...  Uyelik Tarihiniz May 2007.

İmzanızı Kullanıcı KP den Düzenleyebilirisiniz
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Paylaş!
miyesserv

Üye
user avatar
Uzakta

Mesajlar: 5
Katılım: May 2007
Rep Puanı: 0


Kişisel Bilgileri: v
Konu Tarihi: 05-26-2007 09:47 PM
bende mengenı cok merak edıyorum bolunun tek bıldıgım ılcesı mudurnu o yuzden yonetıcı arıyoruz
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Paylaş!
Adminv
FєαrLєss α∂мιη
********
Administrator
user avatar
Çevrimdışı

Mesajlar: 6,552
Katılım: Feb 2007
Rep Puanı: 136


Kişisel Bilgileri: v
Konu Tarihi: 06-10-2007 03:22 AM
miyesser'e takıldım kaldım.
"" valla nüfus kağıdımda doğum yeri gerede geçiyo ama ben ordan sadece geçiyom ""
ne güzel bir tanımlama...
mavideniz imzası
mai
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Paylaş!
mavidenizv

Üye

Çevrimdışı

Mesajlar: 5
Katılım: May 2007
Rep Puanı: 0


Kişisel Bilgileri: v
Konu Tarihi: 06-10-2007 03:16 PM
mavideniz demiş ki:miyesser'e takıldım kaldım.
   "" valla nüfus kağıdımda doğum yeri gerede geçiyo ama ben ordan sadece geçiyom ""
ne güzel bir tanımlama...


hakkaeten ben buna hıc dıkkat etmemıstım SevinçliSevinçli
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Paylaş!
Adminv
FєαrLєss α∂мιη
********
Administrator
user avatar
Çevrimdışı

Mesajlar: 6,552
Katılım: Feb 2007
Rep Puanı: 136


Kişisel Bilgileri: v
Konu Tarihi: 02-22-2010 01:07 AM
eline sağlıkBurda
bolu__14 imzası
bolu__14, Bolu Forum'a  Feb 2010. Tarihinde Katılmıştır..
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Paylaş!
bolu__14v

Üye
user avatar
Çevrimdışı

Mesajlar: 1
Katılım: Feb 2010
Rep Puanı: 0


Kişisel Bilgileri: v

« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Yeni Cevap  Konuyu Gönder 

((¯`»Gerede Tanıtımı ( Genel Bakış )«´¯))

Gerede Tanıtımı ( Genel Bakış ) Konusunun Linki Direk Link
Gerede Tanıtımı ( Genel Bakış ) Konusunun HTML Kodu HTML Link
Gerede Tanıtımı ( Genel Bakış ) Konusu BBCode Linki BBCode Link
Gerede Tanıtımı ( Genel Bakış ) Konusunu Paylaş Sosyal Paylaş



Foruma Git: