05-01-2008, 03:57 PM
Bebek', yılandan korkan şehzadeden 'Horhor', hor hor akan sudan geliyor
Aksaray: Fatih'in sadrazamı İshak Paşa, İç Anadolu
Bölgesi'ndeki Aksaray'ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan bölge
insanlarını bugünkü Aksaray semtinin bulunduğu yere gönderir.
Aksaraylılar da semte adlarını verirler.
Ahırkapı: Marmara Denizi'nin kıyısında yer alan yedi ahır
kapısından birisi olan bu semte, Padişah atlarının bulunduğu has ahırın
yanında yer aldığı için Ahırkapı ismi verildi.
Aşiyan: kuş yuvası
Aşiyan: Günümüzdeki ismini şair Tevfik Fikret'in burada
bulunan, Farsça'da kuş yuvası anlamına gelen 'Aşiyan' isimli evinden alıyor.
Bağlarbaşı: Semt, en ünlü bağ ve bahçelerin bir dönem burada
yer almasından dolayı bu adla anılıyor.
Bebek: Semtin isminin nereden geldiği konusunda iki rivayet
bulunuyor. Bunlardan ilki, Fatih Sultan Mehmet'in bölgeyi koruması için
gönderdiği bölükbaşının Bebek lakaplı olması. Diğeri ise padişahın
semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan
sonra bahçesinin bebek bahçesi olarak anılması.
Beşiktaş: İlk görüş, semtin ismini Barbaros Hayrettin
Paşa'nın gemilerini bağlamak için diktirdiği beş taştan aldığı yönünde. Diğeri ise
bir papazın burada yaptığı kiliseye Kudüs'ten getirdiği beşik taşını
koyduğu ve ismin buradan geldiği yönünde.
Beyazıt: Sultan II. Beyazıt'ın buraya kendi ismiyle anılacak
bir külliye yaptırmasından sonra semt, Beyazıt olarak anılmaya başladı.
Beyoğlu: Semtin isminin nerden geldiği konusunda çeşitli
rivayetler bulunuyor. Bunlardan ilkine göre, İslamiyet'i kabul edip
burada oturmaya başlayan Pontus Prensinden adını alıyor semt. Diğerine göreyse,
'Bey Oğlu' diye anılan Venedik Prensinin burada oturmasından geliyor
semtin adı. Son bir rivayet de, burada oturan Venedik elçisine, yazışmalarda,
"Beyoğlu" diye hitap edilmesinden semtin bu adla anıldığını söylüyor.
Bakırköy: Bizanslıların 'Makri Hori' dedikleri semt, 14.
yüzyılda Osmanlıların eline geçince 'Makriköy' adını aldı. 1925'te ulusal
sınırlar içindeki yabancı kökenli adların değiştirilmesi sırasında
Atatürk'ün isteğiyle semt Bakırköy adını aldı.
Bostancı: Semt, adını eskiden her türlü meyve ve sebzenin
yetiştirildiği bostanlardan biri olmasından alıyor.
Depremde çatlayan kapı
Çatladıkapı: Bizans zamanında yapılan surların Sidera adı
bir verilen kapısı, 1532 tarihinde meydana gelen depremde çatlayınca, hem
semt hem de kapı Çatladıkapı olarak anılmaya başladı.
Çemberlitaş: Bizans'ın en önemli meydanlarından Constantinus
Forumu'nun bulunduğu yerdeki büyük sütunlardan birisi olan Çemberlitaş,
semte adını verdi.
Çengelköy: Eskiden gemi çapaları bu köyde yapıldığı için
isminin buradan geldiği tahmin ediliyor.
Çıksalın: Güzel manzaralı, geniş bir çevreye hakim olan
bölgeye, halk arasında "çık, salın" denilmeye başlandı.
Eminönü: Osmanlı döneminde çarşıdaki esnafı denetleme
yetkisi'Emin'lere aitti. Semt, adını burada bulunan 'Gümrük Eminliği'nden
alıyor.
Feriköy: Semt adını Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz
dönemlerinde yaşayan Madam Feri'den alıyor. Bölgede bulunan geniş
topraklar padişah tarafından Madam Feri'nin eşine bağışlanmıştı. Ama eşi ölünce
semt onun ismiyle anılmaya başlandı.
Galata: Gala, Rumca da "süt" anlamına geliyor. Bir rivayete
göre Galata'nın adı semtteki süthanelere gönderme yapılarak türetildi.
Başka bir görüşe göre ise İtalyanca 'denize inen yol' anlamına gelen
galata' kelimesi düşünülerek bu isim verildi.
Horhor: Fatih'te bulunan semt, adını Horhor çeşmesinden
alıyor. Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet bölge civarında yürürken yerin
altından su sesleri duyar ve yanındakilere, "Buraya bir çeşme yapın
baksanıza 'hor hor' su sesleri geliyor" der ve buraya bir çeşme yapılır.
Çeşme de semt de Horhor ismiyle anılmaya başlar.
Okmeydanı: Fetih Ordusu kuşatmanın bir kısmını burada
kurulan karargâhta geçirmiş. Semtin ismi de böylelikle Okmeydanı olarak kalmış.
Şişli: Şiş yapımıyla uğraşan ve Şişçiler diye anılan bir
ailenin burada bir konağı olduğu ve 'Şişçilerin Konağı'nın zamanla
değişikliğe uğrayarak 'Şişlilerin Konağı' hâline gelmesiyle semtin adının
Şişli olarak kaldığı anlatılıyor.
Şaşkınbakkal: Henüz yerleşimin olmadığı dönemlerde yaz
günleri denizden yararlanmak için bölgeye gelenlere bir bakkal dükkanı açıldığını
görenler, burada iş yapılmayacağını düşünerek bakkala "şaşkın bakkal"
yakıştırması yaptılar. Bundan sonra da semt Şaşkınbakkal olarak anılmaya
başlandı.
Sütlüce: Bugün Sütlüce semtinin olduğu yerde Süt Menbat
isimli bir Rum köyü vardı. Köyün bir köşesindeki bakır bir kadın heykelinin
memelerinden su akar; bu suyun, kadınların sütünü çoğalttığına
inanılırdı.Bundan dolayı semt, Sütlüce olarak anılır oldu.
Tahtakale: Sözlük anlamı 'kale altı' olan Taht-el-kale'nin
bozulmasıyla Tahtakale'ye dönüşen semtin, Mercan ya da Beyazıt
dolaylarındaki eski sur benzeri yapının aşağı kotunda yer aldığı için bu
ismi aldığı tahmin ediliyor.
Taksim: Osmanlı zamanında sucuların; suyu, halka taksim
ettikleri yer, Taksim olarak anılmaya başlandı.
Teşvikiye: Sultan Abdülmecit'in bir mahalle kurulması için
teşvikte bulunduğu semtin adı Teşvikiye olarak kaldı. Bu durumu, Harbiye
Karakolu ile Rumeli ve Valikonağı Caddelerinin kesiştiği kavşakta bulunan
iki taş belgeleliyor.
Unkapanı: Bazı satış yerlerinde Arapça'da 'Kabban' adını
taşıyan büyük teraziler bulunduğundan, buraları Kapan adını taşırdı.
Sahiline buğday ve arpa yüklü gemiler demirlediğinden, semt bu adı aldı.
Üsküdar: Bizans devrinde, Skutari denilen asker kışlaları,
şehrin bu yakasında yer aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu. Bu
isim zamanla Üsküdar'a dönüştü.
Veliefendi: Hipodrom bir zamanlar Şeyhülislam Veli
Efendi'nin sahibi olduğu topraklar üzerinde kurulduğundan semtin adı Veli Efendi'yle
anılıyor.
9 dilde İstanbul
İstanbul'un pek çok dilde çok farklı isimleri bulunuyor.
Grekçe: Vizantion
Latince: Bizantium, Antoninya, Alma Roma, Nova Roma
Rumca: Konstantinopolis, İstinpolin, Megali Polis, Kalipolis
Slavca: Çargrad, Konstantingrad
Vikingce: Miklagord
Ermenice: Vizant, Stimbol, Esdambol, Eskomboli
Arapça: Bizantiya, el-Mahsura, Kustantina el-uzma
Selçuklular zamanında: Konstantiniyye, Mahrusa-i
Konstantiniyye, Stambul
Osmanlıca'da: Dersaadet, Deraliyye, Mahrusa-i Saltanat,
İstanbul, İslambol, Darü's-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye,
Darü'l-Hilafetü'l Aliye, Payitaht-ı Saltanat, Dergah-ı Mualla, Südde-i
Saadet
Aksaray: Fatih'in sadrazamı İshak Paşa, İç Anadolu
Bölgesi'ndeki Aksaray'ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan bölge
insanlarını bugünkü Aksaray semtinin bulunduğu yere gönderir.
Aksaraylılar da semte adlarını verirler.
Ahırkapı: Marmara Denizi'nin kıyısında yer alan yedi ahır
kapısından birisi olan bu semte, Padişah atlarının bulunduğu has ahırın
yanında yer aldığı için Ahırkapı ismi verildi.
Aşiyan: kuş yuvası
Aşiyan: Günümüzdeki ismini şair Tevfik Fikret'in burada
bulunan, Farsça'da kuş yuvası anlamına gelen 'Aşiyan' isimli evinden alıyor.
Bağlarbaşı: Semt, en ünlü bağ ve bahçelerin bir dönem burada
yer almasından dolayı bu adla anılıyor.
Bebek: Semtin isminin nereden geldiği konusunda iki rivayet
bulunuyor. Bunlardan ilki, Fatih Sultan Mehmet'in bölgeyi koruması için
gönderdiği bölükbaşının Bebek lakaplı olması. Diğeri ise padişahın
semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan
sonra bahçesinin bebek bahçesi olarak anılması.
Beşiktaş: İlk görüş, semtin ismini Barbaros Hayrettin
Paşa'nın gemilerini bağlamak için diktirdiği beş taştan aldığı yönünde. Diğeri ise
bir papazın burada yaptığı kiliseye Kudüs'ten getirdiği beşik taşını
koyduğu ve ismin buradan geldiği yönünde.
Beyazıt: Sultan II. Beyazıt'ın buraya kendi ismiyle anılacak
bir külliye yaptırmasından sonra semt, Beyazıt olarak anılmaya başladı.
Beyoğlu: Semtin isminin nerden geldiği konusunda çeşitli
rivayetler bulunuyor. Bunlardan ilkine göre, İslamiyet'i kabul edip
burada oturmaya başlayan Pontus Prensinden adını alıyor semt. Diğerine göreyse,
'Bey Oğlu' diye anılan Venedik Prensinin burada oturmasından geliyor
semtin adı. Son bir rivayet de, burada oturan Venedik elçisine, yazışmalarda,
"Beyoğlu" diye hitap edilmesinden semtin bu adla anıldığını söylüyor.
Bakırköy: Bizanslıların 'Makri Hori' dedikleri semt, 14.
yüzyılda Osmanlıların eline geçince 'Makriköy' adını aldı. 1925'te ulusal
sınırlar içindeki yabancı kökenli adların değiştirilmesi sırasında
Atatürk'ün isteğiyle semt Bakırköy adını aldı.
Bostancı: Semt, adını eskiden her türlü meyve ve sebzenin
yetiştirildiği bostanlardan biri olmasından alıyor.
Depremde çatlayan kapı
Çatladıkapı: Bizans zamanında yapılan surların Sidera adı
bir verilen kapısı, 1532 tarihinde meydana gelen depremde çatlayınca, hem
semt hem de kapı Çatladıkapı olarak anılmaya başladı.
Çemberlitaş: Bizans'ın en önemli meydanlarından Constantinus
Forumu'nun bulunduğu yerdeki büyük sütunlardan birisi olan Çemberlitaş,
semte adını verdi.
Çengelköy: Eskiden gemi çapaları bu köyde yapıldığı için
isminin buradan geldiği tahmin ediliyor.
Çıksalın: Güzel manzaralı, geniş bir çevreye hakim olan
bölgeye, halk arasında "çık, salın" denilmeye başlandı.
Eminönü: Osmanlı döneminde çarşıdaki esnafı denetleme
yetkisi'Emin'lere aitti. Semt, adını burada bulunan 'Gümrük Eminliği'nden
alıyor.
Feriköy: Semt adını Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz
dönemlerinde yaşayan Madam Feri'den alıyor. Bölgede bulunan geniş
topraklar padişah tarafından Madam Feri'nin eşine bağışlanmıştı. Ama eşi ölünce
semt onun ismiyle anılmaya başlandı.
Galata: Gala, Rumca da "süt" anlamına geliyor. Bir rivayete
göre Galata'nın adı semtteki süthanelere gönderme yapılarak türetildi.
Başka bir görüşe göre ise İtalyanca 'denize inen yol' anlamına gelen
galata' kelimesi düşünülerek bu isim verildi.
Horhor: Fatih'te bulunan semt, adını Horhor çeşmesinden
alıyor. Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet bölge civarında yürürken yerin
altından su sesleri duyar ve yanındakilere, "Buraya bir çeşme yapın
baksanıza 'hor hor' su sesleri geliyor" der ve buraya bir çeşme yapılır.
Çeşme de semt de Horhor ismiyle anılmaya başlar.
Okmeydanı: Fetih Ordusu kuşatmanın bir kısmını burada
kurulan karargâhta geçirmiş. Semtin ismi de böylelikle Okmeydanı olarak kalmış.
Şişli: Şiş yapımıyla uğraşan ve Şişçiler diye anılan bir
ailenin burada bir konağı olduğu ve 'Şişçilerin Konağı'nın zamanla
değişikliğe uğrayarak 'Şişlilerin Konağı' hâline gelmesiyle semtin adının
Şişli olarak kaldığı anlatılıyor.
Şaşkınbakkal: Henüz yerleşimin olmadığı dönemlerde yaz
günleri denizden yararlanmak için bölgeye gelenlere bir bakkal dükkanı açıldığını
görenler, burada iş yapılmayacağını düşünerek bakkala "şaşkın bakkal"
yakıştırması yaptılar. Bundan sonra da semt Şaşkınbakkal olarak anılmaya
başlandı.
Sütlüce: Bugün Sütlüce semtinin olduğu yerde Süt Menbat
isimli bir Rum köyü vardı. Köyün bir köşesindeki bakır bir kadın heykelinin
memelerinden su akar; bu suyun, kadınların sütünü çoğalttığına
inanılırdı.Bundan dolayı semt, Sütlüce olarak anılır oldu.
Tahtakale: Sözlük anlamı 'kale altı' olan Taht-el-kale'nin
bozulmasıyla Tahtakale'ye dönüşen semtin, Mercan ya da Beyazıt
dolaylarındaki eski sur benzeri yapının aşağı kotunda yer aldığı için bu
ismi aldığı tahmin ediliyor.
Taksim: Osmanlı zamanında sucuların; suyu, halka taksim
ettikleri yer, Taksim olarak anılmaya başlandı.
Teşvikiye: Sultan Abdülmecit'in bir mahalle kurulması için
teşvikte bulunduğu semtin adı Teşvikiye olarak kaldı. Bu durumu, Harbiye
Karakolu ile Rumeli ve Valikonağı Caddelerinin kesiştiği kavşakta bulunan
iki taş belgeleliyor.
Unkapanı: Bazı satış yerlerinde Arapça'da 'Kabban' adını
taşıyan büyük teraziler bulunduğundan, buraları Kapan adını taşırdı.
Sahiline buğday ve arpa yüklü gemiler demirlediğinden, semt bu adı aldı.
Üsküdar: Bizans devrinde, Skutari denilen asker kışlaları,
şehrin bu yakasında yer aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu. Bu
isim zamanla Üsküdar'a dönüştü.
Veliefendi: Hipodrom bir zamanlar Şeyhülislam Veli
Efendi'nin sahibi olduğu topraklar üzerinde kurulduğundan semtin adı Veli Efendi'yle
anılıyor.
9 dilde İstanbul
İstanbul'un pek çok dilde çok farklı isimleri bulunuyor.
Grekçe: Vizantion
Latince: Bizantium, Antoninya, Alma Roma, Nova Roma
Rumca: Konstantinopolis, İstinpolin, Megali Polis, Kalipolis
Slavca: Çargrad, Konstantingrad
Vikingce: Miklagord
Ermenice: Vizant, Stimbol, Esdambol, Eskomboli
Arapça: Bizantiya, el-Mahsura, Kustantina el-uzma
Selçuklular zamanında: Konstantiniyye, Mahrusa-i
Konstantiniyye, Stambul
Osmanlıca'da: Dersaadet, Deraliyye, Mahrusa-i Saltanat,
İstanbul, İslambol, Darü's-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye,
Darü'l-Hilafetü'l Aliye, Payitaht-ı Saltanat, Dergah-ı Mualla, Südde-i
Saadet